ÖZEL HABER/Mehmet Rumet SOYLU
Yaklaşık 33 kilometre genişliğindeki Hürmüz Boğazı, Basra Körfezi’ni Umman Körfezi ve oradan da Hint Okyanusu’na bağlayan tek geçiş noktasıdır. Dünyanın en büyük petrol ve sıvılaştırılmış doğalgaz sevkiyatının önemli bir bölümü bu dar koridordan geçiyor. Uluslararası enerji kuruluşlarının verilerine göre günlük yaklaşık 20 milyon varilden fazla petrol bu boğaz üzerinden taşınıyor. Bu rakam, dünya petrol ticaretinin yaklaşık yüzde 20’sine karşılık geliyor. Küresel LNG (sıvılaştırılmış doğalgaz) ticaretinin de yaklaşık üçte biri yine bu güzergâhtan geçiyor. Kısacası Hürmüz Boğazı’nda yaşanacak birkaç günlük kriz bile yalnızca Ortadoğu’yu değil Avrupa’dan Asya’ya, Amerika’dan Afrika’ya kadar tüm ekonomileri etkileyebilecek güçte.
HÜRMÜZ BOĞAZI HANGİ ÜLKELERLE SINIRDAŞ
Boğazın kuzey kıyısı İran’a aitken, güney kıyılarında Umman ve Birleşik Arap Emirlikleri bulunuyor. Bu nedenle bölgedeki askeri hareketlilik doğrudan bu üç ülkenin güvenlik politikalarını etkiliyor.
DÜNYA EKONOMİSİNİN SİGORTASI
Küresel ekonominin işleyişinde enerji maliyetleri belirleyici rol oynuyor. Petrol fiyatlarının yükselmesi, ulaşım maliyetlerinin artması, üretim giderlerinin yükselmesi, enflasyonun tetiklenmesi, bu vesile ile gıda fiyatlarının etkilenmesi ve sanayi üretimini yavaşlamasına neden olmaktadır.
Bu nedenle Hürmüz Boğazı, aslında yalnızca tankerlerin geçtiği bir suyolu değil, dünya ticaretinin görünmez sigortası olarak değerlendiriliyor.
Özellikle Çin, Japonya, Güney Kore ve Hindistan gibi enerji ithalatına bağımlı ülkeler için Hürmüz Boğazı hayati önem taşıyor. Avrupa ekonomisi de enerji güvenliği açısından bu hattı dikkatle takip ediyor.
ABD-İSRAİL-İRAN GERİLİMİ NEDEN DÜNYAYI TEDİRGİN EDİYOR?
Ortadoğu’da yıllardır süren güç mücadelesi, son dönemde daha kırılgan bir hale geldi. İran ile İsrail arasında artan karşılıklı saldırılar ve Amerika Birleşik Devletleri’nin bölgedeki askeri desteği, küresel piyasalarda ‘Hürmüz Boğaz’ı kapanabilir mi?’ endişesini büyütüyor.
İran yönetimi geçmişte birçok kez, olası bir savaş durumunda Hürmüz Boğazı’nı kapatabileceğinin mesajını verdi. Böyle bir senaryo gerçekleşirse petrol arzında ciddi bir daralma yaşanabilir.
Bu durumun olası sonuçları ise şöyle sıralamak mümkün:
- Petrol fiyatlarında sert yükseliş,
- Küresel enflasyonda yeni dalga,
- Borsalarda büyük düşüşler,
- Enerji ithalatçısı ülkelerde ekonomik daralma,
- Tedarik zincirlerinde yeni krizler,
- Deniz taşımacılığı ve sigorta maliyetlerinde rekor artış.
Uzmanlara göre petrol fiyatlarının kısa sürede daha fazlalaşması ihtimal dışı görülmüyor. Bu da özellikle gelişmekte olan ülkelerde ekonomik baskıyı artırabilir.
TÜRKİYE NASIL ETKİLENEBİLİR?
Türkiye enerji ithalatçısı bir ülke olduğu için Hürmüz Boğazı’nda yaşanabilecek olası krizlerden doğrudan etkilenebilir. Petrol ve doğalgaz fiyatlarındaki yükseliş ile birlikte akaryakıt zamları, elektrik maliyetlerinin artması, ulaşım ve üretim giderlerinin yükselmesi, enflasyon baskısının güçlenmesi gibi sonuçlar doğurabilir. Özellikle sanayi üretiminde enerji maliyetlerinin yükselmesi ihracatçı sektörleri de zorlayabilir.
YENİ KÜRESEL EKONOMİK BİR KIRILMA MI GELİYOR?
Uzmanların büyük bölümü, Ortadoğu’da geniş çaplı bir çatışmanın yalnızca askeri değil ekonomik bir deprem etkisi yaratabileceği görüşünde birleşiyor. Pandemi, Rusya-Ukrayna savaşı ve küresel enflasyon krizinin ardından dünya ekonomisi hâlâ tam anlamıyla toparlanabilmiş değil. Bu nedenle Hürmüz Boğazı çevresinde yaşanabilecek yeni bir sıcak çatışma, Dünya’nın çok daha önemli sorunlarla karşı karşıya kalmasının kapısını aralayabilir.
Bundan dolayı, enerji krizini derinleştirebilir, küresel büyümeyi yavaşlatabilir, yeni bir resesyon dalgasını tetikleyebilir, gıda ve lojistik krizlerini büyütebilir. Bugün dünya piyasalarının gözü yalnızca petrol fiyatlarında değil, aynı zamanda Hürmüz Boğazı’ndan geçecek bir sonraki tankerde. Çünkü bu dar suyolu, modern dünyanın ekonomik nabzını tutmaya devam ediyor.