LGBTİ+’lara, LGBTİ+ derneklerine ve hak savunucularına yönelik “Ailem Güvende” adı altında yürütülen operasyonlar 12 Eylül gecesi farklı kentlerde başladı. Adalet Bakanı Akın Gürlek, İstanbul, Ankara, İzmir, Aydın ve Mersin Cumhuriyet başsavcılıklarının koordinasyonunda yürütülen soruşturmaların 15 ili kapsadığını ve 162 kişi, 9 dernek ile 13 işletme hakkında adli işlem başlatıldığını açıkladı.
Operasyonlarda LGBTİ+ dernekleri, aktivistler ve bazı işletmeler hedef alınırken, derneklerin internet siteleri ve sosyal medya hesapları hakkında da soruşturmalar yürütüldü. Kaos GL’nin internet sitesi ile çok sayıda LGBTİ+ örgütü ve hak savunucusunun internet siteleri ve sosyal medya hesaplarına erişim engeli getirildi.
Ankara’da Kaos GL üyeleri ve gazeteci Tuğba Tekerek tutuklandı
Ankara’da Kaos GL Derneği’nin yedekler dahil yönetim ve denetim kurulu üyelerinin evlerine polis baskınları düzenlendi, dernek ofisinde arama yapıldı ve dijital materyallere el konuldu.
*Soruşturma “müstehcenlik” ve Dernekler Kanunu kapsamında yürütülüyor.
Soruşturma kapsamında gözaltına alınan 21 kişiden 13’ü tutuklandı. Tutuklananlar arasında gazeteci Tuğba Tekerek ile Kaos GL’nin yönetim ve denetim kurulu asil üyelerinden 7 kişi bulunuyor. Aynı soruşturma kapsamında 5 trans kadın da tutuklandı. Yedi yedek üye ise yurt dışına çıkış yasağı ve haftada bir imza şartıyla adli kontrol uygulanarak serbest bırakıldı.
Tuğba Tekerek’in, Kaos GL için Gürcistan’daki seçimlerde LGBTİ+’ların durumuna ilişkin hazırladığı haber nedeniyle gözaltına alındığı bildirildi.
Savcılığın sevk gerekçesinde Kaos GL’nin internet sitesi ve sosyal medya hesaplarındaki paylaşımlar “müstehcenlik” ve Dernekler Kanunu’na muhalefet suçlamalarıyla ilişkilendirildi. Hakimlik ise 8 kişi hakkında tutuklama kararı verirken, 7 kişi yönünden tutuklama talebini reddetti.
İzmir’de 16 kişi tutuklandı
İzmir’de “Ailem Güvende” operasyonu kapsamında gözaltına alınan 18 kişiden 16’sı tutuklandı, 2 kişi adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. Savcılık, serbest bırakılan 2 kişi hakkındaki adli kontrol kararlarına itiraz etti.
Mersin’de 27 tutuklama
Mersin’de Muamma LGBTİ+ Derneği ve Mersin 7 Renk LGBTİ+ Dayanışma Derneği ile bağlantılı kişilerin de aralarında bulunduğu operasyonda 27 kişi tutuklandı. Tutuklama talebiyle hakimliğe sevk edilen 33 kişiden 6’sı serbest bırakıldı.
Kuşadası’nda 5 kişi tutuklandı
Aydın’ın Kuşadası ilçesinde operasyon kapsamında gözaltına alınan 6 kişiden 5’i tutuklandı, 1 kişi serbest bırakıldı.
Böylece Ankara, İzmir, Mersin ve Kuşadası’ndaki kararların ardından operasyonlar kapsamında en az 61 kişi tutuklanmış oldu.
İstanbul’da 106 kişi gözaltında
İstanbul’da ise operasyonları protesto etmek amacıyla 15 Eylül’de Çağlayan’daki İstanbul Adliyesi önünde yapılmak istenen basın açıklamasına polis müdahale etti.
İstanbul Emek, Barış ve Demokrasi Güçleri’nin çağrısıyla yapılan açıklamaya LGBTİ+ örgütleri, kadın örgütleri, avukatlar, sendikalar, öğrenciler ve siyasi parti temsilcileri katıldı. Polis müdahalesi sırasında aralarında gazeteciler ve avukatların da bulunduğu 106 kişi gözaltına alındı.
Gözaltına alınanlar arasında BirGün muhabiri Sarya Toprak, Alman ARD televizyonu muhabiri Şener Azak ve İstanbul Barosu Kadın Hakları Merkezi Yürütme Kurulu Üyesi avukat Gülyeter Aktepe de bulunuyor.
Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD), 15 Eylül gecesi yaptığı açıklamada toplam gözaltı sayısının 106 olduğunu duyurdu. Gözaltındakilerin Gayrettepe, Küçükçekmece ve İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü’nde tutulduğunu, avukat görüşlerinin ve ifadelerin henüz başlamadığını açıkladı.
106 kişinin bugün adliyeye sevk edilmesi bekleniyor.
Resmi açıklama: ‘Çocukları, aile kurumunu ve toplum düzenini korumak’
Adalet Bakanı Akın Gürlek, 13 Eylül’de yaptığı açıklamada operasyonların “çocukları, aile kurumunu ve toplum düzenini korumaya” yönelik yürütüldüğünü savundu.
Bir ayda en az 22 kadın öldürüldü: Erkek şiddeti evde, sokakta, iş yerinde, her yerde
Gürlek, soruşturmalarda “fuhşa aracılık veya yer temin eden kişiler”, bu faaliyetlere ortam sağladığı değerlendirilen işletmeler, “müstehcen içerik üreten ve yayan şüpheliler” ile çocukların bu içeriklere maruz bırakılmasına yönelik faaliyetlerin incelendiğini söyledi. Soruşturmalar kapsamında gizli soruşturmacı görevlendirildiğini, teknik ve fiziki takip yapıldığını, tanık beyanları, dijital incelemeler ve görüntü kayıtları üzerinden işlem yürütüldüğünü belirten Gürlek, eş zamanlı gözaltı, arama ve el koymalar gerçekleştirildiğini açıkladı.
Bakan Gürlek ayrıca soruşturmaların mali boyutunda bazı derneklere yurt dışındaki kamu kurumları ve yabancı kuruluşlardan yüksek tutarlarda fon aktarıldığının MASAK incelemelerinde tespit edildiğini öne sürdü. Bu para hareketlerinin soruşturmalara konu faaliyetlerle bağlantısının araştırıldığını söyledi.
Operasyonlarla eş zamanlı başlayan erişim engelleri genişledi
12 Eylül’de aralarında Kaos GL, 17 Mayıs, ÜniKuir, Pembe Hayat, SPoD, Lambdaistanbul ve Muamma LGBTİ+ gibi örgütlerin internet siteleri ile çok sayıda sosyal medya hesabına erişim engeli getirildi. TİHV’nin 12-14 Eylül tarihlerini kapsayan raporuna göre ilk kararla LGBTİ+ kurumları dahil 44 X, 68 Instagram, 22 Facebook, 13 YouTube ve 4’er TikTok ve LinkedIn hesabı olmak üzere toplam 155 sosyal medya hesabına erişim engeli getirildi. 13 Eylül’de ise 32 LGBTİ+ içerikli sosyal medya hesabına daha erişim engeli getirildi.
Ertesi gün engellemelerin kapsamı daha da genişledi. Bakırköy 4. Sulh Ceza Hakimliğinin 13 Eylül tarihli kararıyla aralarında Evrensel gazetesi, Uluslararası Af Örgütü Türkiye, Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği (MLSA), Barış Akademisyenleri ve Ali İsmail Korkmaz Vakfı’nın (ALİKEV) de bulunduğu çok sayıda X ve Instagram hesabına erişim engeli getirildi. Karar, 5651 sayılı Kanun’un 8/A maddesi kapsamında “milli güvenlik ve kamu düzeninin korunması” gerekçesine dayandırıldı.
Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı ise söz konusu hesaplar hakkında, “çok sayıda müstehcen içerik ve LGBT propagandası niteliğinde paylaşımlarda bulunulduğu” ve devam eden adli soruşturmaların hedef gösterildiği iddiasıyla soruşturma yürütüldüğünü açıkladı. Mahkeme kararında soruşturmanın TCK’nin 226. maddesinde düzenlenen “müstehcenlik” suçu kapsamında yürütüldüğü belirtildi.
Operasyonların merkezindeki suçlama: ‘Müstehcenlik’
“Ailem Güvende” operasyonlarında yöneltilen suçlamaların önemli bir bölümünü TCK’nin 226. maddesinde düzenlenen ‘müstehcenlik’ suçu oluşturuyor.
Ancak ‘müstehcenlik’ suçunun kapsamı ve bu kavramın hangi içeriklerin cezalandırılmasını mümkün kıldığı bir süredir tartışma konusu.
Daha önce İlke TV’ye konuşan Diyarbakır Barosu İnsan Hakları Merkezi üyesi avukat Okan Altekin, TCK 226’da müstehcenlik kavramının açık ve somut biçimde tanımlanmadığını anlatmıştı. Altekin, bir roman, film, şarkı, resim, sosyal medya paylaşımı ya da politik performansın yalnızca içerdiği cinsel unsurlar üzerinden değerlendirilemeyeceğini; eserin bütünü, üretildiği bağlam, amacı, sanatsal niteliği, hitap ettiği kitle ve muhtemel etkilerinin birlikte ele alınması gerektiğini belirtmişti.
Altekin’e göre tartışma yalnızca birkaç sanatçı ya da aktivistin yargılanmasından ibaret değildi. Müstehcenlik suçlamalarının LGBTİ+ görünürlüğü, ifade ve sanat özgürlüğüyle kesiştiği noktada, devletin “genel ahlak” adına hangi bedenlerin, ilişkilerin ve yaşam biçimlerinin kamusal alanda görünür olabileceğine müdahale edip edemeyeceği sorusu ortaya çıkıyor.
“Genel ahlak” kavramının da bu nedenle ayrıca tartışılması gerektiğini belirten Altekin, çoğunluğun ahlaki tercihlerinin azınlıklara ceza hukuku yoluyla dayatılmasının hukuk devleti açısından sorun yaratacağını söylemişti.
Dolayısıyla müstehcenlik suçunun sınırlarının nerede çizileceği, LGBTİ+ görünürlüğünün hangi noktada suçlama konusu haline getirilebileceği ve ifade özgürlüğüyle arasındaki sınırın nasıl belirleneceği soruşturmaların önemli başlıklarından biri.


