Pülümür ilçesine bağlı Karagöz (Gurik) köyü ve çevre köylerinde yapılması planlanan "Krom Ocağı" projesine karşı tepkiler devam ediyor.Pülümür ilçesine bağlı Karagöz, Kocatepe, Boğalı, Kovuklu, Çakırkaya ve Dağbek köyleri başta olmak üzere bölge halkı, Dimin Madencilik tarafından Karagöz köyünde yapılması planlanan maden projesine karşı ortak bir açıklama yaptı.
Karagöz (gurik) köyünde yapılan açıklamaya DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu, Pülümür Belediye Başkanı Müslüm Tosun, EMEP, DEM, SMF, Partizan başta olmak üzere siyasi partiler ve çevre örgütleri sanatçılar destek verdi.
Açıklamayı Karagöz ve Çevre köyleri inisiyatifi adına yapan Uğur Tepe, projenin sadece bir doğa katliamı değil, bölge halkını insansızlaştırma ve köleleştirme hamlesi olduğunu vurgulayarak acilen sonlandırılmasını istedi.
"Bern Sözleşmesi çiğneniyor"
Tepe, “Maden sahası Türkiye’nin de imzacısı olduğu uluslararası Bern Sözleşmes ile kesin koruma altında bulunan Yaban Keçisi, Çengel Boynuzlu Dağ Keçisi, Ayı, Vaşak ve nesli tükendiği sanılan Anadolu Parsı’nın yoğun habitatı olduğu bir bölge. Sözleşmeye göre bu alanlarda habitat tahribatı ve proje yürütülmesi kesinlikle yasak. Ayrıca aynı mera sınırları içindeki Dağbek köyünde planlanan Krom Çinko Ocağı projesinin, Tunceli İl Tarım Müdürlüğü tarafından "iyi mera vasfı" gerekçesiyle daha önce sonlandırıldı. Aynı hukuki ve reel gerekçenin bu proje için de derhal uygulanması gerekiyor" dedi.
"Şirkete rant, halka talan ve yoksulluk"
7 milyon 827 bin TL’lik gülünç bir proje bedeliyle bölgeye girilmek istendiğine dikkat çeken Tepe, sermayenin doğayı talan etme hırsına şu sözlerle tepki gösterdi; “Bu tutar, projenin yaratacağı tahribatı önlemek için gerekli önlemleri sağlama yükümlülüklerini dahi karşılamaz. Bu proje bir kalkınma projesi değil; yüksek rant, talan ve bölgenin üretim gücünü yok etme projesidir. Barajlarla tarımsal üretimi daraltılan şehrimizde meralarımız ve dağlarımız, yaşamımızı sürdürmenin asli unsurlarıdır. Aksini dayatmak, bu bölgenin insansızlaştırılması ve halkın kara toprağın altında köleleştirilmesi demektir."
"Dünya literatüründe olmayan çeşitlilik"
Munzur Havzası ve Hel Dağı bölgesini kapsayan UBENİS projesi çalışmalarında 2.250’nin üzerinde bitki türü saptandığı ve bunun 5'te 1'inin endemik olduğunu belirten Tepe, maden sahasının hemen yanı başındaki arıcılık faaliyetlerine dikkat çekerek, "Bölge balının coğrafi işaret alma sürecinde yapılan laboratuvar analizlerinde, yüzde 13 oranında dünya literatürüne henüz girmemiş endemik polen türü tespit edilmiştir" ifadelerini kullandı.
"Üretim alanlarımızı sermayeye teslim etmeyeceğiz"
Maden faaliyetinin geçici, arıcılık ve hayvancılığın ise sürekli bir yaşam biçimi olduğunu belirten Tepe, "Bu toprakların üstü altından değerlidir. Kamu yararıyla alakası olmayan, bir şirketin sermayedarını zengin etmek için doğamızı ve ekonomik zenginliklerimizi yok edecek bu projeyi istemiyoruz. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı projeyi bir an önce sonlandırmalıdır" diyerek mücadele kararlılıklarını dile getirdi.
“Doğaya ihtiyacımız var”
Yapılan açıklamada konuşan Karagöz(Gurik) köyü muhtarı Özcan Korkut 90’ lı yıllarda köylerinin boşaltıldığını dile getirerek, “Şimdi geri dönmek istiyoruz ama yeni maden politikalarıyla tekrar köylerimiz boşaltılmaya çalışılıyor. Ben kendimde üreticiyim burası bunun için elverişli yer maden projeleriyle yok edilmesinden ziyade tarım ve hayvancılık için değerlendirilmesini istiyoruz. Kaynak sularımızın, doğal yaşamın parçası olan hayvanların yok edilmesini istemiyoruz. Doğanın değil bizim doğaya ihtiyacımız var’’ dedi.
Pancılas köyü muhtarı ise madenlerin doğaya zarar verdiğini ve kirlenen su kaynakları aracılığıyla geniş bir alana zarar vereceğini belirtti.
“Örgütlü bir güç olmalıyız”
DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu, burada bulunan herkesin iktidarın maden Yasalarını 22 kez değiştirp şirketlere peşkeş çektiğini çok iyi bildiğine işaret ederek; “Asıl olan herkesin kenetlenerek ‘burası bizim yaşam alanımız’ diyen insanlarla yürüyecek bu mücadele. Yalnızca kendimiz için değil kutsal yerlerimiz, canlılarımız için yürüyor bu mücadele. Pülümür ve Pertek’te çok ciddi YES projeleri var ve bunların büyük bir kısmı tarla alanlarının içerisine yerleştiriliyor, köylerin ve mera alanlarının hemen yanı başına.Tek seçeneğimiz bir arada olup mücadele etmek örgütlü bir güç olarak bir arada olmalıyız’’ diye belirtti.
Damızlık Koyun ve Keçi Birliği Başkanı Zeynel Erdoğan ise, “Şirkete bir çağrımız var kendilerine bin tane koyun verelim üretime bu şekilde katkı sağlasınlar madem amaç buysa doğamızı talan ederek bunu yapmasınlar” diyerek tepkisini gösterirken hayvancılık açısından bölgenin önemine dikkat çekti.
Munzur Koruma Kurulu ve DEDEF adına konuşan Ali Rıza Bilir, “Bütün alanlarda köylülerimizin yanında olacağız, topraklarımızın zehirlenmesine izin vermeyeceğiz. Geçmişte yürüttükleri politikalarla bu bölgeyi insansızlaştırmaya çalıştılar. 145 tane maden projesiyle Dersime girmek istiyorlar; ya biz buna geçit vereceğiz yada bu projelere izin veremeyeceğiz’’ dedi.
Munzur Çevre Derneği adına konuşan Hatun Esen, tüm Türkiye genelinde doğaya yönelen saldırılar karşısında bir direniş olduğunu hatırlatarak, “Buradan doğası için direnenlere selam yolluyoruz. Topraklarımız kutsal eğer göç ettirilirsek yine dönüp geleceğimizi bir toprak kalmayacak. Bugün bu kalabalığı gördükten sonra başaramayacağımız hiçbir şey yok diyorum" diyerek düşüncelerini paylaştı.
Açıklamanın ardından sanatçılar Metin Kahraman, Celo Boluz ve Musa Baki müzik dinletisi gerçekleştirdi.