Siyaset

Beritan Güneş: Dillerin ve kültürlerin kardeşliğini beraber örelim

Meclis Genel Kurulu'nda konuşan DEM Parti'li Beritan Güneş Altın, Mardin'in çok dilli yapısının önemine işaret ederek, "Barışın yasalarını, dillerin ve kültürlerin kardeşliğini hep birlikte örelim" dedi.

Abone Ol

Meclis Genel Kurulu 93'üncü birleşimi birinci oturumunda Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Mardin Milletvekili Beritan Güneş Altın, 15 Mayıs Kürt Dil Bayramı'na ilişkin konuştu. Mardin'in çok kültürlü yapısının tekçi politikaların dayatmasıyla karşı karşıya kaldığını belirten Beritan Güneş Altın, Mardin'in yüzyıldır tek dil dayatmasına maruz bırakıldığına dikkat çekti.

Meclis Genel Kurulu'nu "Mezopotamya'nın, dillerin ve kültürlerin gülistanı olan Mardin'in kadim ruhuyla saygı ve sevgiyle selamlıyorum" sözleriyle selamlayan Beritan Güneş Altın, Mardin'in çok dilliliğinin ülkeye örnek olacağını söyledi. Mardin'in çok kültürlü yapısını gündemine alan Beritan Güneş Altın, "Bundan bahsederken kültürel bir mozaikten ve turistik bir dekordan bahseder gibi yapmayacağız elbette. Çünkü farklılıktan korkan, çokluğu varlığa tehdit olarak gören ana akım düşüncenin aksine farklılıkların tehdit değil zenginlik ve birbirini ezmeden ortak yaşamın mümkün olduğu mesajını iletmemiz Mardin için bir borçtur. Mardin öyle bir şehirdir ki Kilise çanı ile Ezan sesi birbirine karışır. Süryanice dualar Kürtçe klamlar ve stranlarla iç içe geçer. Arapça başlayan cümleler Kürtçe sürer, Türkçe son bulur; işte, bu dillerin tılsımlı ezgisidir. Bugün ihtimal olmaktan çıkarmaya çalıştığımız şey, ekmek ve su kadar ihtiyaç duyulan ortak yaşam duygusunun, demokratik ulus tahayyülünün, demokratik entegrasyonun kanlı canlı bir ortak yaşam müzesi olan Mardin'in gerçek ruhudur. Fakat Mardin'de yüzyıllardır süren bu dokuya uygun olmayan, dillerin tılsımını bozan bir inşa var ki, bu inşa yüzyıldır farklılıkları kendine düşman bilen, yok sayan Mardin'e, Mezopotamya'ya, Anadolu'nun çok dilli, çok kültürlü yapısına entegre olmayan, ayrımcılık ve tekçilik üreten devlet ve devletin kurumlarıdır" ifadelerini kullandı.

'YÜZYILDIR TEK DİL DAYATMASI'

Mardinlilerin nezaket gereği olarak değil, varlığın kabulü ve ona duyulan saygının bir göstergesi olarak her dilde selamlaştıklarını belirten Beritan Güneş Altın, "Ancak toplumsal yaşamdaki bu hakiki çoğulculuk devletle ve kurumlarıyla karşılaşıldığı anda katı, tekçi ve yasakçı bir duvara tosluyor. Maalesef, tıpkı bu kürsüde yapmış olduğum ilk konuşmamda Mardin'de yaşayan halkların diliyle verdiğim selamın bir duvara tosladığı gibi fakat ne demiş atalarımız: Ba ji tehtê çi dibe? Evet, biz Mardinliler çok dilli ve eşit bir yaşam diyoruz ama karşımıza yüzyıldır tek dil dayatması çıkıyor. Biz, kentimizi de kendimizi de biz yöneteceğiz diyoruz. Bu şiarla demokratik toplumu, yerel demokrasiyi örüyoruz, karşımıza eşitlik korkusu ve kayyum rejimi çıkıyor. Hiçbir etik politik savunusu kalmayan kayyım rejiminde ısrar ediliyor. Bu durumu da özetleyen çok güzel bir sözümüz var ve der ki: Ez çi dibêjim bilûra min çi lêdixe? İşte, yüzyıldır yaşadığımız tam da budur" ifadelerini kullandı.

'GELİN BU ÇAĞI BIRAKALIM'

Kürt çocuklarının yüzyıldır anadillerinde eğitim alamadıklarını ve anadilde eğitime bir ütopya olarak bakıldığını söyleyen Beritan Güneş Altın, "Bakın, bugün Sincan'da hapishanelerde Kürtçe mektuplar dahi engelleniyor. Ağrı'nın Diyadin ilçesinde Kürt'e kendi diliyle ibadet etmesi dahi çok görülüyor. Yine, hiçbir savunusu kalmayan ana dil üzerindeki baskılar her gün devam ediyor. Bir çağ düşünün ki hâlâ daha kendi diliyle konuşmanın engel olduğu ve buna dair politikaların sürdüğüne inanabiliyor musunuz? Biz inanamıyoruz ve sizi şuna davet ediyoruz: Gelin, bu çağı bırakalım, bu çağı geride bırakalım ve barışın yasalarını, dillerin ve kültürlerin kardeşliğini hep birlikte örelim. Örelim çünkü üç gün sonra 15 Mayıs ve 15 Mayıs Kürt Dil Bayramı olarak dünyada bilinir" dedi.

'DEMOKRASİNİN EN KADİM SINAVI'

Kürt Dil Bayramı'nın nasıl ortaya çıktığını anlatan Beritan Güneş Altın devamla şunları söyledi: "1932'de Celadet Ali Bedirhan ve arkadaşlarının Hawar dergisiyle yükselttiği 'zimanê me nasnameya me ye' yani 'Dilimiz kimliğimizdir' çığlığı bugün milyonlar için bir onur nişanesidir. Anadil birkaç derse sıkıştırılacak, çocukla evde konuşulacak, daha sonra da çocuğun unutması için her şeyin yapıldığı bir zeminde ne yazık ki yaşayamaz. Artık herkes ama herkes anadile karşı durmanın ötesinde anadilin önünü açmanın ve bu ayıptan, bu utançtan geri durmanın zamanını örmek zorundadır çünkü Kürtçe'nin eşitliği ve özgürlüğü demokrasinin en kadim, en güzel sınavıdır. Bu sınavı hep birlikte geçmenin zamanı gelmiştir.

ÜLKEYİ BU AYIPTAN KURTARMANIN ZAMANI GELMİŞTİR

Mehmed Uzun ana dil yasağını 'Boğazımda dilimin kopartılması ve yerine bir protez dil takılması' olarak tanımlar, Lacan bu durumu şöyle ifade eder: 'İnsan dünyaya bir dilin içine doğar ve kendini o dil aracılığıyla kurar. Bu nedenle, ana dil yalnızca kelimeler bütünü değil, ilk aidiyet, ilk hafıza, ilk kimlik, ilk bendir.' 15 Mayıs Kürt Dil Bayramı arifesinde, başta Kürtçe olmak üzere diller ve kültürler, yasal ve anayasal güvenceye kavuşmalı, ana dilde eğitimin önü açılmalıdır. Bu, yapılması gereken bir lütuf değil, halkın yüz yıllık mücadelesidir. Son olarak, seneidevriyesi olan Sırrı Süreyya Önder, ben bu kürsüde çok dilli selamlama yaparken tam olarak arkamda oturarak şu sözü söylemişti: 'Burada benden Kürtçe selamlamaya müdahale etmemi istiyorlar, ben buna müdahale etmeyi ayıp bulurum, hicap ederim. 'Diliniz Allah'ın ayetidir.'i de size hatırlatmaktan geri dururum' demişti. İşte bugün bu ülkeyi, bu hicaptan, bu ayıptan kurtarmanın zamanı gelmiştir diyerek başta Sırrı Süreyya olmak üzere bu dile emek veren herkesi saygıyla, sevgiyle anıyorum."