Ben bugün tarih turizminin Payıtahtı oluşu, dini turizmin tek ve en önemli kenti oluşu, 14 bin yıllık geçmişe dayanan insanlık tarihinin ilk yerleşim yerlerinden biri olmasını, önemli bir tarihi  ticaret merkezi olmasını, Diyarbekir Surlarını yıkımdan kurtaran ünlü Fransız Arkeolog Albert Gabriel’in dediği gibi “Kapatın dört kapısını, dünyanın en büyük tarihi müzesi olsun” dediği eski Diyarbekir’i, yani bütün bu özellikleri ile Suriçini bir tarafa bırakacağım.

Diyarbekir’i yani Suriçini Diyarbekir’den uzaklaştıran yapılmaz olaydı, o ‘güya Diyarbekir evlerinin’ çirkinliğini, Suriçine ihanet sayılacak, aslıyla olan ilgisizliğini, yazmayacağım bugünkü yazımda.

Ben ki Diyarbekir sevdalısıyım, bu kez ‘Yeni Şehri’ dolaşayım istedim. Vay haline o güzelim şehrin. Servis şoförleri, taksiciler ve dolmuş şoförleri kral benim dercesine, kural tanımaz, insana saygıdan çok uzak, sürat, tehlikeli sollama, ani duruş-kalkış ve her şeyden öte yolcuya kulak asmama…

Size hemen bir anekdot aktarayım,

Kadın arkadan bağırıyor inecek var, şoförün tınladığı yok. “Kardeşim en az beş durak önce bağırdım, düğmeye bastım beni bir köy yol öteye getirdin” der. Şoför ne dese beğenirsiniz;

- Sen de köyüne git işte…

Yolcuya saygı!?.

Be kardeşim,  EDS, elektronik denetleme sistemi yok mu? Yoksa neden yok? Var ise neden gereği yapılmıyor. Taksiler, minibüsçüler ve okul servisleri ve sorumsuz sürücüler, trafikte fink atıyorlar…               

“AMAN, SEÇİM AĞZIDIR KİMSEYİ ÜRKÜTMEYELİM” anlayışı…

İşte bu anlayış değil midir genelinde ülkeyi, özelinde Diyarbekir’i bu hale düşüren, geri kalmışlar sınıfına koyan…

İşte bu anlayış değil midir gönlümü yakan…

Çok iyi bilmediğim için valiliği, belediyeyi ya da emniyet müdürlüğü trafik büro amirliğinin hangisini suçlayacağımı bilmiyorum. Ama sorumluluğun genelde üç kurumda da olduğunu sanıyorum. Her kimse birileri sorumluluğu üzerine alıp gereğini tez elden yapmalıdır diye düşünüyorum.

Kaldırımlar düzelmiş, zaten düzdü, ayrıca birilerine yaranmak için mi ne bütün yol lambaları sarı lacivert…

Şu bilinmelidir ki Diyarbekirlinin gözü boyanmaz.

Ve iyi bilinmelidir ki su yatağında akar.

Sonuç ortada…

Bütün bunların yanında kavşaklarda o kocaman göbekler. Allah korusun, her an bir kaza geliyorum diyor. Yol üç hatta dört şerit geliyor, bir anda ancak en sağ şerit yoluna devam edebiliyor. Diğer şeritler göbeğe toslamamak için aniden sağa kırmak durumunda kalıyorlar. Her an yürekler ağızlarda. Ufacık bir dikkatsizlik sonucu ölümlü zincirleme kazalara yol açabilir.

Çift şeritli yollarda refüj, göbeğe gelene kadar genişler. Göbeğe geldiğinde eni göbeğin çapı kadar olur. Yanlışlık burada…

Demedi demeyin. Yetkililer, bu konu üzerinde biraz kafa yorarlarsa bana hak vereceklerdir.

O zaman gönlümün ateşi birazcık olsun küllenir.

Birkaç günlük ziyaretimde gördüklerim. Tabi hepsi bu kadar değil.

Daha yazacağım.

Dilim döndükçe, sağlığım el verdikçe…

Bana mail atıyorsunuz, telefonla arıyorsunuz ve diyorsunuz ki “Bütün bunları burada yaşamıyor olmanıza rağmen birkaç günlük ziyaretinizde görüyorsunuz da burada yaşayanların pek gördükleri yok.”

Onlar da görüyorlardır. Bunları sanıyorum yalnız ben yazmıyorum. Yazanlar var. Bazıları ise belki de kendince daha önemli konulara değiniyorlardır, derim.

Geçelim ve kirvemin kulağını çekelim.

Kirveme öğütler;          

Kirvem,  aynaya güzel miyim diye değil; adam mıyım diye bakmalısın. Bir işi yaparken de öyle…

Güzel bir hafta dileğiyle,

Dostça kalın…

Anzele; büyük bir Balıklıgöl haline getirip, turizme kazandırılsın…  

“Diyarbekir 5 Nolu Cezaevi, MÜZEYE dönüştürülsün.”

“SUR İÇİ; DÜNYANIN EN BÜYÜK AÇIK HAVA MÜZESİ OLSUN.”

“Sur İlçesinin adı “ESKİ DİYARBEKİR” ya da SURKENT olsun.”

 “ŞEHRİN STADI, ŞEHRİN ÖZGÜRLÜK MEYDANI OLSUN.”

Daha da önemlisi;

YAKIP YIKILAN BÖLGELERDE EVLER, ASLINA UYGU VE DİYARBEKİR EVLERİNE YAKIŞIR BİR BİÇİMDE YAPILSIN.    

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.