ÖZEL HABER - Mehmet TÜRK
HÜDA-PAR Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu, katıldığı bir televizyon programında Suriye’deki son gelişmeler, YPG/ABD ilişkileri ve PKK’nın silahsızlandırılması ve kardeşliğin yeniden tesis edilmesi sürecine dair kapsamlı değerlendirmelerde bulundu.
ABD’nin gücü eline geçirdiği günden bu yana tüm dünyaya hükmetme hedefinde olduğunu belirten Yapıcıoğlu, Washington yönetiminin artık diplomatik dili bir kenara bırakarak açıkça tehdit diline sarıldığını söyledi.
Yapıcıoğlu, "Amerika, 'Benim istediğim gibi davranmazsanız sizi ya vergilerinizi artırmakla ya da doğrudan güç kullanmakla tehdit ediyorum' diyor. Eskiden biraz daha diplomatik bir dil kullanırlardı. Şimdi yeni dünya düzeni değil, bir gazetecinin tabiriyle 'Deli Dünya Düzeni' var. Bir deli ya da deli numarası yapan birisi bütün dünyaya ayar vermeye çalışıyor. Amerikan dış politikasının iki temel parametresi vardır; birisi kendi çıkarları, öbürü siyonist israilin güvenliği. İslam dünyasının güçsüz, iradesiz ve kendisine tabi olmasını istiyor." ifadelerini kullandı.
"SURİYE'DE ÇÖZÜMÜN YOLU MÜZAKEREDİR"
Suriye'de yaşanan son gelişmeleri, 10 Mart Mutabakatı'nı ve sahadaki durumu değerlendiren Yapıcıoğlu, büyük bir çatışmanın yaşanmamasının sevindirici olduğunu dile getirdi.
Suriye halkının 14 yıldır çok büyük acılar çektiğini hatırlatan Yapıcıoğlu, şu değerlendirmelerde bulundu:
"Suriye halkı yeterince acı çekti. Kürt’ü, Arap’ı, Türkmen’i, Müslümanı ve gayrimüslimiyle herkes zarar gördü. Biz en başından beri çözümün diyalogla olacağını söyledik. Suriye'de bir mutabakata varılmış olması bizi sevindirdi. Bizim çağrımız oydu zaten; oturun, konuşun, anlaşın. Madem yeni bir sistem kuruluyor, bu adalet temelinde olmalı ve herkes kendini orada bulabilmeli. Arap da Türkmen de Kürt de 'Şam benim de başkentimdir' diyebilmeli. Oluşturulan yeni devlet ‘beni de temsil ediyor’ diyebilmeli; adil bir şekilde bir temsil olmalı ve mutlaka adalet temelinde sistem şekillenmeli."
" 'SURİYE ARAP CUMHURİYETİ' İSİMLENDİRMESİ AYRIŞTIRICIDIR"
Yeni anayasa ve sistem tartışmalarına da değinen Yapıcıoğlu, devletin ismindeki etnik vurgunun yanlışlığına dikkat çekti. Yapıcıoğlu, " Suriye Arap Cumhuriyeti olarak isimlendirilmesi ya da asker bir yere doğru hareket ettiğinde işte Suriye Arap Ordusu ilerliyor, bunlar doğru tabirler, doğru isimlendirmeler değil. Bunlar inciticidir. Bu, ayrıştırmayı getirir. Hatta birileri ayrışma olsun diye belki bunları yapıyor. Sonuç itibariyle bunlar insanı doğru yere götürmez." dedi.
"ABD TAKTİK ORTAKLARINI KULLANILMIŞ BİR PEÇETE GİBİ ATAR"
ABD’nin Suriye’deki varlığının ve YPG/SDG ile ilişkisinin tamamen kendi çıkarlarına dayalı olduğunu vurgulayan Yapıcıoğlu, "ABD, SDG/YPG'ye 'Biz size çok para verdik, siz de bizim için savaştınız' diyor. O dönemde PYD yetkilileri 'Sizin tek bir askerinizin burnu kanamadı, biz 11 bin şehit verdik' demişti. Bugün Amerika da bunu kabul ediyor; 'Evet, bizim için savaştılar' ama şunu söylüyorlar: 'Biz sizi IŞİD’e karşı, Suriye'deki Baas rejimine karşı ve onun ortakları olan Rusya ve İran'a karşı koruyacağız diye söz verdik. Bundan başkası size askeri olarak yöneldiğinde biz sizi onlara karşı savaşacağız diye biz hiçbir zaman söz vermedik ki.' ABD, stratejik değil, taktiksel dostluklar kurar. İşi bittiğinde o taktik ortağını kullanılmış bir peçete gibi buruşturup çöpe atar. YPG/SDG'ye verilen milyar dolarlar halka gitmedi, tünellere gitti. Biz, zamanında uyardık; 'Milletin çocuklarını Amerika’nın çıkarları için öldürtmeyin' dedik" diye konuştu.





