ÖZEL HABER-Mehmet TÜRK-Ceren AKYIL
Diyarbakır’ın tarihi Sur ilçesindeki dar sokaklar, yüzyıllardır ziyaretçileri şaşırtmaya devam ediyor. Ancak ilk bakışta "neden bu kadar dar?" sorusunu akıllara getiren sokakların, aslında 2 bin yıllık akılcı bir şehir planlamasının ürünü olduğu belirtiliyor.
Diyarbakır Kültürünü Tanıtma Vakfı Diyarbakır Şube Başkanı, gazeteci-yazar Şeyhmus Diken, tarihi Sur İlçesi Lalebey Mahallesi'ndeki kültür evinde gazetemize yaptığı özel açıklamada, hem Sur'un mimarisini hem de kapı tokmaklarının taşıdığı dikkat çeken kültürel anlamını anlattı.

2 BİN YILLIK ŞEHİRCİLİK TASARIMI
Diken, Sur içindeki dar sokakların rastgele değil, bölgenin iklim koşulları dikkate alınarak tasarlandığını söyledi. "Roma döneminde, yaklaşık 2 bin yıl önce bu şehirde yaşayan insanlar olağanüstü bir şehircilik anlayışı ortaya koymuşlar" diyen Diken, şunları kaydetti:
"Buranın ikliminde güneş yılın büyük bölümünde oldukça dik açıyla geliyor. Sokaklar öyle planlanmış ki sabah doğu tarafındaki duvarın dibinden yürüdüğünüzde güneş sizi rahatsız etmiyor, öğleden sonra ise batı tarafındaki duvar gölge sağlıyor. Yani insanlar günün her saatinde gölgede yürüyebiliyor. Bu tamamen akılcı bir sokak mimarisidir."

KAPILARIN ARDINDAKİ BAMBAŞKA BİR DÜNYA
Sur evlerinin dışarıdan sade görünmesine rağmen kapının arkasında bambaşka bir yaşamın bulunduğunu belirten Diken, Diyarbakır evlerinin avlu merkezli mimarisine dikkat çekerek, "İnsan önce dar sokaktan yürür, sonra bir duvarın ve ahşap bir kapının önüne gelir. Kapının arkasında ne olduğunu bilmez. Oysa içeri girdiğinizde sizi geniş bir avlu, mevsime göre kullanılan odalar ve Karacadağ'ın lavlarından oluşan bazalt taşın eşsiz mimarisi karşılar" dedi.

KAPI TOKMAKLARI BİR İLETİŞİM DİLİYDİ
Diken, Diyarbakır'ın tarihi evlerinde bulunan kapı tokmaklarının yalnızca süsleme amacı taşımadığını, aynı zamanda dönemin sosyal yaşamına ve mahremiyet anlayışına hizmet ettiğini anlattı.
Diyarbakır'da "şakşak" ya da "şakşako" olarak bilinen kapı tokmaklarının farklı sesler çıkardığını ifade eden Diken, şu bilgileri verdi:

"Eski Diyarbakır evlerinde kapılar ahşaptır ve üzerinde mutlaka şakşak dediğimiz kapı tokmakları bulunur. Büyük tokmak çalındığında bunun kapıya gelen bir erkek ya da yabancı olduğu anlaşılırdı. İçerideki kadınlar da buna göre hazırlık yapardı. Bu, özellikle Osmanlı döneminden gelen mahremiyet kültürünün önemli bir parçasıdır."

HER TOKMAK AYRI ANLAMA GELİYORDU
Kapılarda ikinci ve daha küçük bir tokmağın da bulunduğunu belirten Diken, bunun ise farklı bir anlam taşıdığını söyledi. Diken, "Küçük tokmak ise kapıyı çalanın bir kadın ya da çocuk olduğunu haber verirdi. Böylece içeridekiler kapıyı kimin çaldığını daha açmadan sesinden anlayabiliyordu. Bu uygulama Anadolu'nun farklı bölgelerinde de görülüyor ancak Diyarbakır'da bu tokmaklar 'şakşak' ya da 'şakşako' adıyla kültürel kimliğin önemli bir parçası haline gelmiştir" ifadelerini kullandı.

Sur'un dar sokaklarından kapı tokmaklarına kadar her ayrıntının, yüzyıllar öncesinden günümüze ulaşan bir şehir kültürünün izlerini taşıdığına işaret eden Diken, Diyarbakır mimarisinin yalnızca estetik değil; iklim, yaşam biçimi ve toplumsal değerler gözetilerek oluşturulmuş eşsiz bir medeniyet mirası olduğunu sözlerine ekledi.


