HABER - Güneş OCAĞA / Mehmet Rumet SOYLU
Dicle Toplumsal Araştırmalar Merkezi (DİTAM) tarafından, Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası (DTSO) Toplantı Salonu’nda “Diyarbakır Yerel Hizmetleri İzleme Ağı: Sürdürülebilir Şehirler ve Topluluklar Yolunda Diyarbakır” başlıklı toplantı düzenlendi. Toplantının açılış konuşmalarını DİTAM Yönetim Kurulu Başkanı Mesut Azizoğlu ile Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanı Serra Bucak gerçekleştirdi.
DİTAM BAŞKANII PROJEYİ ANLATTI
DİTAM Başkanı Mesut Azizoğlu, şunları ifade etti: “DİTAM “Diyarbakır Yerel Hizmetleri İzleme Ağını ” 2024 yılında kurdu. İzleme ağı, diyarbakır”ın yerelden ve merkezden kaynaklanan sorunlarıyla ilgili sivil toplumun politika üretim süreçlerine katılımını hedeflemektedir. Bugün burada bir araya geldiğimiz “Diyarbakır Kent Sorunlarının Çözümünde Sivil Toplumun Katılımı Projesi” de izleme ağının bir çalışması olup Avrupa Demokrasi Vakfı tarafından desteklenmektedir.
Bu Projenin 3 temel amacı var.
1- birincisi, İzleme Ağı vasıtasıyla, sivil toplumun Diyarbakır Büyükşehir Belediyesinin 2025-2029 dönemi stratejik planlama sürecine katılımının incelenmesi;
bu amaçla ilgili olarak proje danışmanımız Cuma Çiçek tarafından hazırlanan rapor, 18 nisan 2026 tarihinde düzenlediğimiz toplantıda paylaşıldı ve web sayfamızda bulunuyor.
2- 2.amacı; Diyarbakır Büyükşehir Belediyesinin 2025 yılı faaliyetlerinin analizi ve değerlendirilmesi,
bugünkü toplantıda ,Cuma Çiçek”in bu amaçla ilgili hazırladığı raporu paylaşıyoruz.masalardaki dosyada bu rapor var.
3- 3.amaç ise Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi’nin 2027 yılına yönelik eylem planı ve (performansa dayalı bütçe planı) hazırlanması sürecine sivil toplumun etkin şekilde katılımının sağlanması,
bu amaçla ilgili olarak da bugün 10 farklı başlıkta yapılacak sunumlardan hareketle, sizlerin de görüş ve önerileriyle bir rapor hazırlanacak ve bu rapor Ekim ayında düzenleyeceğimiz toplantıda “belediyeye sivil toplumun önerileri” başlığıyla paylaşılacak.
Her 3 amaç için de BM”nin 17 maddelik sürdürülebilir kalkınma amaçları referans olarak alınıyor. Belediye çalışmalarının uluslararası standartlarla uyum düzeyi bu hedefler üzerinden inceleniyor.
Nasıl ortaya çıktı bu 17 madde, ondan da bahsedeyim.
BM 2015 yılında yoksulluk, eşitsizlik ve iklim değişikliği gibi küresel sorunlara kalıcı çözümler üretmek amacıyla 17 maddelik “sürdürülebilir kalkınma amaçları” oluşturuyor ve bu amaçlar üye ülkelerin imzasıyla 1 ocak 2016 tarihinde yürürlüğe giriyor.”kimseyi geride bırakmamak” sloganıyla bu amaçlar tüm ülkeler için ortak bir eylem planı ve yol haritası olarak kabul ediliyor ve 2030 yılına kadar tamamlanması planlanıyor. Önünüzdeki raporda bu 17 madde detaylı olarak var. Ditam bu projede bu 17 maddeden 11.si olan “Sürdürülebilir Şehirler ve Topluluklar Amacını”referans alıyor.”
SERRA BUCAK’TAN ÖNEMLİ DEĞERLENDİRMELE
Diyarbakır Büyükşehir Belediye Eşbaşkanı Serra Bucak, ise şunları söyledi:
“Bizim coğrafyamız gerçekten çok farklı bir coğrafya. Bunu bilerek konuşmalı ve tartışmalıyız. Neden farklı? Çünkü pazar günü, böylesine sıcak bir havada bile kentimizde en az beş salon dolu. Hukukçular kendi toplantılarını yapıyor, ekonomi üzerine oturumlar düzenleniyor, akademisyenler Kürt sinemasının geleceğini tartışıyor. Bu tablo, Diyarbakır’ın sıradan bir kent olmadığını gösteriyor. Bu kentin hem dertleri hem de dinamikleri var; bu nedenle diğer kentlerle aynı ölçütlerle değerlendirilemez.
Uluslararası toplantılara katıldığımızda da bunu açıkça görüyoruz. Elbette biz çok özgün bir kentin temsilcileriyiz. Demokrasi mücadelemizi, bu mücadeleyle ortaya koyduğumuz deneyimleri ve demokrasiye erişim için yürüttüğümüz çalışmaları paylaşıyoruz. Orada anakent belediyeleriyle, il ve ilçe belediyeleriyle bir araya geliyor; farklı şehirlerin belediye başkanları ve yöneticileriyle deneyimlerimizi paylaşıyoruz. Elbette evrensel ilkeler ortak paydamızdır. Ancak aynı zamanda kendi özgünlüğümüzü ve yerel deneyimlerimizi ifade eden bir yerde durmaya çalışıyoruz.
Bugünkü toplantının amacı yalnızca bir yılı değerlendirmek değildir. 2025 yılını değerlendireceğiz; aynı zamanda 2027 yılı planlamasını da toplumun tüm kesimlerinin, meclislerin ve akademinin katılımıyla birlikte şekillendireceğiz. Çünkü bizim için katılımcı belediyecilik yalnızca bir yönetim anlayışı değildir; aynı zamanda demokratik kent yaşamının vazgeçilmez bir unsurudur.
Sivil toplum kuruluşlarını, halkın örgütlü biçimde kendini ifade ettiği demokratik yapılar olarak görüyoruz. Demokrasi güçlerinin en önemli aktörlerinden biri olduklarına inanıyoruz. Bu nedenle her öneriyi, bu kentin geleceğine sunulmuş değerli bir katkı olarak değerlendiriyoruz.
Her sivil toplum kuruluşunun kendi uzmanlık alanında söz söylemesi son derece kıymetlidir. Ancak işler yolunda gitmediğinde hepimiz aynı noktada buluşuyor, aynı tartışmaların içinde kalıyoruz. Artık bu kısır döngünün, bu tür toplantılar vesilesiyle aşılması gerektiğini düşünüyoruz. Her şeyin bir çerçevesi, bir sınırı vardır. Bu sınırları doğru tanımlamak ve her şeyi kendi yerine oturtmak zorundayız.
Bu kentte önemli olan yalnızca yatırımlar yapmak değildir. Asıl önemli olan, bu yatırımların kimler için yapıldığı, yaşam kalitesini ne ölçüde artırdığı, kenti nasıl dönüştürdüğü ve geliştirdiğidir. En önemlisi ise, hiçbir kesimi geride bırakmadan bu hizmet ve yatırımların toplumun tamamına eşit ve adil bir şekilde ulaştırılabilmesidir.”