ABD Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komitesi, Suriye’de Beşar Esad rejiminin devrilmesinin ardından başlayan geçici süreci ve bu süreçte Kürtlerin statüsü ile güvenliğini ele alan kapsamlı bir oturum gerçekleştirdi.
"Yol Ayrımındaki Suriye: Esad Sonrası ABD Politikasının Zorlukları" başlığıyla düzenlenen oturumda, Washington’ın yeni Şam yönetimine yönelik beklentileri ve Suriye Demokratik Güçleri’ne (SDG) yönelik saldırılara karşı takınacağı tavır masaya yatırıldı.
Oturumda söz alan Kongre üyeleri, diplomatlar ve insan hakları savunucuları; Ahmed Şara liderliğindeki yeni yönetimin henüz rüştünü ispat edemediği ve özellikle Kürt müttefiklere yönelik hamlelerin ABD-Suriye ilişkilerini kopma noktasına getirebileceği uyarısında bulundu.
Komite Başkanı Cumhuriyetçi Brian Mast, oturumun açılışında yaptığı konuşmada, son haftalarda Suriye ordusunun SDG ve Kürtlere yönelik askeri hareketliliğini kınadı.
Mast, DSG’nin ABD’nin uzun vadeli stratejik ortağı olduğunu hatırlatarak şunları söyledi: "Ahmed Şara ile Kasım ayında Washington’da görüştüğümde kendisine neden artık düşman olmadığımızı sordum. Bana geçmişten kurtulmak ve halkı için onurlu bir gelecek inşa etmek istediğini söyledi. Hatta Başkan Trump ile yaptığı görüşmede Suriye’nin IŞİD karşıtı koalisyona katılması kararlaştırıldı. Ancak bugün görüyoruz ki, sahadaki pratikler bu sözlerle uyuşmuyor. DSG’ye yönelik saldırılar nedeniyle CENTCOM, 7 bin IŞİD tutuklusunu güvenlik gerekçesiyle Suriye’den Irak’a nakletmek zorunda kaldı. Bu durum kabul edilemez. Şara yönetimi bilmelidir ki, Kürt müttefiklerimize yönelik her hamle bizim için kırmızı çizgidir."
Komitenin kıdemli Demokrat üyesi Gregory Meeks, Şara’nın "tüm Suriyelilerin başkanı olma" vaadinin Rojava, Süveyda ve Şam’daki Hristiyan mahallelerinde karşılık bulmadığını belirtti.
Meeks, "SDG güvenilir bir güç olduğunu kanıtladı ancak Şam güçleri onları hala tehdit ediyor. Kilise saldırıları ve etnik şiddet haberleri endişe verici" dedi.
Eski ABD Suriye Özel Temsilcisi Büyükelçi James Jeffrey, Suriye’nin yeni dönemde istikrar kazanması için ABD’nin "ahlaki bir garantör" olarak sahada kalması gerektiğini söyledi.
Jeffrey, Şam ve Rojava arasındaki ilişkiler için somut bir yol haritası sundu: "Kürtlerin kültürel hakları ve öz yönetim modelleri anayasal güvenceye alınmalıdır. Kobani üzerindeki ablaka derhal kaldırılmalı, Irak sınır kapıları (Pêşhabur/Semalka) tam kapasite açılmalı ve en önemlisi Efrin’den göç ettirilen tüm Kürtlerin evlerine güvenli dönüşü sağlanmalıdır.




