Yüksek Mahkeme'nin aldığı bu karar, cezaya itiraz hakkını kullanan vatandaşların dava sürerken icra baskısıyla karşılaşmasını tamamen engelliyor.
Menemen'deki ceza davası Ankara'da emsal karara dönüştü
Hukuki süreç, bir sürücünün kendisine yazılan trafik cezasına itiraz etmek için Sulh Ceza Hakimliği'ne başvurmasıyla başladı. Mahkeme henüz kararını vermeden, idari para cezasını tahsil etmek isteyen vergi dairesi mükellefe ödeme emri gönderdi. Yerel idare mahkemesinin de bu işleme onay vermesi üzerine dosya Danıştay Başsavcılığı tarafından temyiz edilerek Danıştay 8. Dairesi'nin önüne taşındı. Danıştay, alt mahkemelerin kararlarını "hukuki isabet bulunmadığı" gerekçesiyle bozdu.
"Kesinleşmeyen amme alacağının tahsilinde yasal isabet yoktur"
Danıştay 8. Dairesi yayımladığı gerekçeli kararda, kamu alacağının tahsil edilebilmesi için ilgili kanunlarda belirtilen ödeme vadesinin gelmiş olması ya da yasal itiraz sürelerinin tamamlanarak cezanın kesinleşmesi gerektiğini vurguladı. Yargılaması süren bir cezanın kesinleşmiş gibi işleme konulmasının hukuken geçersiz olduğunu belirten Yüksek Mahkeme, bu şekilde düzenlenen tüm ödeme emirlerinin iptal edilmesi gerektiğine hükmetti.
Sürücülerin hakları Resmî Gazete ile güvence altına alındı
4 Temmuz 2026 tarihi itibarıyla Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren kanun yararına bozma hükmü, tüm Türkiye'deki vergi daireleri için bağlayıcı hale geldi. Bu kararla birlikte, trafik cezası veya diğer idari para cezalarına karşı mahkeme yoluna giden vatandaşlar, davaları neticelenene kadar maliyenin icra veya e-haciz gibi tahsilat hamlelerine karşı yasal koruma kalkanı elde etmiş oldu.