Diyarbakır Haberleri

Diyarbakır surları sessizce ağlıyor

Binlerce yıllık tarihin canlı tanığı olan Diyarbakır surları, ihmalkârlık ve yarım bırakılan restorasyonların gölgesinde adeta çöküyor. Her gün surların dibinde oturup geçmişi dinleyen bir vatandaşın sözleri ise yürek burkuyor: ‘Bu sadece taş değil, bir medeniyet yok oluyor.’

Abone Ol

Mehmet Rumet SOYLU-YAZDI

Binlerce yıllık geçmişiyle sadece Diyarbakır’ın değil, insanlık tarihinin en önemli miraslarından biri olan Diyarbakır Surları, bugün sessiz bir çöküşün içinde. Zaman zaman başlatılan restorasyon çalışmalarının eksik yapılması ya da yarım bırakılması, bu kadim yapının kaderine terk edildiği izlenimini güçlendiriyor.

Birçok yerde olduğu gibi, Hintli Baba ve Çift Kapı çevresinde bulunan surların durumu, görenleri derinden sarsıyor. Yer yer dökülen taşlar, çatlayan duvarlar ve bakımsızlık, binlerce yılın yükünü taşıyan bu eşsiz mirasın artık dayanacak gücünün kalmadığını gözler önüne seriyor.

Surların dibinde her gün vakit geçiren bir vatandaşın sözleri ise bu ihmali en sade ve en çarpıcı haliyle ortaya koyuyor:

“Benim elimden bir şey gelmiyor. Her gün buraya gelip oturuyorum. Bu taşlara bakıyorum, üzülüyorum… İçim kan ağlıyor. Sanki tarih gözümün önünde eriyip gidiyor.”

Diyarbakır’ın hafızası olan surlar, sıradan bir yapı değil medeniyetlerin, savaşların, kültürlerin ve insan hikâyelerinin taşıyıcısı. Ancak bugün gelinen noktada, yapılan eksik müdahaleler ve süreklilik göstermeyen çalışmalar, bu mirası korumaktan çok daha büyük risklerle karşı karşıya bırakıyor.

Uzmanlara göre tarihi yapıların korunmasında en önemli unsur süreklilik ve bilimsel restorasyon. Aksi halde yapılan her yanlış müdahale, geri dönüşü olmayan tahribatlara yol açabiliyor.

Vatandaşlar ise yetkililere sesleniyor:

‘Bu surlar bizim kimliğimiz. Yıkılırsa sadece taşlar değil, biz de eksiliriz.’

Diyarbakır surları şimdi sessiz…

Ama o sessizliğin içinde büyük bir çığlık var. Bu çığlığı duymak ve harekete geçmek ise artık bir tercih değil, bir sorumluluk.