Avrupa Parlamentosu (AP) Kuzey ve Doğu Suriye’deki duruma ilişkin kapsamlı karar tasarısını Strasbourg’da kabul etti. 12 Şubat 2026 tarihinde onaylanan karara 515 parlamenter katıldı; 363 “evet”, 71 “hayır” oyu kullanılırken 83 parlamenter çekimser kaldı.

Kararda, özellikle Rojava olarak anılan Kuzey ve Doğu Suriye’de sivillere yönelik şiddet, zorla yerinden edilme, keyfi gözaltılar ve sivil altyapıya yönelik saldırılar sert biçimde kınandı. AP, bu eylemlerin uluslararası insancıl hukukun ciddi ihlalleri ve bazı durumlarda savaş suçu teşkil edebileceğine dikkat çekti. Kararda, “Kuzeydoğu Suriye'de Kürt ve Arap toplulukları bir arada yaşarken, her ikisi de yıllardır DAİŞ'in işlediği zulümler nedeniyle şiddete, güvensizliğe, zorla yerinden edilmeye ve temel haklarının ihlaline maruz kalmaktadır; DAİŞ sadece Kürt nüfusu değil, soykırımın kurbanı olan Ezidileri de tehdit etmiştir; kadınlar da orantısız ve özellikle iğrenç bir şekilde bu durumdan etkilenmiştir” denildi.

SİVİLLERİN KORUNMASI VE İNSANİ KORİDOR ÇAĞRISI

Parlamento, Kobani başta olmak üzere Kürt nüfusun yoğun yaşadığı bölgelerde insani durumun ağırlaştığını belirterek kalıcı ve güvenli insani koridorlar oluşturulmasını talep etti. Uluslararası insani yardım kuruluşlarına engelsiz erişim sağlanması çağrısında bulunuldu.

Ayrıca kararda, Şam ile Suriye Demokratik Güçleri (SDG) arasında varılan ateşkes anlaşması memnuniyetle karşılanırken, taraflara ateşkese bağlı kalma ve yeni bir tırmanıştan kaçınma çağrısı yapıldı.

KÜRTLERİN HAKLARI VE SİYASİ KATILIM VURGUSU

AP, Suriye’de kalıcı istikrarın etnik ve dini toplulukların haklarının güvence altına alınmasına bağlı olduğunu belirtti. Kürt toplumunun siyasi temsili, kültürel hakları ve anayasal güvence taleplerinin önemine dikkat çekildi. Kararda “(AP) Suriye makamlarını, Araplar, Kürtler, Sünniler, Şiiler, Aleviler, Hıristiyanlar, Dürziler ve Ezidiler dahil olmak üzere Suriye'nin etnik ve dini topluluklarının korunmasını ve temel haklarını sağlamaya çağırır; Kürt topluluğunun tam tanınması, siyasi katılımı ve eşit hakları da dahil olmak üzere Suriye'nin etnik ve dini çeşitliliğinin korunmasının, sivil barışı korumak ve istikrarlı ve kapsayıcı bir Suriye sağlamak için hayati önem taşıdığını vurgular; Suriye geçiş hükümetini, Suriye'nin toprak bütünlüğü ilkesini korurken bu hakları Suriye Anayasasına dahil etmeye çağırır” diye belirtildi.

İran-ABD gerginliği: Gözler Hürmüz Boğazı’nda
İran-ABD gerginliği: Gözler Hürmüz Boğazı’nda
İçeriği Görüntüle

620 MİLYON EUROLUK ‘KOŞULLU’ DESTEK PAKETİ

Kararda, Avrupa Birliği’nin (AB) 2026 ve 2027 yılları için yaklaşık 620 milyon euroluk mali destek paketi memnuniyetle karşılandı. Bu desteğin insani yardım, erken toparlanma, sivil toplumun güçlendirilmesi ve siyasi geçiş sürecinin desteklenmesi amacıyla kullanılacağı iddia edildi. Ancak Parlamento, AB’nin sağlayacağı her türlü destek ve yaptırımların askıya alınmasının; sivillerin korunması, insan haklarına saygı ve ateşkes düzenlemelerine bağlı olarak koşullu ve geri alınabilir olması gerektiğinin altını çizdi.

Kararda, “AB'nin kalkınma, yeniden yapılanma veya istikrar yardımları, sivil halkın korunması, ateşkes anlaşmalarına uyulması, insan hakları ve Suriye toplumunun tüm bileşenlerinin korunması konusunda somut ve doğrulanabilir ilerlemeler sağlanması şartına bağlı kalmalıdır” denildi.

SİVİLLERE YÖNELİK SALDIRILARA KINAMA VE SORUŞTURMA ÇAĞRISI

AP, “Sivil halka yönelik tüm şiddet eylemlerini, yargısız infazlar, zorla kayıplar, keyfi gözaltılar, zorla yerinden edilme ve sivil altyapıya verilen zararlar dahil olmak üzere, şiddetle” kınarken şunları ifade etti: “Bu tür eylemlerin uluslararası insani hukukun ciddi ihlallerini ve bazı durumlarda savaş suçlarını teşkil edebileceğini vurgular; BM, uluslararası sivil toplum kuruluşları ve insani yardım kuruluşlarından gelen, son haftalarda özellikle Kürt nüfusa karşı işlenen insan hakları ihlallerine ilişkin güvenilir raporlardan endişe duymaktadır. Bu ihlaller arasında erkek ve kadın cesetlerine saygısızlık, mezarlıkların tahrip edilmesi ve sivil bölgelerde güdümsüz mühimmat kullanıldığına dair raporlar da bulunmaktadır; hem hükümet güçleri hem de milisler tarafından sivillere karşı işlendiği bildirilen suçların hızlı bir şekilde soruşturulmasını talep eder; Suriye makamlarını, BM Suriye Arap Cumhuriyeti Bağımsız Uluslararası Soruşturma Komisyonu da dahil olmak üzere tüm ilgili BM organlarına tam ve şeffaf erişim sağlamaya çağırır.”

İNSANİ YARDIM KORİDORU AÇILMALI

Kobani, Minbic ve Kamişlo dahil olmak üzere Kürtlerin yaşadığı kentsel alanlardaki temel hizmetlerin kesintiye uğraması, alt yapıya zarar verilmesi, yerinden edilme, gıda ve sağlık sorunlarına dikkat çekerek endişesini ifade eden Parlamento, özellikle “kuşatma altında olan ve sivillerin acı çektiği Kobani'deki duruma” dikkat çekti.

Parlamento “Kobani dahil olmak üzere Suriye'nin kuzeydoğusundaki tüm kuşatma altındaki ve etkilenen bölgeler için kalıcı ve güvenli insani yardım koridorları” talep etti.

Uluslararası insani yardım sivil toplum kuruluşlarına ihtiyaç duyulan bölgelere ayrım gözetmeksizin erişim izni verilmesini isteyen AP, “AB ve üye devletlerinin, kadınlar ve kız çocukları da dahil olmak üzere etkilenen bölgelere insani yardım ve psikososyal desteği artırmasını ve Suriye genelinde kadın insan hakları savunucuları ile kadınların liderliğindeki sivil toplum kuruluşlarına koruma sağlamasını” talep etti.

TÜRKİYE ÇÖZÜM OLASILIĞINI TEHLİKEYE ATMAMALI

Türkiye’ye kararda çağrı yapıldı: “Türkiye dahil tüm bölgesel aktörleri, ateşkesi, sivillerin korunmasını ve kapsayıcı bir çözümün olasılığını tehlikeye atabilecek herhangi bir askeri harekattan veya silahlı gruplara destek vermekten kaçınmaya çağırır; Türkiye'nin kuzeydoğu Suriye'de, iki ülke arasındaki sınır boyunca Kürtlerin çoğunlukta olduğu şehir ve illerde sivillere ve sivil altyapıya yönelik ölümcül saldırılar da dahil olmak üzere, devam eden askeri müdahalesini ve saldırganlığını kınar; Türkiye hükümetini, kuzeydoğu Suriye'deki askeri müdahalesini derhal durdurmaya ve Suriye geçiş hükümeti ile QSD arasında barışçıl bir çözüm için müzakerelerin yapılmasına olanak sağlamaya çağırır; Komisyon, AB Dışişleri ve Güvenlik Politikası Servisi ve üye devletleri, Türkiye hükümeti ile ikili görüşmelerde Türkiye'nin Suriye'deki müdahalesini ele almaya çağırır; her türlü güvenlik düzenlemesinin uluslararası hukuka uygun olması ve Suriye'nin toprak bütünlüğüne saygı göstermesi gerektiğini ve zorla yerinden edilme veya demografik mühendisliğe yol açmaması gerektiğini vurgular.”

KÜRT KADINININ CESARETİ VE KARARLILIĞI TAKDİR EDİLDİ

Kürtlerin DAİŞ’e karşı verilen mücadeledeki rolüne vurgu yapılan kararda, özellikle kadınların cesareti ve kararlılığı selamlandı.

Kararda şunlar ifade edildi: “Kürt güçlerinin DAİŞ ile mücadelede, kadın savaşçıların rolü de dahil olmak üzere, belirleyici katkısını hatırlatır ve DAİŞ'in işlediği terör ve Avrupa, halkı ve başkentlerine yönelik tehdit ile mücadelede uluslararası koalisyonla olan mükemmel işbirliğini takdir eder; DAİŞ'e karşı mücadelede cesurca öncülük eden ve DAİŞ'in elinde akıl almaz zulümlere maruz kalan sayısız Kürt kadının cesaretini ve kararlılığını hatırlatır ve takdir eder; Suriye makamlarını, DAİŞ'in özellikle Ezidi topluluğuna karşı işlediği korkunç suçları soruşturmaya çağırır; Suriye'de kalıcı istikrarın sağlanması için Kürt topluluğunun fedakarlıklarının, meşru güvenlik endişelerinin ve siyasi temsilinin, kadın haklarının korunması ve kadınların kamusal hayata anlamlı katılımı da dahil olmak üzere, tanınması gerektiğini vurgular.”

Karar, AB kurumlarına ve ilgili bölgesel aktörlere iletilmek üzere Parlamento Başkanlığı’na gönderildi.

Kaynak: MA