ÖZEL HABER-Güneş OCAĞA
Diyarbakır'da yükselen konut fiyatları ve tartışmalı imar politikalarına dair konuşan GGC Başkanı Felat Bozarslan, gazeteci Hatice Kamer, yazar Şeyhmus Diken ve gazeteci Bekir Güneş, kentte konutun temel bir barınma hakkı olmaktan çıkarak rant ve yatırım aracına dönüştüğünü vurgulayarak, sosyal konut üretiminin artırılması, şeffaf imar süreçlerinin işletilmesi ve kamu yararını önceleyen bir şehircilik anlayışının hayata geçirilmesi çağrısında bulundu.
HATİCE KAMER: ŞEHİR KİM İÇİN PLANLANIYOR?
Gazeteci Hatice Kamer Diyarbakır'ın imar politikalarını çok yönlü eleştirerek, kentin geleceğinin kamu yararı yerine farklı ekonomik beklentiler doğrultusunda şekillendiğini savundu.
“TEMEL PLANLAMA İLKELERİ GÖZ ARDI EDİLİYOR”
Yatay mimariye uygun bir coğrafyada yüksek katlı yapıların teşvik edilmesini eleştiren Kamer, deprem gerçeği, iklim koşulları ve yeşil alanların korunması gibi temel planlama ilkelerinin göz ardı edildiğini ifade etti.
“DERİN YOKSULLUĞUN YAŞANDIĞI KENTTE LÜKS KONUTLAR KİMİN İÇİN İNŞA EDİLİYOR”
Kentte milyonlarca liralık lüks konutların inşa edildiğini hatırlatan Kamer, "Derin yoksulluğun yaşandığı bir kentte bu konutlar kimler için yapılıyor? Şehirde bu kadar alım gücüne sahip insan var mı?" sorularını yöneltti.
“İMAR KARARLARI ŞEFFAF BİR ŞEKİLDE YÜRÜTÜLSÜN”
Kamer, geçmişte büyük tartışmalara neden olan Kırklar Dağı imar sürecini de hatırlatarak, imar kararlarının şeffaf yürütülmesi ve halkın karar alma süreçlerine doğrudan katılması gerektiğini söyledi. Yerel yönetimlerde liyakat esaslı kadrolaşmanın ve etkin denetimin önemine vurgu yapan Kamer, rant odaklı uygulamalara izin verilmemesi gerektiğini dile getirdi.
ŞEYHMUS DİKEN: İMAR POLİTİKALARI ÜST GELİR GRUBUNA HİZMET EDİYOR
Yazar Şeyhmus Diken ise Diyarbakır'daki mevcut imar anlayışının uzun yıllardır kamu yararından çok üst gelir grubuna yönelik villa ve lüks site projelerini teşvik ettiğini savundu. Yeni imara açılması planlanan alanların öncelikle düşük ve orta gelir grubunun konut ihtiyacını karşılayacak şekilde değerlendirilmesi gerektiğini belirten Diken, sosyal donatı alanlarını da içeren uygun maliyetli konut üretiminin zorunlu hale getirilmesini önerdi.
“STK’LAR ŞEHİRCİLİK POLİTİKALARI KONUSUNDA DAHA GÜÇLÜ TUTUM SERGİLEMELİ”
Kentte faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşlarının bu süreçte yeterince etkin olmadığını ifade eden Diken, özellikle meslek odaları ile kent platformlarının kamu yararını önceleyen şehircilik politikaları konusunda daha güçlü bir tutum sergilemesi gerektiğini söyledi.
FELAT BOZARSLAN: KONUT, TEMEL İHTİYAÇ OLMAKTAN ÇIKTI
GGC Başkanı Felat Bozarslan ise, Diyarbakır'da arazi ve konut piyasasının önemli bir rant alanına dönüştüğünü belirterek, yasa dışı faaliyetlerden elde edilen kara paranın gayrimenkul yatırımları aracılığıyla aklandığı yönündeki iddiaların da konut fiyatlarını artıran etkenlerden biri olduğunu söyledi.
“DAR VE ORTA GELİRLİ VATANDAŞLAR KONUTA ERİŞEMİYOR”
Bozarslan, bu durumun özellikle dar ve orta gelirli vatandaşların konuta erişimini her geçen gün zorlaştırdığını ifade ederek, "Barınma anayasal bir haktır. Devletin güvenli, sağlıklı ve erişilebilir konut üretimine yönelik gerekli adımları atması gerekirken mevcut toplu konut çalışmaları ihtiyacı karşılamaktan uzaktır" dedi.
“SOSYAL KONUTLAR HAYATA GEÇİRİLMELİ”
Yeni imar alanlarının uzun süredir açılamaması, nüfus artışı, yükselen inşaat maliyetleri ve spekülatif fiyat hareketlerinin hem kira hem de konut satış fiyatlarını toplumun büyük bölümü için erişilemez hale getirdiğini dile getiren Bozarslan, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile yerel yönetimlerin iş birliği içinde sosyal konut projelerini hızla hayata geçirmesi gerektiğini vurguladı.
Bozarslan ayrıca, nüfus artışına uygun yeni yaşam alanlarının planlanması, konut yapı kooperatiflerinin desteklenmesi, altyapısı tamamlanan bölgelerin kontrollü şekilde imara açılması ve arsa spekülasyonunu önleyecek etkin denetim mekanizmalarının oluşturulmasının önemine dikkat çekti.
BEKİR GÜNEŞ, SOSYAL MEDYADAKİ ‘İMAR’ TARTIŞMALARINA DİKKAT ÇEKTİ
Diyarbakır’da imar planlarında yapılmak istenen değişiklikler nedeniyle sosyal medyada yürütülen tartışmalara dikkat çeken gazeteci Bekir Güneş, şu değerlendirmelerde bulundu:
“Diyarbakır’da ‘imar’ tartışmaları sosyal medyada oldukça geniş yer buldu. Özellikle ulusal ve yerel ölçekte künyesi belli olmayan bazı sayfaların bu konuyu yoğun şekilde gündeme taşıdığı görüldü. Bu sayfaların niyetinin ne olduğu konusunda kesin bir bilgiye sahip değiliz, ancak çeşitli tahminler yürütülebilir.
“BELEDİYENİN AÇIKLAMALARI KAMUOYUNU TATMİN ETMEKTEN UZAK”
Öte yandan belediyenin yaptığı açıklamalar da kamuoyunu tatmin etmekten uzak kaldı ve tartışmaları daha da içinden çıkılamaz bir hale getirdi. Yapılan işlemlerin yasalara uygun olduğunun özellikle vurgulanması ise tek başına anlamlı bir karşılık oluşturmuyor. Zira benzer şekilde kayyum yönetimleri de yaptıkları uygulamaları yasal çerçeveye dayandırabiliyor.
“ÖNEMLİ OLAN HALKÇI NİTELİK TAŞIMASI VE EKOLOJİK YANI”
Burada asıl mesele, uygulamaların halka uygunluğu, halkçı bir nitelik taşıyıp taşımadığı ve ekolojik açıdan ne tür sonuçlar doğurduğudur. Eğer bu sorulara tatmin edici yanıtlar verilmiyorsa, konu doğal olarak tartışmaya açık hale gelir.
“BELEDİYE KENDİSİNİ TARTIŞMALI HALE GETİRDİ”
Bu açıdan bakıldığında, belediyenin yaptıklarından ziyade gerçekleştirdiği açıklamalarla kendisini daha fazla tartışılır bir konuma getirdiği söylenebilir.”
“İMAR ALANLARINA ORTAK KARAR VERİLMELİ”
Diyarbakır’da yeni imar alanlarının açılıp açılmamasına ilişkin tartışmalara da değinen Güneş, sürecin kent bileşenleri ve meslek örgütlerinin ortak kararıyla yürütülmesi gerektiğini vurgulayarak, şunları söyledi:
“Diyarbakır’da yeni imar alanlarının açılıp açılmaması konusu, elbette kent bileşenlerinin ve TMMOB’un ortak değerlendirmesiyle belirlenmesi gereken bir husustur. Bu süreç, halkın ihtiyaçları doğrultusunda ve şeffaf bir şekilde yürütülmelidir. Ancak kararların müteahhitlerin ve sermayedarların ihtiyaçlarına göre şekillendiği yönünde bir izlenim oluşursa, burada ciddi bir sorun var demektir.
“BANA GÖRE YENİ İMAR ALANLARINA İHTİYAÇ YOKTUR”
Bana göre Diyarbakır’da yeni imar alanlarına ihtiyaç yoktur. Asıl ihtiyaç duyanlar, sınırsız kar hırsı taşıyan müteahhitlerdir. Daire fiyatlarının bu kadar yükselmesinin nedeni, yeni imar alanlarının açılmaması değil; sermaye sahiplerinin yüksek kâr beklentileridir.
“YETERLİ BİR DENETİM MEKANİZMASI YOK”
Ne yazık ki, yeterli bir denetim mekanizmasının olmaması nedeniyle herkes kendi piyasa düzenini oluşturmaktadır. Bu noktada kamu kurumları ve belediyeler, sermaye gruplarının çıkarları için mi yoksa halkın ihtiyaçları için mi karar vereceklerine net bir şekilde karar vermelidir.
“GAZETECİLER DAHA DİKKATLİ OLMALI”
Beni en çok üzen konulardan biri de yerel basının önemli bir kısmının, halkın bakış açısından ziyade sermaye sahiplerinin perspektifiyle meseleye yaklaşmasıdır. Gazetecilerin bu konuda daha dikkatli olması gerekir. Aksi halde, ileride Diyarbakır’da ne yeterli yeşil alan ne de sosyal yaşam alanı kalacaktır. Şehir her tarafı lüks villalarla dolmuş bir yapıya dönüşebilir. Bu durumda dar gelirli kesimler şehirden uzaklaşmak zorunda kalabilir; çünkü kent, giderek yalnızca belirli bir gelir grubuna hitap eder hale gelir.”