Diyarbakır Haberleri

Diyarbakır’da kentleşme tartışması: Kooperatif modeli oluşturulmalı

Diyarbakır Barosu Çevre ve Kent Komisyonu Başkanı Av. Ahmet İnan, kentleşme politikalarının rant odaklı yürütüldüğünü savunarak, “Kamusal yarar, kooperatif ve adalet temelinde yeniden ele alınmalı” dedi.

Abone Ol

ÖZEL HABER-Güneş OCAĞA

Diyarbakır’da imar alanları ve kentleşme politikalarına dair gündemdeki tartışmalara dair Gazetemiz Güneydoğu Ekspres’e değerlendirmelerde bulunan Diyarbakır Barosu Çevre ve Kent Komisyonu Başkanı ve Ekoloji Meclisi üyesi Avukat Ahmet İnan, kent hakkı ve kent adaletinin ekolojik mücadelenin ayrılmaz bir parçası olduğunu vurguladı.

“KENT HAKKI DA EKOLOJİK MÜCADELENİN AYRILMAZ BİR PARÇASIDIR”

“Kent mücadelesi yürüten, ekoloji alanında çalışan insanlar olarak ekolojiyi yalnızca kır, köy ve doğal alanlarla sınırlı görmüyoruz. Kentler ve kent hakkı da ekolojik mücadelenin ayrılmaz bir parçasıdır” diyen İnan, sözlerine şunları ekledi:

“Kent hakkı ve kent adaleti, yaşamımızın her anına dokunan temel meselelerdir. Sokakta, durakta, yürüyüşte, yağmurda, güneşte, iş yaşamında, komşuluk ilişkilerinde ve toplumsal dayanışmada kentin etkisini hissederiz. Aynı şekilde hava kirliliği, trafik, sağlıksız yapılaşma, çeteleşme, güvensizlik ve yaşam kalitesindeki düşüş de doğrudan kent politikalarının sonucudur. Bir filozofun dediği gibi, bir kentin mimarisi o kentte yaşayan insanların kimliğini de şekillendirir. Bu nedenle kent politikaları son derece önemlidir.”

“YAŞANAN SORUNLARIN TEMELİNDE YANLIŞ KENTLEŞME VAR”

Yaşanan birçok sorunun temelinde yanlış kentleşmenin olduğuna dikkat çeken İnan, “Ne yazık ki yıllardır kültürü, toplumsal bütünlüğü ve kamusal yararı gözetmeyen bir kentleşme anlayışıyla karşı karşıyayız. Bugün kentte yaşadığımız birçok sorunun temelinde bu anlayış yatmaktadır. Örneğin kentlerimizi toplu ulaşım eksenli değil, otomobil eksenli planladık. Geniş bulvarlarla, yeni yollarla övündük; ancak bugün bu yollar trafik ve tıkanıklık nedeniyle işlevsiz hale gelmiş durumda.

“ÜÇ ŞERİTLİ YOL İÇİN YÜZLERCE AĞAÇ KESİLDİ”

Fırat Bulvarı tartışmasında olduğu gibi, üç şeritli yolu dört şeride çıkarmak uğruna yüzlerce ağacın kesilmesi gündeme geldi. Hala toplu ulaşımı geliştirmek yerine daha fazla araç kullanımını teşvik eden bir anlayışla hareket ediyoruz” diye konuştu.

“TOPLUMSAL AYRIŞMA MEYDANA GELDİ”

Toplumsal bir ayrışmanın meydana geldiğini dile getiren İnan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Kayapınar örneğinde gördüğümüz imar politikaları da bu anlayışın bir sonucudur. Güvenlikli, tel örgülü siteler inşa edilirken kentin diğer bölgeleri ihmal edildi. Bir tarafta altyapı sorunlarıyla mücadele eden mahalleler, diğer tarafta yüksek duvarlarla çevrili siteler oluştu. Bu durum yalnızca mekansal değil, toplumsal bir ayrışmayı da beraberinde getirdi.

“TOPLUMUN ORTAK YAŞAM KÜLTÜRÜ ZAYIFLADI”

Eskiden kentin farklı kesimleri aynı sokaklarda, aynı kamusal alanlarda buluşabiliyordu. Bugün ise mimari ve imar politikaları toplumun ortak yaşam kültürünü zayıflatıyor. Sitelerin içinde büyüyen çocuklar dışarıyı tehdit olarak görürken, dışarıda büyüyen çocuklar da bu ayrışmanın yarattığı eşitsizliklerle karşı karşıya kalıyor. Ortak hafıza, dayanışma ve kent kültürü böylece aşınıyor.

“AÇILAN HER YENİ İMARDA SOSYAL VE KÜLTÜREL SONUÇLARINA DA BAKMAK LAZIM”

Bu nedenle açılan her yeni imar alanına yalnızca ekonomik bir yatırım olarak değil, aynı zamanda sosyal ve kültürel sonuçları olan bir karar olarak bakmak gerekir. Kent adaleti dediğimiz şey tam da burada başlar.”

“KOOPERATİF MODELİ GELİŞTİRİLMELİ”

Kooperatif modelinin geliştirilmesi gerektiğini belirten İnan, şunları ifade etti:

“Elbette toplumun konuta ihtiyacı varsa bu ihtiyaç karşılanmalıdır. Ancak bunun yöntemi önemlidir. Geçmişte yapı kooperatifleri vardı. İnsanlar bir araya geliyor, söz sahibi oluyor, daha ekonomik ve daha adil konut modelleri üretebiliyordu. Bugün neden yerel yönetimler, kurumlar ve halk birlikte kooperatif modelleri geliştirmiyor? Neden birkaç müteahhidin zenginleşmesine dayanan bir sistem tek seçenek olarak sunuluyor?

“HALKIN SÖZ SAHİBİ OLMADIĞI KONUT MODELLERİNDE FİYATLAR YÜKSELİR”

Konut fiyatlarının yükselmesinin temel sebeplerinden biri de budur. Nasıl ki tarımda üretimden uzaklaştıkça gıda fiyatları artıyorsa, konut üretiminde de halkın söz ve karar sahibi olmadığı modeller fiyatları düşürmez, aksine yükseltir.

“20 YILDA BÜYÜK BİR İMAR SÜRECİ YAŞANDI”

Diyarbakır son 20 yılda büyük bir imar ve inşaat süreci yaşadı. Binlerce yeni konut yapıldı. Ancak sonuç ortada; konut fiyatları düşmedi, tam tersine tarihinin en yüksek seviyelerine ulaştı. Bu da gösteriyor ki sınırsız imar açmak konut sorununu çözmüyor.”

“RANTI ESAS ALAN BİR İMAR ANLAYIŞI VAR”

Rantı esas alan bir imar anlayışının yaşandığını aktaran İnan, “Bizim karşı çıktığımız şey toplumun ihtiyacına yönelik, doğru yerde ve doğru yöntemlerle yapılacak konutlar değildir. Tarım arazilerini, meraları, su kaynaklarını ve kamusal alanları koruyan; halkın ihtiyaçlarını gözeten planlamalara kimsenin itirazı yoktur. Ancak bugün yaşadığımız sorun, kamu yararını değil rantı esas alan bir imar anlayışıdır.

“KAYAPINAR’DA İPTAL DAVASI AÇACAĞIZ”

Bu nedenle Kayapınar’da belediyenin onayladığı ve kamu yararını gözetmediğini düşündüğümüz imar planına karşı iptal davası açacağız. Bundan sonra da kamusal alanların, yeşil alanların ve sosyal alanların imara açılmasına yönelik tüm girişimleri hukuki ve toplumsal yollarla takip edeceğiz.

“KENTİ EŞİTSİZ HALE GETİREN PROJELERE KARŞI ÇIKACAĞIZ”

Bir kez daha vurguluyorum; kent adaleti için, toplumun gerçek ihtiyaçları doğrultusunda yapılacak konut projelerine kimsenin itirazı yoktur. Ancak sermaye gruplarının çıkarlarını önceleyen, kenti daha da eşitsiz hale getiren projelere karşı çıkmaya devam edeceğiz.”

“BAĞLAR’DA KAPSAMLI BİR KENTLEŞME PROGRAMI BAŞLATILMALI”

Bağlar’da kapsamlı bir kentleşme programının başlatılması gerektiğini dile getiren İnan, son olarak şunları söyledi:

“Samimiyetle konut sorununu çözmek isteyenler, Kayapınar’da yeni rant alanları açmak yerine Bağlar’da kapsamlı bir kentsel dönüşüm programı başlatmalıdır. Tek katlı, sağlıksız yapılaşmanın bulunduğu alanlarda parkları, bahçeleri ve sosyal donatılarıyla birlikte insan onuruna yakışır yaşam alanları oluşturulmalıdır.

“BAĞLAR İÇİN BİRLİKTE HAREKET EDİLMELİ”

Ancak bunu piyasa mantığıyla değil, kooperatifçi ve toplumsal bir anlayışla yapmak gerekir. Yerel yönetimler, meslek odaları ve halk birlikte hareket ederek hem konut ihtiyacını karşılayabilir hem de yaşam kalitesini artırabilir. Mahallelerin kendi kararlarını alabildiği, ortak üretim alanlarının bulunduğu, insanların kendi gıda ihtiyaçlarının bir kısmını karşılayabildiği modeller mümkündür.

“KOMÜNAL YAŞAMDAN SÖZ EDİYORUZ, SOMUT ADIMLAR ATILMALI”

Sürekli komünal yaşamdan, katılımcılıktan ve ortak yönetimden söz ediyoruz. O halde bunları hayata geçirecek somut adımlar da atılmalıdır.

“KENT HAKKI YOK, RANT ÖNCELİĞİ VAR”

Çünkü Bağlar’da toplumsal yararı esas alan bir dönüşüm projesi büyük rantlar üretmez. Ama Kayapınar’da yeni imar alanları açıp milyonlarca liralık konutlar satmak büyük kazanç sağlar. İşte tam da bu nedenle bugün yaşadığımız sorunların kaynağında kent hakkını değil, rantı önceleyen anlayış bulunmaktadır.”