ÖZEL HABER/Güneş OCAĞA
Diyarbakır’da artan yoksulluk nedeniyle bazı firmaların çöpe attığı gıda ürünlerinin vatandaşlar tarafından konteynerlerden toplanması görüntüleri sürekli kamuoyuna yansırken, marketlerde indirimli satılan Tavsiye Edilen Tüketim Tarihi (TETT) ve Son Tüketim Tarihi (STT) ürünlere olan ilgi de artıyor. Ekonomik sıkıntılar ve düşen alım gücü, vatandaşları daha ucuz ürünlere yöneltiyor.
FAO’NUN İSRAFI AZALTMAYA YÖNELİK HAYATA GEÇİRDİĞİ İKİ AYRI UYGULAMA
TMMOB Gıda Mühendisleri Odası Diyarbakır İl Temsilcisi Nevzat Bayram, raf ömrü geçmiş ürünlerin insan sağlığı üzerindeki etkilerine ilişkin gazetemiz Güneydoğu Ekspres’e önemli değerlendirmelerde bulundu. Bayram, geçmişte gıdalarda yalnızca ‘son tüketim tarihi’ kavramının kullanıldığını, ancak daha sonra Birleşmiş Milletler’e bağlı Dünya Gıda ve Tarım Örgütü’nün (FAO) gıda israfını azaltmaya yönelik tavsiye kararıyla iki farklı tarih uygulamasına geçildiğini söyledi.
“UZUN VADEDE ZARAR VERİYOR”
Raf ömrünü tamamlamış ürünlere dair iki ayrı kavramın kullanıldığına dikkat çeken Bayram şunları ifade etti:
“Gıdalarda artık ‘son tüketim tarihi’ ve ‘tavsiye edilen tüketim tarihi’ olmak üzere iki ayrı kavram kullanılıyor. Son tüketim tarihi; et, süt ve benzeri çabuk bozulabilen hayvansal ürünlerde uygulanıyor. Bu tarihin geçmesi halinde ürün mikrobiyolojik açıdan insan sağlığı için risk oluşturabiliyor. Son tüketim tarihi geçmiş ürünlerin tüketiminin gıda zehirlenmesi gibi ciddi sonuçlara yol açıyor ve bu ürünlerin satışı yasak.
‘Tavsiye edilen tüketim tarihi’ ise daha çok kuru baklagiller, makarna, bisküvi ve çay gibi nem oranı düşük, raf ömrü uzun ürünlerde kullanılıyor. Bu ürünlerin tavsiye edilen tüketim tarihi geçse bile doğrudan zehirlenmeye neden olmadığı ifade ediliyor. Ancak zamanla ürünlerin besin değerlerinde ciddi kayıplar yaşanıyor. Özellikle vitaminler zamanla azalıyor, protein yapılarında değişimler meydana geliyor ve ürünler ilk günkü besin değerini koruyamıyor. Bu nedenle uzun süre tavsiye edilen tüketim tarihi geçmiş ürünlerin tüketilmesinin, insanların ihtiyaç duyduğu besin öğelerini yeterince alamamasına yol açabiliyor. Bunun uzun vadede bağışıklık sistemi, çocuklarda büyüme ve zeka gelişimi üzerinde olumsuz etkiler yaratıyor.”
Marmara Bölgesi’nde yalnızca tavsiye edilen tüketim tarihi geçmiş ürünleri düşük fiyatlarla satan marketlerin açıldığına dikkat çeken Bayram, “Bizim bölgemizde bu marketlerden yok. Mevzuata göre bu tür ürünlerin marketlerde ayrı bir reyonda, tüketicinin açıkça görebileceği şekilde satışa sunulması gerekir” şeklinde konuştu.
Bayram ayrıca, görünümünde bozulma, küflenme, kötü koku veya ambalajında şişme bulunan ürünlerin, tavsiye edilen tüketim tarihi geçmemiş olsa bile satışının yasak olduğunu hatırlattı. Bayram, yalnızca görünüm, renk ve koku açısından herhangi bir bozulma göstermeyen ürünler için bu değerlendirmelerin geçerli olduğunu ifade etti.
“İSRAF EDİLEN ÜRÜNLER DOĞRU ŞEKİLDE İHTİYAÇ SAHİPLERİNE ULAŞMALI”
Öte yandan Avrupa’daki uygulamalara da değinen Bayram, “Fransa’da 2016 yılında yürürlüğe giren yasayla marketlerin tavsiye edilen tüketim tarihi yaklaşan ürünleri çöpe atmak yerine gıda bankalarına bağışlamak zorunda kalıyorlar. Benzer uygulama İtalya ve İspanya’da da bulunuyor. Türkiye’de bu konuda kapsamlı bir yasal düzenleme bulunmuyor. Bir tarafta insanlar gıdaya erişmekte zorlanırken diğer tarafta tüketilebilir durumda olan çok sayıda ürün israf ediliyor. İsraf edilen gıdaların doğru şekilde ihtiyaç sahiplerine ulaştırılması gerekiyor.”