Mehmet TÜRK Yazdı
Çok bildiğim, anladığım bir konu olmamakla birlikte, bilen ve bu konuda uzman olan kişilerle bu konuyu en ince detayına kadar konuştuk. Belediye açıklamasında, kamu yararına alınan yasal bir karar olduğu belirtilse de genel kanı; halk yararı hesaplanmadan alınan bir karar olarak, kamuoyuna servis edildi.
Peki, gerçekten halk yararı gözetilmeden alınmış olabilir miydi bu karar? Onu da araştırdık. Bunun dışında çok önemli olduğunu düşündüğüm bir konuya daha dikkat çekmek istiyorum; Sadece Büyükșehir değil, diğer alt kademe belediyelerinin de yaptığı bazı işler, alınan bazı kararlar, sanki halk yararı gözetilmeden alınmış ve işlerden de rant sağlanmış gibi sosyal medyadaki bazı hesaplarda paylaşımlar yapıldı.
Diyarbakır halkının tepkisel mücadeleci halini bilen bazı karanlık yapılar, Kürt halkının duygusal yapısını da kullanarak, işin içine de “RANT” vurgusu yaparak, böyle algı ile halkı belediyeye karşı kışkırtma girişiminde bulunmuş olabilir. Ama Büyükşehir Belediyesi’nden yapılan açıklama doğru olsa da ikna edici değildi. İşte tüm tartışmalar tam da bu noktadan sonra başladı.
Hukuki ve idari açıdan açıklamada belirtilen hususlar doğruysa, belediye plan değişikliğini mevcut mevzuata dayandırıyor. Özellikle: Uzun yıllardır kamulaştırılamayan özel mülkiyet alanlarının yarattığı mağduriyetlerin giderilmesi,
Kamu kurumlarının "yakın ve orta vadede ihtiyaç yoktur" şeklindeki görüşlerinin alınması. Belediyenin kamulaştırmasız el atma davaları nedeniyle karşılaşabileceği yüksek tazminat yüklerinin azaltılması gibi gerekçeler hukuki açıdan savunulabilir gerekçelerdir.
Bu yönüyle bakıldığında belediye, "Kamuya ayrılmış ama fiilen kullanılamayan alanları" yeniden değerlendirdiğini söylüyor. Eğer gerçekten ilgili kurumlar ihtiyaç duymadıklarını resmi olarak bildirmişse, plan değişikliği mevzuata uygun olabilir
kent ve halk yararı açısından. Asıl tartışmanın başladığı hassas nokta burası.
Bir alanın bugün ihtiyaç duyulmuyor olması, gelecekte ihtiyaç duyulmayacağı anlamına gelmez.
Örneğin: Eğitim alanı konuta dönüştürülürse, nüfus arttığında okul ihtiyacı doğabilir.
Sağlık tesisi alanı kaldırılırsa, ileride yeni sağlık yatırımları için yer bulmak zorlaşabilir. Spor alanları azaltılırsa, kentin sosyal donatı dengesi bozulabilir.
Bu nedenle şehir plancıları genellikle sadece bugünkü ihtiyacı değil, 20-30 yıllık nüfus projeksiyonlarını da dikkate alır. Belediyenin En Güçlü Argümanı
Açıklamadaki en güçlü savunma şu: "Yeşil alan ve park alanlarında azalma yok."
Eğer bu iddia teknik raporlarla doğrulanabiliyorsa, kamuoyunda dile getirilen "parklar imara açılıyor" eleştirileri zayıflar. Sorulması gereken; Buna karşılık eleştiriler de şu noktalarda yoğunlaşabilir: Eğitim, sağlık ve spor alanlarının toplam miktarı ne kadar azaldı?
Bu alanların yerine eşdeğer yeni alanlar ayrıldı mı?
Plan değişikliğinden kimler fayda sağladı?
Değer artış payı kamuya ne kadar gelir sağlayacak?
10-20 yıl sonraki nüfus artışı hesaplandı mı?
Bu soruların cevapları verilmeden "tamamen halk yararınadır" ya da "tamamen rant amaçlıdır" demek mümkün değildir.
Sonuç
Sadece bu açıklamaya bakarak değerlendirirsek: Kararın hukuki bir dayanağı olduğu görülüyor. Belediye kamu zararını önleme ve mülkiyet sorunlarını çözme gerekçesi sunuyor. Ancak bir plan değişikliğinin gerçekten halk yararına olup olmadığını anlamak için değiştirilen parsellerin nerede olduğu, hangi fonksiyonların kaldırıldığı, yerine ne getirildiği ve kentin gelecekteki ihtiyaçlarının nasıl hesaplandığı bilinmelidir. Dolayısıyla mevcut açıklama, işlemin hukuki gerekçesini ortaya koyuyor, ancak bunun uzun vadede Diyarbakır halkının yararına olup olmadığına dair kesin bir sonuca tek başına ulaşmak için yeterli veri sunmuyor. Bu değerlendirme ancak plan paftaları, teknik raporlar ve değişiklik yapılan alanların detayları incelenerek yapılabilir. Kaş yaparken, göz çıkarılmamalı. Belediyenin buradaki tek eksiği bence, ikna edici bir açıklama yapmamasıdır.