ÖZEL HABER / Mehmet Rumet SOYLU – Veli BALTACİ
Hekimlerin, Kardiyoloji ve beslenme alanındaki değerlendirmeleri, özellikle kronik hastalığı olanlar için hayati uyarılar içeriyor. Kardiyolog Prof. Dr. Aziz Karabulut, oruç konusunda genel geçer bir kuraldan ziyade kişiye özel değerlendirme yapılması gerektiğini vurgulayarak, “Her hasta bizim için özeldir. Tıpta temel prensip hastalık yoktur, hasta vardır. Oruç tutup tutmama kararını hastanın mevcut durumuna göre veriyoruz. Özellikle kalp ve tansiyon hastalarının daha fazla dikkatli olmalarında fayda vardır. Tansiyon hastalarında hasta ilaçlarla tansiyonunu dengede tutabilmişse, hastalık artık stabil bir seyir halindeyse ve gün içinde ciddi tansiyon düşmesi ve yükselmesi yaşamayan kişiler, doktor kontrolünde oruç tutabilir” dedi.
YETERLİ SIVI ALINMALI
Oruç tutmaması gerekenlerin aksi halini diretmesinin tehlikeli olduğunu ifade eden Karabulut, “İftarda aşırı yüklenilmemesi ve yeterli sıvı alınması şarttır. Tansiyonu sık, sık düşüp yükselenlerin, kalp yetmezliği olanların, yakın zamanda kalp krizi geçirenlerin, kalp hastalığı ile birlikte diyabeti bulunanlar ile böbrek hastalarının kesinlikle oruç tutmamasını tavsiye ediyoruz” diye konuştu.
Sahur ve iftarın önemine vurgu yapan Diyetisyen Dilare Ünsal, “Beslenme tarafında uyarılarımız daha çok sahur ve iftar düzenine odaklanıyor. Sağlıklı bir Ramazan için sahur, hayati öneme sahip. Sahurda hem tok tutan hem de susatmayan besinler tercih edilirse keyifli bir oruç yaşanır. Bunun için de, 1 haşlanmış yumurta, 4 kaşık yoğurt, 1 dilim tam buğday ekmeği veya beyaz et, 2 adet ceviz, domates, salatalık ve yeşillik ve siyah çay tüketilirse, rahat bir oruç süreci yaşanır” dedi.
İFTARDA AŞIRI YÜKLENMEMELİ
İftarda ani yüklenmenin tehlikeli olduğunun altını çizen Ünsal, “İftarda yapılan en büyük hata ise ani ve aşırı yemek tüketimidir. Bu durum ciddi rahatsızlık ve huzursuzluğa yol açabiliyor. Orucun bir bardak su ile açılmasını, ardından az baharatlı ve çok sıcak olmayan bir çorba içilmesini öneriyoruz. Kan şekerini dengelemek için bir hurma ve birkaç zeytin de tüketilebilir. İmkan varsa 5 dakikalık kısa bir ara verilmesi ve ev içinde hafif hareket edilmesi sindirimi kolaylaştırıyor. Sonrasında ise sebze ve kuru bakliyat, 2–3 köfte büyüklüğünde et, 1 dilim ekmek veya az miktarda pirinç/bulgur pilavı yeterli gelecektir. İftardan 1,5–2 saat sonra oluşabilecek tatlı isteği için margarinsiz tatlılar ya da meyve tercih edilmeli. En önemli nokta ise su tüketimidir. İftar ile sahur arasında 2–2,5 litre su, yavaş, yavaş içilmeli. Bu yöntem, suyun vücutta daha uzun süre kalması da sağlanmış olur” diye konuştu.