ÖZEL HABER-Güneş OCAĞA-Mehmet Rumet SOYLU-Veli BALTACİ
Diyarbakır Büyükşehir Belediye Eşbaşkanı Serra Bucak, Gazetemiz Güneydoğu Ekspres’e yaptığı açıklamalarda kentin ekonomik, sosyal ve kentsel sorunlarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Bucak, işsizlikten raylı sistem projesine, kadın yoksulluğundan madde bağımlılığıyla mücadeleye kadar birçok başlıkta yürütülen çalışmaları anlattı.
SERRA BUCAK: İKİ YILDA 100 BİN KİŞİ İŞ BAŞVURUSUNDA BULUNDU
Bu kentte işsizliğin en büyük sorun olduğunu ve belediyeye 9 bin kişinin iş başvurusunda bulunduğunu belirten Bucak, şunları ifade etti:
"Özellikle kadın yoksulluğu, çocukların çalışmak zorunda kalması ve gençlerin ne istihdamda ne de eğitimde yer alabilmesi bugün en önemli sorunlarımız arasında yer alıyor. Son iki yıl içinde, en çok tartıştığımız konulardan biri de kadın yoksulluğu oldu. GAP Belediyeler Birliği bünyesinde bu konuda çalıştaylar gerçekleştirdik; çözüm önerilerine odaklanan yerel ve daha geniş ölçekli toplantılar, buluşmalar düzenledik. Bu çalışmaların önemli çıktıları da oldu. Kadın yoksulluğu ve kadın politikalarına ilişkin bu çıktıları belki başka bir soruda daha ayrıntılı anlatabilirim. Ancak şu çok açık ki kentimizde derin ve yoğun bir yoksulluk yaşanıyor.
"TOPLUM MEVSİMLİK İŞÇİLİK VE GEÇİCİ İŞLERLE AYAKTA KALMAYA ÇALIŞIYOR"
Toplumumuz ne yazık ki uzun yıllardır mevsimlik işçilik ve geçici işlerle ayakta kalmaya çalışıyor. Bunun nedenlerini biliyoruz. Uzun yıllar süren çatışma ortamı ve savaş koşulları, bölgeye yatırım yapılmasının önünü kapattı. Güvenlikçi politikalar, hem ulusal hem de uluslararası yatırımcıların buraya gelmesini engelledi. Bugün karşı karşıya olduğumuz pek çok yapısal sorunun temelinde de bu politikalar yatıyor.
İKİ AYRI ALAN İÇİN 9 BİN KİŞİ İŞ BAŞVURUSUNDA BULUNDU
Bunun son iki yılda bize yansıması ise çok ağır oldu. Belediyemize ciddi bir iş başvurusu yoğunluğu yaşanıyor. Örneğin basın, halkla ilişkiler ve Alo 153 birimlerinde istihdam edilmek üzere yalnızca 33 kişilik kadro açtık. Buna rağmen 9 bin başvuru aldık. Üstelik bu başvuruların yarısı üniversite mezunlarından oluşuyordu.
İKİ YILDA 100 BİN KİŞİ İŞ BAŞVURUSUNDA BULUNDU
Birden fazla üniversite bitirmiş, çeşitli sertifikalara sahip gençlerin iş bulamıyor olması çok ciddi bir sorun. Son iki yıl içinde belediyemize yaklaşık 100 bin iş başvurusu yapıldı. Bu gerçekten korkunç bir rakam. Belediyeler her zaman istihdam açısından yoğun ilgi gören kurumlar olmuştur; ancak bugün yaşanan tablo, ekonomik krizin ve işsizliğin ulaştığı boyutu açıkça gösteriyor.
"BELEDİYEMİZ İŞÇİDEN YANA"
Belediyenin işçiden yana sendikal hakları, diğer sektörler ya da kamu kurumlarından çok daha yukarı bir düzeydi. Belediyemizde çalışan hizmet alımı personelleri ve işçiler, birçok kuruma göre daha iyi koşullarda istihdam edilmektedir. Bunun da doğal olarak bazı sonuçları oluyor. Vatandaş, “Benim belediyem” diyor; oy verdiği belediyenin işsizlik sorununa çözüm üretmesini bekliyor.
"KENTTE SADECE BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ İŞ İLANLARI AÇIYOR"
Ne yazık ki belediyeler olarak bu talebi karşılayabilecek kapasitenin çok ötesine geçmiş durumdayız. Şu anda kentte yalnızca Büyükşehir Belediyesi zaman zaman iş ilanları açıp sınırlı alımlar yapabiliyor. İlçe belediyelerimizin ise önceki dönemde kayyum yönetimleri nedeniyle personel alımı yapabilecek güçleri büyük ölçüde ortadan kaldırıldı. Örneğin Sur Belediyesi mevcut durumda istihdam sağlayamıyor, Bağlar Belediyesi de aynı şekilde yeni personel alımı yapamıyor. Bu nedenle işsizlik kentimizin en ciddi sorunlarından biri olmaya devam ediyor.
"ÇÖZÜM ÇOK DAHA BÜYÜK ÖLÇEKLİ YATIRIMLARDA"
Elbette çözüm, çok daha büyük ölçekli yatırım politikalarından geçiyor. Yerel yönetimler olarak bizim hedefimiz; 2 milyon nüfuslu Diyarbakır ve 17 kırsal ilçesiyle kendi kendine yetebilen bir ekonomik model oluşturmak. Üreten, tüketen ve ekonomik döngüsünü kendi içinde kurabilen; kadınlara ve gençlere istihdam sağlayabilen bir kent modeli üzerinde çalışıyoruz."
"TRAFİK SORUNUNUN NEDENİ İMAR PLANINA UYGUN UZUN VADELİ PLANLAMA YAPILMAMIŞ OLMASIDIR"
Bucak, Diyarbakır'daki trafik yoğunluğunun nedenlerini ise şöyle anlattı:
"Diyarbakır'daki trafik sorunu, kentin imar planına uygun uzun vadeli planlama yapılmamasından kaynaklanıyor. Biz bugünden başlayarak bir imar planı, kavşak planı, alternatif akslar ve yol planları yaptığımız takdirde önümüzdeki 5-10 yılı rahatlatacak adımlar atmış olacağız. Biz de biraz buna dönük çalışıyoruz.
"ŞUANDA AKILLI KAVŞAK DÜZENLEMELERİMİZ VAR"
Şu anda kavşak düzenlemelerimiz var. Akıllı kavşak çalışmalarımız sürüyor. Bazılarını hayata geçirdik, bazıları ise bayram sonrası devreye girecek. Özellikle Diclekent Bulvarı’nda ve üst taraftaki Medya Kavşağı’nda çalışmalarımız olacak.
"HER İKİ ANA HATTA CİDDİ BİR YOĞUN KONUT VE TİCARİ YÜKLENMİŞ DURUMDA"
Ancak bu kentin önemli bir sorunu var. Bizden önceki son 10 yılda çok yoğun bir imar planı uygulandı ve bu plan, trafik yüküyle, ana akslarla ve caddelerin taşıyabileceği yoğunlukla uyumlu değildi. Örneğin elimizde iki ana hat var: Urfa Yolu ve Elazığ Caddesi. Her iki hatta da ciddi bir ticari ve konut yoğunluğu yüklenmiş durumda.
"İKİ MİLYONLUK KENTTE HALEN ÇEVRE YOLLARI TAMAMLANMAMIŞ"
Diyarbakır bugün 2 milyonluk bir kent ama hala çevre yolları tamamlanmış değil. Çevre yolları tamamlansa bu kez de otoban ihtiyacı konuşulacak. Çünkü Diyarbakır’ın hepsine ihtiyacı var. Bu kadar yoğun nüfus alan, dışarıdan göç alan ve turist çeken bir kentte ulaşım yatırımları kaçınılmazdır.
"KISA, ORTA VE UZUN VADELİ PLANLAR ÜZERİNE ÇALIŞIYORUZ"
Bunların hepsi için kısa, orta ve uzun vadeli planlamalar üzerinde çalışıyoruz. Göreve geldiğimizde filomuz çok eski ve yıpranmıştı. Bu yüzden 2 yılda 80 otobüs aldık. Elbette bu durum trafikte ek yoğunluk da oluşturabiliyor. Bunun için yaklaşık 6 aydır Dicle Üniversitesi ile bir optimizasyon planı yürütüyoruz.
"TÜM VERİLERİ ANALİZ EDİYORUZ, HAZİRAN'DA AÇIKLAYACAĞIZ"
Haziran ayında bu çalışmayı açıklayacağız. Halk otobüsleri, minibüsler ve belediye otobüslerinin yolcu yoğunlukları, durak güzergahları, hangi bölgelerde yoğunluk veya eksiklik olduğu gibi tüm verileri analiz ediyoruz. Amaç, daha verimli bir toplu ulaşım sistemi oluşturmak. Haziran ayında hocamız saha araştırması ve yolcu analizlerini bizimle paylaşacak.
"ZAMAN ZAMAN JAMMER VE ELEKTRİK KESİNTİLERİ NEDENİYLE SİNYALİZASYON SİSTEMİ KESİNTİYE UĞRUYOR"
Yani çok yönlü çalışıyoruz. Henüz sahada bu çalışmaların çok hızlı ve somut sonuçları tam olarak görünmese de kısmen etkileri hissediliyor. Düzenlediğimiz bazı kavşaklar, kaldırdığımız orta refüjler trafiği rahatlattı. Sinyalizasyon ve akıllı kavşak sistemleri üzerinde çalışıyoruz. Ancak zaman zaman jammer’lar ya da elektrik kesintileri nedeniyle sinyalizasyon sistemi sekteye uğruyor ve sistemin yeniden devreye alınması gerekiyor.”
SERRA BUCAK'TAN TRAMVAY MÜJDESİ: SON ADIMDAYIZ, RAYLI SİSTEM İLLER BANKASI HİMAYESİNDE
Raylı sistem projesinin son adımda olduğunu ve İller Bankası'nın himayesinde değerlendirme aşamasında olduğunu vurgulayan Bucak, müjdenin detaylarını şöyle açıkladı:
"Diyarbakır için planlanan raylı sistem projesi konusunda yoğun bir çalışma yürütüyoruz. Raylı Sistem Daire Başkanlığı olarak dersimize iyi çalıştık; teknik hazırlıklarımızı büyük ölçüde tamamladık ve İller Bankası ile Ankara’daki temaslarımızda önemli bir aşama kaydettik.
Şu anda projemiz, İller Bankası’nın himayesinde değerlendirme sürecinde ve onların teşvik ile onayını bekliyor. Bu süreç bizim için son derece önemli. Çünkü uluslararası kredi kuruluşları ve finans kurumlarıyla İller Bankası aracılığıyla çalışmak, kentimiz adına daha düşük faizli ve uzun vadeli finansman anlamına geliyor. Biz, Diyarbakır’ın geleceği için en şeffaf, en doğru ve en sürdürülebilir finansman modelini oluşturmak istiyoruz.
"HAZİRAN VE TEMMUZ AYINDAN UMUTLUYUZ"
Raylı sistem projesi açısından haziran ve temmuz ayları konusunda umutluyuz. Artık bu işin hayata geçeceğine dair elimizde oldukça somut işaretler var. Yaklaşık 15 yıldır kentimizin gündeminde olan bu proje için son bir buçuk yıldır yoğun ve kararlı bir emek verildi. Umuyoruz ki siyaset ve Ankara bürokrasisi de bu sürecin önünde engel değil, destek olacaktır. Çünkü bu proje 2 milyon Diyarbakırlının hakkıdır. Bu kentin ödediği vergi, ürettiği değer ve ortaya koyduğu potansiyel bu yatırımı fazlasıyla hak ediyor.
"TRAMVAY MASTIR ULAŞIM PLANI'NIN ANA OMURGASI"
Bugün bölgemizde Gaziantep dışında bir başka büyük kentin de raylı sisteme sahip olması gerekiyor. Bu proje, Diyarbakır’ın 2040 Ulaşım Master Planı’nın merkezinde yer alıyor. Tramvay hattı bu planın ana omurgasını oluşturuyor. Bu adım atıldığında, ilerleyen yıllarda yeni hatları ve hatta metro projelerini konuşmak da mümkün hale gelecek.
"SORUNSUZ VE HAZIR BİR NOKTADAYIZ"
En önemli noktalardan biri ise şu: İlk kez teknik açıdan, güzergah planlamasında, imar ve kamulaştırma süreçlerinde bu kadar sorunsuz ve hazır bir noktadayız. Ankara bürokrasisiyle ilişkilerimiz olumlu ilerliyor. İller Bankası Genel Müdürü’nün de ifade ettiği gibi, bu proje etrafında geniş bir mutabakat oluşmuş durumda. Hükümet partisi milletvekillerinden DEM Parti milletvekillerine, ilgili bakanlıklardan merkezi bürokrasiye kadar herkes projenin gerekliliği konusunda ortak bir noktada buluşuyor.
"ARTIK GERİYE SON İMZALAR KALDI"
Artık geriye yalnızca son imzalar ve son değerlendirmeler kaldı. Biz de bunun için yoğun bir diplomasi yürütüyoruz. Çünkü böyle büyük projelerde kararlılık, sahiplenme ve ısrar gerekiyor. Bu proje artık kent tarafından kabul edilmiş ve sahiplenilmiş bir projedir.
"JAPONYA'DA ÖNEMLİ TEMASLARDA BULUNDUK"
Yaklaşık iki ay önce ekibimiz Japonya’da önemli temaslarda bulundu. Diyarbakır’ın raylı sistem projesini uluslararası platformlarda anlattık. Dünyanın önemli finans kuruluşlarının bulunduğu bu görüşmelerde projemizin ciddi ilgi görmesi bizim için son derece değerliydi. Bugün uluslararası finans çevrelerinde Diyarbakır’ın raylı sistem projesi bilinen ve takip edilen bir proje haline gelmiş durumda.
"İNŞALLAH BU ÖNEMLİ PROJEYİ HERKESLE BİRLİKTE HAYATA GEÇİRECEĞİZ"
Elbette bu projenin tamamlanmasının 2030 yılına kadar uzanabileceğini öngörüyoruz. Ancak önemli olan ilk kazmayı vurmak, bu süreci başlatmak ve Diyarbakır’ın geleceği adına tarihi bir adım atmaktır. İnşallah kentimizin tüm dinamikleriyle, yerel basınıyla ve bu projeye inanan herkesle birlikte bu önemli süreci başarıyla hayata geçireceğiz."
"BAĞLAR VE SUR İÇİN 'YERİNDE DÖNÜŞÜM' ÇÖZÜM DEĞİL"
Bağalar ve Sur ilçeleri için 'yerinde dönüşüm'ün çözüm olmadığını dile getiren Bucak,
"6 Şubat depremlerinden önce de hem Bağlar için hem de Sur için benzer sorunlar vardı. Biz her iki ilçe açısından da doğru çözümün yalnızca “yerinde dönüşüm” olmadığını çok iyi biliyoruz. Bugüne kadar iki ayrı çalıştay yapıldı. Özellikle ilçe belediyelerimizin bu çalıştayları düzenlemesi ve sahada veri çalışması başlatması oldukça önemliydi.
"ADİL VE İNSANA YAKIŞIR BİR DÖNÜŞÜM OLMALI"
Ancak bu çalıştaylar bize şunu açık biçimde gösterdi: Bağlar ve Sur için yalnızca yerinde dönüşüm odaklı bir politika yeterli değildir. Çünkü yerinde dönüşüm, çoğu zaman yıkılan ya da yıkılacak bir yapının yerine yeniden betonarme bir bina dikmekten ibaret kalıyor. Oysa kentsel dönüşüm; adil, insana yakışır ve yaşamı bütüncül biçimde ele alan bir anlayışla yürütülmelidir.
"BAĞLAR'DA YIKILAN BİR BİNANIN YERİNE YENİSİNİ YAPMAK SADECE BİNA DÖNÜŞÜMÜ OLUR"
Bağlar’da bir binayı yıkıp yerine yenisini yapmak sadece bina dönüşümü anlamına gelir. Fakat mesele yalnızca bina değildir. Altyapının yenilenmesi, sağlık alanlarının, eğitim alanlarının, spor tesislerinin, sosyal donatıların ve yeşil alanların oluşturulması gerekir. Eğer biz bu alanlarda insana yaraşır bir yaşam standardı oluşturamazsak, yapılan dönüşüm doğru bir politika olmayacaktır.
"BAĞLAR VE SUR İÇİN HARİTA NETTİR"
Dolayısıyla Sur ve Bağlar için ortaya koymamız gereken yol haritası nettir. Öncelikle ilçe belediyelerimizin kapsamlı bir veri toplama ve saha araştırması yapması gerekir. Bu araştırmalarda yapı stoğu, binaların fiziksel durumu, mülkiyet yapısı, yurttaşların kiracı mı yoksa mülk sahibi mi olduğu gibi başlıklar incelenmelidir. Özellikle Bağlar açısından plansız yapılaşmanın yarattığı sorunlar çok önemli bir başlıktır.
Bunun yanında yalnızca fiziki değil, sosyal veriler de ortaya çıkarılmalıdır. Örneğin Kaynartepe’de yaşayan yurttaşların mahalleye aidiyet duygusu nedir? Komşuluk ilişkileri hangi düzeydedir? İnsanların yaşadıkları çevreyle kurduğu bağ nasıl şekillenmektedir? Tüm bu veriler analiz edilmeden sağlıklı bir dönüşüm politikası geliştirilemez.
"DÖNÜŞÜMÜN BÜYÜK BİR FİNANSAL BOYUTU VAR"
Elbette bu meselenin çok büyük bir finans boyutu da vardır. Bu durum yerel yönetimlerin gözünü korkutabilir; çünkü belediyelerin bütçeleri sınırlıdır. Ancak gerçekçi ve rasyonel bir planlamayla bu sürecin yürütülmesi mümkündür. Öncelikle sahadaki tüm boyutları ortaya koyan kapsamlı bir fotoğraf çekilmeli, ardından bu veriler doğrultusunda yerel yönetimlerin nasıl bir politika izleyeceği belirlenmelidir.
"HERKESİN ORTAK BİR ANLAYIŞTA BULUŞMASI GEREKİYOR"
Bu süreçte kentteki tüm müteahhitlerin, inşaat sektörünün ve ilgili tüm dinamiklerin ortak bir anlayışta buluşması gerekir. Nasıl bir konut modeli üretileceği, hangi ölçekte ve hangi yaşam anlayışıyla hareket edileceği konusunda bir konsensüs sağlanabilirse; ada bazlı, lokal ve aşamalı bir dönüşüm modeli hayata geçirilebilir.
Böyle bir dönüşüm yalnızca binaları yenilemek anlamına gelmez. Aynı zamanda Bağlar’ın otuz yıllık altyapısının, kanalizasyon sisteminin ve su şebekesinin yenilenmesi anlamına gelir. Yani mesele sadece yeni bina yapmak değil, yeni yaşam alanları kurmaktır.
"İNSANA YAKIŞIR YAŞAM ALANLARI OLMALI"
Gerçek ihtiyaç da budur: Hem Bağlar’ı hem de Sur’u insana yakışır yaşam alanlarına dönüştürmek. Üstelik yeni depremler riski hâlâ çok ciddi bir gerçeklik olarak önümüzde durmaktadır. Bu durum bizi korkutmalı ama aynı zamanda harekete de geçirmelidir.
İlçe belediyeleri sahada gerekli veri çalışmalarını yürütürse, Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi öncülüğünde kentteki diğer paydaşlarla birlikte bu süreci planlamak mümkündür. Elbette bu dönüşüm üç yılda tamamlanacak bir süreç değildir. Belki on yıl, belki on beş yıl sürecektir. Ancak önemli olan bu süreci başlatmak, veri temelli bir yol haritası oluşturmak ve herkes için adil yaşam alanları üretme iradesini ortaya koymaktır.
Bu nedenle Bağlar Belediyesi ile birlikte bu çalışmaları planlıyoruz. Çünkü yapılan çalıştayların sonucunda ortaya çıkan en önemli gerçek şudur: Bu görev artık hepimizin sorumluluğudur ve bundan kaçış yoktur."
"TÜRKİYE ORTALAMASINDA YÜZDE 20 OLAN İŞSİZLİK ORANI DİYARBAKIR'DA YÜZDE 40"
Türkiye ortalamasında kadın işsizlik oranı yüzde 20 civarındaysa, Diyarbakır'da bu oranın yüzde 40’lara ulaştığını ifade eden Bucak, şunları söyledi:
"Bu da kadın yoksulluğunun ve kadın işsizliğinin bölgemizde iki kat daha ağır yaşandığını gösteriyor. Özellikle 80’lerden ve 90’lardan sonra oluşan göç dalgasıyla birlikte Bağlar ve Sur’da ortaya çıkan toplumsal gerçeklik, geniş aile yapıları ve yoksullukla mücadele eden yaşam koşulları düşünüldüğünde, kadınların yaşadığı ekonomik sıkıntılar çok daha görünür hale geliyor.
"KADIN YOKSULLUĞUNA KARŞI KALICI ÇÖZÜMLER ÜRETMELİYİZ"
Kadınlar açısından yapabileceğimiz en önemli şeylerden biri, kadın yoksulluğuna karşı kalıcı çözümler üretmek. Bu kapsamda çalıştaylar düzenledik; kadın kooperatifleri, kadın üretim birlikleri ve kadın üretim komünleri oluşturmaya başladık. Amacımız, kadınların önce kendi ihtiyaçlarını ve ailelerinin temel gereksinimlerini karşılayabilecekleri bir ekonomik döngü kurmaları, ardından bunun kalıcı bir istihdam modeline dönüşmesi.
"KADIN MANDIRASI PROJESİ HAYATA GEÇECEK"
Bu doğrultuda belediyemizin, GAP, DTSO ve beş ilçemizle birlikte yürüttüğü önemli projelerden biri kadın mandırası çalışmasıdır. Kadın kooperatifleri aracılığıyla işletilecek bu mandıra projesi başta Silvan, Eğil, Hani ve Kocaköy olmak üzere çeşitli ilçelerde hayata geçirilecek. Bu proje, kadın emeğini doğrudan üretime dahil eden önemli bir adım olacak.
"AROMATİK BİTKİ TESİSİNDE KADIN İSTİHDAMINI ÖNCELİYECEĞİZ"
Diğer taraftan Park ve Bahçeler yerleşkemizde, 14 bin metrekarelik alanda tıbbi aromatik bitki tesisimizin inşası sürüyor. Hava koşulları nedeniyle çalışmalar zaman zaman aksasa da, tesisin Temmuz ayında tamamlanmasını hedefliyoruz. Bu alanda kadın istihdamını önceleyeceğiz. Kekikten adaçayına kadar birçok aromatik bitkinin üretimi yapılıyor. Bu bitkilerden elde edilen yağlar, gıda ürünleri ve kozmetik hammaddeleri kadın emeğiyle işlenecek ve ekonomik değere dönüştürülecek.
Bu süreç için aylardır kadınlara yönelik eğitimler ve mesleki kurslar düzenliyoruz. Kadın emek buluşmalarında üretilen ürünleri satışa sunarak amatör üretimden profesyonel üretime geçişi destekliyoruz. Hedefimiz, kadınların kendi yaşamlarını sürdürebilecekleri ve birlikte üretim yapabilecekleri yerel ekonomik modeller oluşturmak.
"BAYRAM SONRASI EKMEK FABRİKASI FAALİYETE GEÇECEK"
Bayram sonrasında ekmek fabrikamız da faaliyete geçecek. Tam kapasite çalıştığında günlük 100 bin ekmek üretim kapasitesine sahip olan bu tesis, ilk etapta günlük 40 bin ekmek üretimiyle başlayacak. Tam otomatik sistemle çalışan fabrikada test üretimleri başladı. Kent genelinde kurulacak yaklaşık 40 büfede ise kadın istihdamı öncelikli olacak. Bu büfelerde kadınlar Med AŞ bünyesinde çalışacak. İlerleyen süreçte bu yapının tamamen kadın kooperatiflerine devredilmesi de planlanıyor.
"KADINLAR ÇOK BOYUTLU SORUNLARLA KARŞILAŞIYOR"
Kadınların yaşadığı sorunlar yalnızca ekonomik değil; ekonomik şiddet, ev içi şiddet, kamusal alanda karşılaşılan güvensizlik gibi çok boyutlu sorunlarla mücadele ediyoruz. Bu nedenle güvenli ve kadın dostu kentler yaratmayı önemsiyoruz. Amed’i kadın dostu kent ilan ettik. Aynı zamanda Diyarbakır, Birleşmiş Milletler tarafından kadın dostu kent olarak belirlenen Türkiye’deki 25 kentten biri.
"KADINLAR İÇİN SOSYAL ALANLAR OLUŞTURACAĞIZ"
Bu anlayış doğrultusunda yalnızca istihdam değil; eğitim, kapasite geliştirme ve kadınların kamusal yaşamda daha güçlü yer almasını sağlayacak sosyal alanlar oluşturmaya da ağırlık veriyoruz. Örneğin Kardeşlik Parkı’ndaki sosyal tesisimizi tamamen kadınların yöneteceği bir yapıya dönüştürüyoruz. Burada tıbbi aromatik tesislerde üretilen ürünler satılacak, kent bostanlarında yetiştirilen ürünler değerlendirilecek ve kadın emeği görünür hale gelecek.
"EŞİTLİKÇİ BİR TOPLUMSAL YAPIYA YAKLAŞACAĞIZ"
Kent bostanları, seracılık faaliyetleri ve kırsal kalkınma projeleriyle üretim zincirini büyütmeyi hedefliyoruz. Yerel yönetim olarak tüm sorunları tek başımıza çözebileceğimizi iddia etmiyoruz; ancak kadınlara sosyal alan açmanın, üretim alanı yaratmanın ve dayanışma ağlarını güçlendirmenin önemli bir katkı sunduğuna inanıyoruz.
Kadınların eğitim kapasitesini, farkındalığını ve ekonomik bağımsızlığını geliştirdikçe, eşitlikçi bir toplumsal yapıya daha fazla yaklaşacağımıza inanıyoruz."
"ARTAN MADDE BAĞIMLILIĞINA KARŞI ÖNEMLİ ÇALIŞMALAR OLACAK"
Diyarbakır'da artan madde bağımlılığına karşı önemli çalışmalar yürüttüklerini ifade eden Bucak, "Madde bağımlılığıyla mücadele meselesinin önemini göreve geldikten kısa bir süre sonra net biçimde ortaya koyduk. Yaklaşık 3-5 ay içerisinde, Sümerpark Yerleşkesi’nde bulunan taş evlerimizden birini bu alanda hizmet verecek bir birime dönüştürdük.
"TÜM SÜREÇ GİZLİLİK VE HASSAS BİR ŞEKİLDE YÜRÜTÜLÜYOR"
Bugün itibarıyla bir buçuk yıldır faaliyet yürüten bu birimimiz, kentte saha araştırmaları ve saha raporları üretebilecek bir kapasiteye ulaştı. Şu anda 110 danışanımız bulunuyor. Ancak çalışma yalnızca danışanlarla sınırlı değil; aileleriyle de birebir temas kuruluyor. Elbette tüm süreç büyük bir gizlilik ve hassasiyet çerçevesinde yürütülüyor.
"SAHA ARAŞTIRMALARI YAPILIYOR"
Bunun yanında Kent Konseyi Sağlık Meclisi’nin gerçekleştirdiği çalıştayın sonuçları da kent adına önemli veriler ortaya koyuyor. Ayrıca SAMER ve benzeri saha araştırma kuruluşlarının hazırladığı raporlar da kentte ciddi düzeyde bir madde kullanımı olduğunu gösteriyor. Ne yazık ki kadın kullanıcıların sayısında da artış söz konusu.
Tüm araştırmalar, anketler ve saha raporları, madde bağımlılığıyla mücadelenin artık çok ciddi ve acil bir noktaya ulaştığını ortaya koyuyor. Bu noktada iki temel başlık öne çıkıyor. Birincisi, madde kullanan bireylerin yeniden topluma kazandırılmasıdır. Bunun en önemli ayağı ise istihdam politikalarıdır. İnsanlara iş ve yaşam olanakları sunulmadığı sürece, bağımlılığı bırakmış bireylerin yeniden eski alışkanlıklarına dönme riskinin yüksek olduğunu biliyoruz.
"ÖNLEYİCİ VE KORUYUCU ÇALIŞMALAR GERÇEKLEŞTİRİYORUZ"
İkinci önemli başlık ise önleyici ve koruyucu çalışmalardır. Bu alanda yerel yönetimlere büyük sorumluluk düşüyor. Danışmanlık merkezleri açılması, farkındalık çalışmalarının yürütülmesi ve kurumlar arası iş birliği büyük önem taşıyor. ÇEMATEM, AMATEM ve ilgili tüm kurumlarla birlikte bu mücadeleyi adeta bir seferberlik anlayışıyla yürütmek gerekiyor.
"ELDE ETTİĞİMİZ VERİLERLE BU ÇALIŞMAYI DAHA İLERİYE TAŞIYACAĞIZ"
Son birkaç aydır hem saha raporlarını hem Kent Konseyi Sağlık Meclisi’nin çalıştay sonuçlarını hem de Büyükşehir Belediyemizin bir buçuk yıllık saha deneyimini değerlendiriyoruz. Elde ettiğimiz veriler doğrultusunda bu çalışmaları daha ileri bir seviyeye taşımayı hedefliyoruz. Bu kapsamda birimlerimizin sayısını artırıyoruz.
"TÜM BELEDİYELERDE MADDEYLE MÜCADELE BİRİMLERİNİ KURDUK"
Geçtiğimiz ay yapılan meclis toplantılarında tüm ilçe belediyelerimiz maddeyle mücadele birimlerini ve müdürlüklerini kurdu. Bu çok önemli bir adımdır. Çünkü bir meseleyle etkili mücadele edebilmek için o alana kurumsal bir kimlik kazandırmak, uzman personel istihdam etmek ve sürdürülebilir bir yapı oluşturmak gerekir. Yerel yönetimler olarak artık koordineli ve eşgüdümlü bir çalışma yürütüyoruz.
"MOBİL EKİP MODELİNİ HAYATA ÇEĞİRECEĞİZ"
Kaynartepe, Bağlar, Şehitlik ve Yenişehir başta olmak üzere birçok bölgede yeni birimler açacağız. Bunun yanında Gaziantep’te uygulanan “mobil ekip” modelini de hayata geçirmek istiyoruz. Bu mobil ekipler, mahallelerde görünür ve erişilebilir şekilde çalışmalar yürütecek. Bildiri dağıtımı, farkındalık faaliyetleri, kısa eğitimler ve birebir temaslarla hem riskli alanları tespit edecek hem de gençleri danışmanlık merkezlerine yönlendirecekler. Bu konuda hazırlıklarımız sürüyor.
"MADDE KULLANAN KADIN SAYISINDA ARTIŞ VAR"
En önemli meselelerden biri ise madde kullanan kadınların sayısındaki artıştır. Kentimizde kadınların yatılı tedavi görebileceği bir rehabilitasyon merkezi ne yazık ki bulunmuyor. Mevcut merkezler yalnızca erkeklere hizmet verdiği için kadınların yatılı tedavisi mümkün olamıyor.
"REHABİLİTASYON KOMPLEKSİ KURMAYI HEDEFLİYORUZ"
Bu nedenle yaklaşık 20-25 dönümlük bir alanda kapsamlı bir rehabilitasyon kompleksi kurmayı hedefliyoruz. Bu merkezde kadınlara yönelik yatılı tedavi imkânı sağlanacak. Aynı zamanda meslek edindirme atölyeleri, ileride istihdama dönüşebilecek üretim alanları, sosyal donatı ve spor alanları da yer alacak.
Şu anda yer arayışımız sürüyor. Sur bölgesinde, Yukarı Kılıçtaş mevkiinde Silvan Yolu üzerinde bulunan sağlık tesis alanı üzerinde yoğunlaşıyoruz. Bunun dışında Elazığ Yolu üzerindeki alternatif bir alanı da değerlendiriyoruz. Uygun yer belirlendiğinde gerekli tahsis sürecini başlatacağız.
"BU KONUDA UZMAN İSTİHDAM PERSONEL SAYISINI ARTIRACAĞIZ"
Büyükşehir Belediyesi olarak bu mücadelede uzman personel istihdamını da artıracağız. Çünkü bu alanda uzman kadrolarla çalışmadan kalıcı sonuç almak mümkün değildir. Bu mesele son derece ciddi bir toplumsal sorundur ve mücadelemizin de aynı ciddiyetle yürütülmesi gerekir.
"İŞ İNSANLARI DA BÜYÜK BİR DUYARLILIK GÖSTERDİ"
Yaklaşık iki ay önce kentteki iş insanlarıyla bir araya geldik ve bu meseleyi onların da gündemine taşıdık. Kendileri büyük bir duyarlılık gösterdi. Hem mobil ekiplerin kurulmasında hem de ileride planlanan rehabilitasyon kompleksinin hayata geçirilmesinde destek sunacaklarını ifade ettiler. Bu dayanışmayı çok kıymetli buluyoruz.
Çünkü bu mücadelenin en önemli ayaklarından biri de istihdamdır ve bu noktada iş dünyasının katkısı hayati önem taşımaktadır."
"PİKNİK ALANLARI NEDEN MİLLİ EĞİTİM'E DEVREDİLDİ?"
Piknik alanlarının Milli Eğitim'e devredildiğini aktaran Bucak, tepkisini şöyle dile getirdi:
"Biz Devegeçidi Piknik Alanı’nın neden Milli Eğitim’e verildiğini anlamıyoruz. Milli Eğitim neden bir piknik alanının bakım ve onarımını sürdürebilsin? Biz de tam olarak bu soruyu soruyoruz. Ayrıca şunu bir kez daha hatırlatmak istiyoruz: Devegeçidi Piknik Alanı, Büyükşehir Belediyesi’ne ait bir alandır. Bu çok zor anlaşılacak bir mesele değildir.
Geçmiş dönemlerde buralar tahsis edilmiş ya da devredilmiş olabilir. Ancak geri almak mümkündür. Yeter ki yargı mekanizmaları yürütmeyi durdurma kararlarıyla buna engel olmasın. Bugün Devegeçidi’nde giriş ücreti alındığını biliyoruz. Oysa bizim Yenişehir’deki fidanlık alanımızda yurttaşlar ücretsiz şekilde faydalanabiliyor. Otobüslerimiz düzenli seferler yapıyor; özel araçlarıyla gelenler de oluyor. Ancak kimseden giriş ücreti alınmıyor. Bir kentte yurttaşların kullanımına açık bir mesire ve piknik alanında giriş ücreti alınması; eşitlikçi, adil ve kamucu bir yaşam anlayışına yakışmaz. Bu nedenle piknik alanımızı geri istiyoruz.
Üstelik orası oldukça büyük bir alan. Biz 2014-2016 yılları arasında oraya ciddi yatırımlar yaptık. Kamelyalarından yollarına, kaldırım taşlarından sosyal donatılarına kadar birçok çalışma yürüttük. Böylesine büyük bir alanın sürdürülebilirliğinin Milli Eğitim İl Müdürlüğü tarafından sağlanması mümkün değildir. Çünkü bu onların görev alanı da değildir, bütçeleri de buna uygun değildir. Biz artık 'hangi işi hangi kurum yapmalı' konusundaki karmaşanın ve yetki sorunlarının sona ermesi gerektiğini düşünüyoruz.
"ELAZIĞ GEZİN'DE BELEDİYEDEN ALINDI"
Bir diğer önemli yerimiz ise Elazığ Gezin’deki yaz kampı alanımızdır. Uzun yıllar boyunca kentteki çocuk kurumları, çocuk dernekleri ve özellikle yoksul ailelerin çocukları burada yaz kamplarına katıldı. Tatil imkânı bulamayan çocuklar burada 5-6 gün boyunca kültürel etkinliklere, sosyal çalışmalara, havuz aktivitelerine katılıyordu. Şimdi bu alanın Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü’ne devredildiğini görüyoruz. Ancak aradan iki yıl geçmiş olmasına rağmen orada hangi yaz kampı gerçekleştirildi? Hangi çocuk grupları götürüldü? Hangi gençlik faaliyetleri yapıldı? Ne yazık ki ortada somut bir çalışma yok. Biz bu alanı yeniden geri almak istediğimizde ise yürütmeyi durdurma kararlarıyla karşılaşıyoruz. Bu durum sürdürülebilir değildir. Bizim önerimiz nettir: Bir protokol yapılsın. Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü ile belediye iş birliği içinde ortak bir kullanım takvimi oluştursun. Hem bizler çocuklarımızı götürelim hem onlar gençleri oraya taşısın. Çünkü mesele kurumlar arası çekişme değildir. Esas olan çocukların, gençlerin ve toplumun yararıdır. Hizmet üreten kurumlar olarak toplumun üstün yararını gözetmek zorundayız.
"GEZİN KAMPINDA YENİDEN ÇOCUKLARLA BULUŞMAK İSTİYORUZ"
Gezin Çocuk Yaz Kampı’nın yeniden çocuklarla buluşmasını istiyoruz. Orası gerçekten çok güzel bir yaz kampıydı. Bizim de çocuklarla birlikte oraya gittiğimiz dönemler oldu. O yıllarda Bağlar Eğitim Destek Evi’nde koordinatörlük yapıyordum ve çocuklarla birlikte kampa katılıyorduk. Çok güzel deneyimler ve unutulmaz anılar birikti. İnanın, çocukların o yıllarda yaşadığı bu deneyimler onların hayatında büyük izler bırakıyor. Yıllar sonra karşımıza doktor, psikolog, öğretmen ya da yazılımcı olarak çıkıyorlar. Toplumsal Barış Forumu’nda karşılaştığımız bir gönüllümüz de geçmişte Peyas Eğitim Destek Evi’nden yetişmiş bir gençti ve bugün başarılı bir yazılımcı olmuş durumda. Bu nedenle sosyal projeler, eğitim destek evleri ve çocuk kampları yalnızca bir etkinlik değil; toplumun geleceğine yapılan en değerli yatırımlardır.
“ÜNİVERSİTEYE HAZIRLANAN ÖĞRENCİLER İÇİN KİTAP KAFE ALANLARI KURULDU”
Üniversiteye hazırlanan öğrenciler için kitap kafeleri açtıklarını dile getiren Bucak,
“Sur Kitap Kafemiz var. Burası belediyeye ait bir alan olmakla birlikte, biz göreve geldiğimizde yoğun bir bakım ve onarımdan geçirerek yeniden işlevlendirdik. Geldiğimizde burası genel olarak yalnızca bir bekçinin bulunduğu, içi harabe sayılabilecek bir durumdaydı. Bu alanı yeniden düzenleyip kullanılır hale getirdik.
Gençler burada ders çalışıyor. Biraz yukarıda bulunan beş katlı binamızı da geçen yaz yoğun bir tadilattan geçirdik ve YKS dönemine hazırladık. Burada üniversite öğrencileri etütlere katılıyor, deneme sınavları yapıyor, ek dersler alıyor ve aynı zamanda rehberlik hizmetlerinden faydalanıyor. Güçlü bir ekiple çalışıyoruz ve yeni istihdamlar da sağladık.
Bu yaz eğitim alanında daha yoğun bir istihdam ve daha bütüncül bir yaklaşımla çalışmalarımızı sürdüreceğiz. Huzurevleri bölgesinde kiraladığımız beş katlı bir binayı da LGS ve YKS hazırlık merkezi olarak yeni döneme hazırlıyoruz. Ayrıca Yeşilay’ın kiracı olduğu ancak kira sözleşmesi sona eren bir alanımız da bulunuyor. Orayı da gençlere yönelik danışmanlık hizmetlerinin verileceği, özellikle madde bağımlılığıyla mücadele kapsamında bir merkez haline getirmek için çalışmalarımız sürüyor.
Sur’da gençlerin gelebileceği, danışmanlık hizmeti alabileceği, eğitim ve sosyal destek görebileceği bütüncül bir yapı oluşturmayı hedefliyoruz.”
“YEŞİL ALANA ÖNEM VERİYORUZ, YAZ İÇİN HAZIRLIKLARIMIZI SÜRDÜRÜYORUZ”
Yeşil alan çalışmalarına önem verdiklerini vurgulayan Bucak, ‘Yaza hazır mıyız Diyarbakır olarak?’ sorusuna gelince; elbette hazırlıklarımızı sürdürüyoruz. Özellikle yeşillendirme ve peyzaj çalışmaları kapsamında önemli adımlar atıyoruz. Yağışlarla birlikte otların hızla büyümesi nedeniyle kent genelinde ot biçme ve temizlik çalışmalarımız yoğun şekilde devam ediyor. Ormanlık ve tarım alanlarında da yangın riskine karşı yüksek duyarlılık gösterilmesi gerekiyor.
“PARK ALANI ÇSLIŞMALARI SÜRÜYOR”
Kent merkezinde park ve yeşil alan çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Diyarbakır son 15 yılda özellikle yeşil alan ve park konusunda önemli emek verilmiş bir kenttir. Bu gelişim ağırlıklı olarak Kayapınar bölgesinde gerçekleşmiştir. Yeni imar ve yerleşim alanlarının da büyük kısmı burada oluşmuştur.
“REFÜŞ, SÜLANDIRMA VE IŞIKLANDIRMA DÜZENLEMELERİ DEVAM EDİYOR”
Göreve geldiğimizden bu yana kent girişlerinde yoğun bir çalışma yürütüyoruz. Çarıklı’dan Kantar’a kadar 14 kilometrelik alanda refüj düzenlemeleri, ağaçlandırma ve ışıklandırma çalışmaları devam ediyor.
“BU ALANLARI HALKA KAZANDIRACAĞIZ”
Ayrıca Naturapark (300.000 m²) ve Mezopotamya Parkı (214.000 m²) olmak üzere iki büyük park alanımız Kayapınar’da yer almaktadır. Bu alanları işlevlendirmediğimiz takdirde zamanla farklı kullanımlara açılma riski bulunmaktadır. Bu nedenle bu alanları koruyarak halka kazandırmayı hedefliyoruz.
Bağlar Belediyesi ile birlikte Ahmet Kaya Caddesi üzerinde iki yeni park projemiz bulunmaktadır. Bu alanların tespitleri yapılmış olup ihale süreçleriyle birlikte bu yaz çalışmalar başlatılacaktır.
KENTİN İKLİMİNE UYGUN AĞAÇLAR DİKTİK
İki yıl içerisinde orta refüjler, kent girişleri ve yeni bulvarlar dahil olmak üzere Talaytepe’den Kayapınar’a, Diclekent’ten diğer bölgelere kadar 15.000 ağaç dikildi. Yıl sonuna kadar bu sayının 30.000’e çıkarılması hedeflenmektedir.
Kentimizin iklimine uygun, az su tüketen ve bölge dokusuna uyumlu ağaç türleri tercih edilmektedir. Ayrıca park ve bahçelerde gül ve çiçek üretimi de yapılmaktadır. Bu kapsamda yaklaşık 500.000 gül ve çiçek dikimi gerçekleştirilmiş olup, bu sayının yıl sonuna kadar 1 milyonu aşması hedeflenmektedir.
“HERKESİN KATKISI VE ÖNERİSİ ÖNEMLİDİR”
Bu süreçte herkesin katkısı, önerisi ve katılımı önemlidir. Diyarbakır uzun yıllar kent girişlerinde yeşil alan anlamında yeterli düzenlemelerden mahrum kalmıştır. Bu eksiklikleri gidermek için Mardin yolu başta olmak üzere Çarıklı ve diğer bölgelerde çalışmalar başlatılmıştır. Karayolları ile koordineli şekilde peyderpey bu çalışmalar devam edecektir. Silvan yolu da bu kapsamda unutulmayacaktır.”
BUCAK: TÜM HALKIMIZIN BAYRAMI KUTLU OLSUN
Kurban Bayramı vesilesiyle tüm halkımızın bayramını kutluyor, huzurlu, sağlıklı ve güzel bir bayram geçirmelerini diliyorum.
Bayram süresince belediyemizin ilgili tüm birimleri, yol yapım ekipleri, itfaiye ve diğer sahadaki ekiplerimiz görev başında olacaktır. Aile ziyaretleri ve mezarlık ziyaretleri başta olmak üzere vatandaşlarımızın bayramı huzur içinde geçirmesi için çalışmalarımız sürecektir.”