ÖZEL HABER/Fatma TEMEL
Süleymaniye kent merkezinin 103 kilometre batısında yer alan köyde üretim süreci her yıl nisan ayında başlıyor ve yağışların başladığı döneme kadar devam ediyor. Kuyulardan pompalar aracılığıyla çıkarılan tuzlu su, kanallarla geniş havuzlara aktarılıyor. Güneş altında iki ila üç hafta bekletilen su, doğal buharlaşma yoluyla yoğunlaşıyor ve dibe çöken tuz, işçiler tarafından küreklerle toplanıyor. Üretim tamamen geleneksel yöntemlerle yürütülüyor.
KUŞAKTAN KUŞAĞA AKTARILIYOR
Köyde ailesiyle birlikte üretim yapan Peşkevet Sadun Namık, tuzculuğun ailelerinde nesiller boyu sürdüğünü belirterek, “Babamdan, dedemden kalan bir meslek bu. Bizim ailemiz yaklaşık iki asırdır bu kuyulardan tuz çıkarıyor. Tuz üretimi üretimin hem emek hem de sabır gerektiriyor” dedi. Namık’a göre, Xwêlîn’de elde edilen tuz, yoğunluk ve kalite açısından deniz tuzlarından daha güçlü özellikler taşıyor. Doğal yapısı nedeniyle bölge halkı tarafından özellikle tercih ediliyor.
Xwêlîn, Memlehe ve Dêreş köyleriyle birlikte devlete ait tuz sahasının kullanım hakkı için üç yılda bir ihale yapılıyor. Mevzuata göre ihaleye yalnızca bu üç köyün sakinleri başvurabiliyor. Son ihaleyi yeniden kazanan Peşkevet Sadun Namık, üretimi sürdürme hakkını elde etti.
Köy halkı, altyapı eksikliği nedeniyle kuyulara ulaşmakta ve üretim yapmakta ciddi güçlükler yaşadığını, devlet tarafından herhangi bir destek sağlanmadığını belirten Namık, “Kuyuları kazmak, suyu pompalamak, güneş altında günlerce çalışmak büyük emek istiyor. Topladığımız tuzu da sırtımızda taşıyarak araçların ulaşabildiği noktaya götürüyoruz” diyerek yaşadıkları süreci anlattı.
ÜÇ FARKLI TUZ ÜRETİLİYOR
Xwêlîn’deki tuzlu su kuyularından üç farklı türde tuz elde ediliyor. Beyaz tuz daha çok restoranlarda kullanılırken, kırmızı tuz hayvancılıkta ve balık havuzlarında değerlendiriliyor. Ayrıca halk arasında sırt ağrıları, mide rahatsızlıkları ve bazı cilt sorunlarına karşı kullanılan, tedavi amaçlı bir tuz çeşidi de üretiliyor.
DEPREM SONRASI ÜRETİM AZALDI
Köyde geçmiş yıllarda yıllık üretim 650 tonun üzerine çıkarken, 2017 yılında bölgede meydana gelen deprem sonrasında tatlı su kaynaklarının tuzlu su rezervlerine karışması verimi ciddi oranda düşürdü. Bu gelişmenin ardından üretim miktarı yaklaşık 350 tona geriledi.
Üretim azalmasına rağmen talep artmış durumda. Erbil, Kerkük, Süleymaniye, Baziyan ve Karadağ gibi bölge kentlerinden yoğun talep aldıklarını belirten Namık, artan ilginin sevindirici olduğunu ancak düşen üretim nedeniyle ekonomik sıkıntıların devam ettiğini ifade ediyor.
İki asırlık bir geleneği yaşatmaya çalışan Xwêlîn köyü sakinleri, tüm imkânsızlıklara rağmen doğal üretim yöntemlerini sürdürerek bölgenin önemli kültürel ve ekonomik miraslarından birini korumaya devam ediyor.