HABER-Faruk BALIKÇI
Türk Ceza Kanunu’nda değişiklik yapılması hakkında TBMM’ye kanun teklifi sunan Koçyiğit ve Temelli, Türkiye’de nefret suçları ve nefret söylemine ilişkin kapsamlı, açık ve etkili bir ceza hukuku düzenlemesinin bulunmadığını ve Türk Ceza Kanunu’nun 122. maddesi “Nefret ve Ayrımcılık” başlığını taşımakla birlikte, nefret suçunun temel unsurlarını karşılamaktan uzak olduğunu belirtildi. TBMM’ye gönderilen kanun teklifinde şöyle denildi:
“NEFRET SUÇLARI MÜNFERİT DEĞİLDİR”
“Cinsel yönelim, cinsiyet kimliği ve etnik köken gibi uluslararası hukukta açıkça korunan ayrımcılık temellerinin madde metninde yer almaması, düzenlemeyi daha da işlevsiz kılmaktadır. Türkiye’de yaşanan Hrant Dink cinayeti, Madımak Katliamı, Kürtlere, Alevilere, gayrimüslimlere, Romanlara, göçmenlere, LGBTİ+ bireylere, kadınlara yönelik çok sayıda hem fiziksel hem sözlü saldırı, nefret suçlarının münferit değil yapısal bir sorun olduğunu açıkça göstermektedir.
ZANA’YA YÖNELİK IRKÇI TEZAHÜRATLAR KARŞISINDAETKİLİ CEZA SORUŞTURMASI YÜRÜTÜLMEDİ
Son olarak 2025 yılında bir spor müsabakasında Kürt siyasetçi Leyla Zana’ya yönelik cinsiyetçi, ırkçı ve nefret içeren tezahüratlar karşısında etkili bir ceza soruşturması yürütülmemesi, mevcut yasal çerçevenin yetersizliğini bir kez daha ortaya koymuştur. Şüphesiz yasal çerçeve de yeterli olmayıp nefret suçlarının cezalandırılabilmesi için insan haklarına dayalı demokratik bir hukuk devletinin ve yargı bağımsızlığının Nefret suçlarının ceza mevzuatında açık ve kapsayıcı biçimde düzenlenmesi, suçun mağdurları açısından gördüğü zararların telafisinin yanı sıra; toplumsal barışın, eşit yurttaşlığın ve demokratik hukuk devletinin korunması açısından da zorunludur.
“YASAL BOŞLUK GİDERİLMELİDİR”
Bu kanun teklifiyle, nefret saikiyle işlenen suçların açık biçimde tanımlanması, korunan grupların uluslararası insan hakları standartlarına uygun şekilde belirlenmesi ve nefret suçlarıyla etkin mücadele edilmesine yönelik yasal boşluğun giderilmesi amaçlanmaktadır.