ÖZEL HABER-Mehmet TÜRK
Sur ilçesinde, halk arasında "Sinek Fırını" olarak bilinen ve resmi kayıtlarda "Lalebey Fırını" adıyla geçen tarihi fırın, yalnızca ekmeğiyle değil, taşıdığı kültürel miras ve işletmecisi Zeki Çelik'in yaşam öyküsüyle de dikkat çekiyor.
53 yaşındaki Zeki Çelik, üç üniversite mezunu olduğunu, dördüncü üniversitede eğitimine devam ettiğini belirterek, "Okumanın yaşı yok. Kendimi geliştirmeye devam ediyorum ama aynı zamanda bu tarihi mirası da yaşatmaya çalışıyorum" dedi.
"RESMİ ADI LALEBEY, GERÇEK ADI SİNEK FIRINI”
Fırının resmi evraklarda "Lalebey Fırını" olarak geçtiğini söyleyen Çelik, halkın ise burayı yıllardır "Sinek Fırını" olarak bildiğini ifade etti. Çelik, bu ismin kökenini şöyle anlattı:
"Burası geçmişte 'Sinek Pazarı' olarak biliniyordu. Fırınımız hem Lalebey Mahallesi hem de Puşucu Sokak arasında yer alıyor. 1960'lardan önce bu bölge Sinek Pazarı diye anılırdı. Meryem Ana Kilisesi'nin çevresi o dönem kuyumcuların, ipekçilerin, kumaşçıların, nalbantların ve birçok zanaatkârın bulunduğu büyük bir ticaret merkeziydi. Fırınımızın adı da o dönemden bugüne geldi."
"DİYARBAKIR’IN İLK FIRINI”
Fırının geçmişinin resmi kayıtlarda 1864 yılına dayandığını belirten Çelik, yapının aslında çok daha eski olduğunu savundu.
"Kim ne derse desin, buranın Diyarbakır'ın ilk fırını olduğuna inanıyoruz. Elimizde eski fotoğraflar var. Eskiden fırına üç basamak aşağı inilirdi, restorasyondan sonra üç basamak yukarı çıkılıyor. Çocukluğumda 100 yaşını aşmış Ermeni Yusuf Amca ile tanışmıştım. O da buranın Diyarbakır'ın ilk fırını olduğunu anlatırdı. Bu bilgiyi kendi babasından duyduğunu söylerdi."
Fırının yanında yaklaşık 6 bin yıllık olduğu belirtilen tarihi bir taş bulunduğunu da dile getiren Çelik, bu alanı tarihi kemer taşlarıyla düzenlemek istediklerini ancak maddi imkânlarının yetersiz olduğunu söyledi.
İPEK ÜRETİMİNİN KALBİNDE
Sinek Fırını'nın hemen arkasında Diyarbakır'ın ilk ipek üretim tesislerinden birinin bulunduğunu anlatan Çelik, fabrikanın bir bölümünün hâlâ ayakta olduğunu belirtti.
"Burası geçmişte ipek kozasından üretim yapılan önemli bir merkezdi. Fabrikanın bir bölümü bugün hâlâ ilk haliyle duruyor. Bu da bölgenin geçmişteki ticari önemini gösteriyor."
KAYBOLAN EKMEK KÜLTÜRÜNÜ YENİDEN YAŞATIYOR
Çelik, yalnızca tarihi korumakla kalmadıklarını, unutulmaya yüz tutan Diyarbakır ekmeklerini de yeniden üretmeye başladıklarını belirterek, “Diyarbakır'ın eski halka ekmeğini yeniden yapıyoruz. Eskiden halk daha çok açık ekmek tüketirdi. Bunun yanında yağlı ekmeğimiz, Mardin'in ince tırnaklı ekmeği ve Siverek usulü kahvaltılık ekmeklerimizi de üretiyoruz. Yağlı ekmeğimizin lezzetini yiyen herkes fark ediyor” dedi.
"KAPANMANIN EŞİĞİNDEYDİK”
Bir dönem fırının kapanma noktasına geldiğini anlatan Çelik, yerel işletmelerin desteğiyle yeniden ayağa kalktıklarını ifade ederek, "Gültekin Kahvaltılık ve Erdebil Köşkü gibi işletmeler bize destek verdi. Onlar sayesinde daha fazla kişiye ulaştık. Eskiden iki kişi çalışıyorduk, şimdi altı kişiyiz. Talep arttıkça kadromuzu büyütmeyi hedefliyoruz." diye kaydetti.
Sabah 04.30'da açılan fırının akşam 19.30'a kadar sıcak ekmek çıkardığını belirten Çelik, mahalle kültürünün de sürdüğünü anlatarak, “Evinde hamurunu yoğurup bize getirerek ekmeğini pişiren çok sayıda insan var. Bu, Diyarbakır'ın eski geleneklerinden biri ve hâlâ yaşatılıyor. Kapımız bütün mahalleliye açık” diye konuştu.
"3 ÜNİVERSİTE BİTİRDİM, 4’ÜNCÜSÜNÜ OKUYORUM”
Hayat hikâyesiyle de dikkat çeken Zeki Çelik, iktisat ve kamu yönetimi eğitimi aldığını, emlak yönetimi ile ev idaresi programlarını tamamladığını, iş güvenliği alanında ise eğitimine devam ettiğini söyledi.
Daha önce sürücü kurslarında öğretmenlik yaptığını ve emekli olduğunu anlatan Çelik, "Ben 53 yaşındayım. Evliyim, beş çocuk ve üç torun sahibiyim. Okumanın yaşı yok. Bir yandan eğitimime devam ediyor, diğer yandan Diyarbakır'ın yüzlerce yıllık ekmek kültürünü yaşatmaya çalışıyorum." ifadelerini kullandı.