ÖZEL HABER/Güneş OCAĞA
Türkiye’de son yıllarda hızla büyüyen motokuryelik, güvencesiz çalışma koşulları ve artan iş cinayetleriyle gündemde. Özellikle koronavirüs pandemisi döneminde öne çıkan sektör, yükselen işsizlik nedeniyle evine ekmek götürmek isteyen yurttaşların ve üniversite mezunu olup atanamayan gençlerin yöneldiği alanlardan biri haline geldi. Geçmişi 1990’lı yıllara dayanan moto kuryelikte yüz binlerce kişi çalışmasına rağmen, sektöre yönelik yasal düzenlemelerin yetersizliği eleştiri konusu olmaya devam ediyor. DEM Parti Diyarbakır Milletvekili Ceylan Akça Cupolo da daha önce, motokuryeliğin ‘Çok Tehlikeli İşler’ sınıfına alınması talebini Meclis gündemine taşımış ve teklifin yasalaşması halinde, kuryeler için daha sıkı denetimler, zorunlu ve nitelikli koruyucu ekipman sağlanması ile kapsamlı iş sağlığı ve güvenliği eğitimleri yasal zorunluluk olacağını ifade etmişti.
MOTO KURYECİLER EKSPRES’E KONUŞTU
Moto kuryelerin yaşadığı sorunlara ilişkin Gazetemiz Güneydoğu Ekspres’e konuşan Kurye Hakları Derneği Başkanı Mesut Çeki, son 5 yıl içinde en az 265 moto kuryenin iş başında yaşamını yitirdiğini söyledi. Kadın Moto kurye Afet Yücesan ise, kadın moto kuryeler de sektörde ayrı zorluklarla karşılaştıklarını ifade ederek, kadınların bu mesleği seçerken önce ailelerinden, ardından da yakın çevrelerinden gelen tepkilerle mücadele etmek zorunda kaldığını belirtti.
“HAKSIZ BİR TEPKİNİN ODAĞINDAYIZ”
Moto kuryelerin son iki yıldır haksız bir tepkinin odağında olduğunu vurgulayan Kurye Hakları Derneği Başkanı Mesut Çeki, “Motokuryelik her ne kadar pandemiden sonra daha fazla konuşulmaya başlanmış olsa da, Türkiye’deki geçmişi 1990’lı yıllara kadar uzanmaktadır. Motokuryelik bir meslek olmasına rağmen, toplum bu meslek grubunun yaşadığı sorunları uzun süre net bir şekilde göremediği için özellikle son iki yıldır tepkilerin odağı haline gelmiştir. Bunun temel nedeni ise trafikteki motokurye yoğunluğudur.
“MOTO KURYELERİN ŞEYTANLAŞTIRILMASI ÇOK YANLIŞ”
Hatta bugün bir motokuryenin ölüm haberinin altına başsağlığı dilemek yerine, ‘siz de çok oldunuz’, ‘sağdan soldan çıkıyorsunuz’ gibi nefret söylemleri yazılabilmektedir. Sistemsel ve yapısal sorunlar görmezden gelinerek, trafikteki bazı kural ihlalleri üzerinden koskoca bir meslek grubunun şeytanlaştırılması kesinlikle yanlış bir yaklaşımdır” dedi.
“KURYECİLER TUZAĞA DÜŞÜRÜLDÜ”
“Hız baskısı, esnaf kuryelik modeli ve prim sistemi kuryeleri, ‘ne kadar çok paket, o kadar çok para’ tuzağına sürüklemiştir” diyen Çeki, şunları ifade etti:
“Kurye Hakları Derneği olarak beş yıldır ölüm raporları yayımlıyoruz. Yalnızca 2025 yılında 44 kurye çalışırken hayatını kaybetti ve bunlardan 4 tanesi çocuktu. Son beş yılda ise en az 265 motokurye iş başındayken yaşamını yitirdi. Hayatını kaybeden kuryelerin büyük çoğunluğu 18-28 yaş aralığındaki gençlerden oluşuyor. Yaralanmaları saymıyoruz bile, her gün yüzlerce arkadaşımız trafikte kaza yapıyor.
“YAŞANAN SORUNLAR BİREYSEL DEĞİL, SİSTEMSELDİR”
Evet, kuryeler trafikte bazı hatalar yapabiliyor. Tepki gösteren dört tekerlekli araç sürücüleri de hata yapabiliyor. Ancak kuryelerin yaşadığı sorunların çok büyük bir kısmı bireysel değil, sistemseldir. Aynı anda birden fazla siparişi, çoğu zaman 10 dakika gibi gerçekçi olmayan sürelerde teslim etmek zorunda bırakılıyorlar. Çünkü sistem böyle işliyor. Bu insanlar paketi teslim edemezse, ay sonunda evlerine ekmek götüremiyor.
“GEREKLİ YASAL DÜZENLEMELER YAPILMIYOR”
Bu meselenin en önemli boyutlarından biri, gerekli yasal düzenlemelerin hala yapılmamış olması ve yeterlilik belgelerinin zorunlu hale getirilmemesidir. Bugün neredeyse isteyen herkes hiçbir standart, eğitim ya da denetim olmadan motokurye olabilmektedir. Oysa bu durumun denetlenmesi kuryelerin değil, yetkili kamu kurumlarının sorumluluğudur. Motokuryelik; ölüm ve yaralanma riski son derece yüksek, tehlikeli bir meslektir. Yeterlilik belgeleri zorunlu hale getirilmeden, firmalar etkin biçimde denetlenmeden ve paket teslim süreleri insani seviyelere çekilmeden bu sorunları konuşuyor olmamız bile başlı başına bir problemdir.
“YENİ BİR KURYELİK MODELİ ORTAYA ÇIKTI”
Türkiye’de tek tip bir motokuryelik modeli yoktur. Eskiden bir restorana bağlı çalışan kuryeler SGK’lı olurdu. Öğle yemekleri karşılanır, resmi ve dini bayramlarda izin kullanabilirlerdi. İşçilikten doğan bazı temel haklara sahiptiler. Bu, motokuryeliğin temel ve klasik biçimiydi ve bugün hala bu şekilde çalışan kuryeler bulunmaktadır. Ancak özellikle pandemiyle birlikte platform şirketleri üzerinden yeni bir kuryelik modeli ortaya çıktı.
“ÇALIŞMA KOŞULLARI DAYATILIRKEN HİÇBİR SÖZ HAKLARI YOK”
Bu modelde kuryeler artık klasik anlamda ‘işçi’ sayılmıyor. Kağıt üzerinde platform şirketleriyle sözleşmeler imzalıyorlar, şahıs şirketi açmaya zorlanıyorlar ve Bağ-Kur primlerini kendileri ödüyorlar. Bu sistem, baştan sona bir güvencesizlik düzenidir. ‘Esnaf kurye’ denilen bu modelde kuryeler sözde kendi işlerinin patronu gibi gösteriliyor; ancak ücretler belirlenirken, çalışma koşulları dayatılırken hiçbir söz hakları olmuyor.
“KURYECİLERİN ÇOĞU GÜVENCESİZ ÇALIŞIYOR”
Bugün kuryelerin büyük çoğunluğu esnaf kurye modeline geçmiş durumda ve bu kitlenin çok büyük bir bölümü ciddi biçimde güvencesiz çalışıyor. Eğer maddi olarak güçleri yeterse Bağ-Kur primlerini yatırabiliyorlar. Ancak artan yakıt, bakım, ekipman ve yaşam giderleri nedeniyle birçok kurye sigorta primlerini düzenli ödeyemiyor. Sonuç olarak kağıt üzerinde ‘bağımsız’, gerçekte ise tamamen korumasız bir çalışma düzeni ortaya çıkıyor.
“YÜZBİNLERCE MOTOKURYE VAR”
Motokuryeler olarak ölümlerle o kadar iç içeyiz ki, meslek hastalıklarımızdan bahsedemez hale geldik. Günlük 12-14 saat çalışan başka bir işçi grubu bulmak zordur. Buna rağmen kuryelerin dinlenebileceği, nefes alabileceği herhangi bir alanı yoktur. Soğuk, yağmur, kar demeden motor üzerinde bekleyen bir meslek grubundan söz ediyoruz. Bunun bir insanı fiziksel ve zihinsel olarak nasıl etkileyebileceğini tahmin etmek zor değildir.
Bugün Türkiye’de 7,3 milyon motosiklet bulunuyor. Yüz binlerce de motokurye aktif olarak çalışıyor. Ancak bu tabloya rağmen hala kapsamlı bir düzenleme yapılmış değil. İş bulamayan gençler, geçinemeyen üniversite öğrencileri kurye oluyor. Ve ne yazık ki çoğu zaman ya hayatını kaybediyor ya da ağır şekilde yaralanıyor. Üstelik bu kazaların büyük bir kısmı haberlere bile yansımıyor.
“BU KONUDA HERKESİN SORUMLULUĞU VAR”
Biz bu konuda herkesin sorumluluğu olduğuna inanıyoruz. Yerel yönetimlerin ve ilgili bakanlıkların acilen yapması gereken düzenlemeler var. En azından trafiği birlikte paylaştığımız araç sürücülerine ve yayalara, yaşananların bireysel değil sistemsel sorunlar olduğunu anlatmak istiyoruz. Biz kuryelerimize kurallara uymaları gerektiğini söylüyoruz. Ancak karşı taraftan da, bizim hangi koşullarda çalıştığımızın, nasıl bir baskı altında olduğumuzun anlaşılmasını bekliyoruz.”
“ÖNYARGILAR NEDENİYLE KADINLAR MESLEĞİ SEÇMEDE ZORLANIYOR”
Önyargılar nedeniyle kadınların bu mesleği seçerken zorlandığını vurgulayan kadın motokurye Afet Yücesan ise, “Toplumda, kadınların motosiklet kullanmasına ve fiziksel dayanıklılık gerektiren, riskli işlerde çalışmasına yönelik önyargılar kadınların bu mesleği seçmesini zorlaştırıyor. Motosiklet kullanmak ‘erkeksi’ bir eylem olarak görüldüğü için, motokuryeliğe adım atmaya kararlı kadınların, hem toplumsal hem de çevresel bariyerleri aşması gerekiyor.
“KADINLARIN ÜZERİNDE CAYDIRICI SÖYLEMLER VAR”
Motokurye olmak isteyen kadınlar, önce ailelerinden, ardından yakın çevrelerinden gelen tepkilere karşı mücadele etmek zorunda kalıyor. Daha ehliyet alma aşamasında dahi ailesinin tepkisiyle karşılaşan pek çok kadın mevcut. “Motor ehliyetini alıp da ne yapacaksın” cümlesiyle başlayan baskı, kadın motokurye olmak istediğinde katlanarak artıyor. Nitekim, ‘Bu iş kadınlara uygun değil’, ‘Taciz edilirsin’, ‘Kaza geçirirsen çocuğuna kim bakacak?’, ‘Konu komşu ne der?’ gibi cinsiyetçi ve kadının özgür seçim yapmasını engelleyen söylemler, kadınlar üzerinde caydırıcı bir etki oluşturuyor.”
“KADIN MOTO KURYECİLER TRAFİKTE ARAÇ SÜRÜCÜLERİNİN TACİZLERİNE UĞRUYOR”
Kadın motokuryeler trafikte pek çok araç sürücüsünün tacizkar bakışları nedeniyle kafasını dahi çeviremediğini dile getiren Yücesan, “Trafikte kimseyle göz teması kurmamaya özellikle gayret ediyoruz. Kadın moto kuryeleri görünce korna çalanlar, ısrarla iletişim kurmaya çalışanlar, laf atanlar, müziğin sesini yükseltenler nedeniyle çoğu kadın motokurye mesleğe devam edecek motivasyonu kendinde bulamıyor. Kadın motokuryeler trafikte diğer araç sürücüleri tarafından taciz ediliyor ve bu durumun yarattığı baskıyı giderecek çözüm bulamayarak mesleği bırakıyorlar” diye kaydetti.
“REGL DÖNEMİNDE MOTOKURYE OLMAK”
“Motokuryelerin çalıştığı bölgelerde tuvalet bulma zorlukları olduğunu yine sahadan biliyoruz” diyen Yücesan, “Pek çok motokurye bu sorunu benzin istasyonlarında çözüyor. Lakin bir kadın regl dönemlerinde tuvalete acil ulaşması gerektiğinde yakın çevresinde tuvalet bulamayabiliyor, bu durum kadın motokuryenin çalışma performansını ve sağlığını olumsuz etkiliyor. Patronların regl dönemiyle ilgili farkındalık ve anlayış eksiklikleri bu durumu daha da zorlaştırıyor” diye aktardı.