HABER-Mehmet TÜRK

Dünya Anadil Günü dolayısı ile Siirt'te düzenlenen halk buluşmasına katılan DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, 50 milyon Kürdün anadilinin yasak olduğunu hatırlatarak, ana dilin hak olduğunu söyledi.

DEM Parti vekili Kaya, petrol kulelerinde çalışan işçileri Meclis’e taşıdı
DEM Parti vekili Kaya, petrol kulelerinde çalışan işçileri Meclis’e taşıdı
İçeriği Görüntüle

Bakırhan, halk buluşmasında Suriye, TBMM'den geçen rapor, devam eden süreç ve anadil başta olmak üzere bir çok konuyu değerlendirdi.

DÜNYADAKİ BÜTÜN DİLLERE ÖZGÜRLÜK İSTİYORUZ

Türkiye'de 50 milyon Kürdün yaşadığını belirten Bakırhan, Türkiye'de Kürt dilinin yasak olduğuna dikkat çekerek, şunları söyledi:

"Bu coğrafyada 50 milyon Kürt yaşıyor. 50 milyon Kürt’ün dilinin yasak olduğu bir süreçte Dünya Anadili Gününü kutluyoruz, buruk bir şekilde kutluyoruz. Umarız ki anadilimizin özgür olduğu, çocuklarımızın anadilleriyle eğitim gördüğü, sistemin artık anadili konusunda önyargı ve kaygılarını ortadan kaldırdığı bir süreci hep birlikte yaşarız. Meclis Komisyonunun raporunda da “doğuştan gelen haklarö diye bir belirleme var. İşte dil doğuştan gelen bir haktır. Dil, Allah’ın insanlara ayrı ayrı vermiş olduğu bir haktır. O hakkı artık kimse inkar etmemeli. O dilin yaşaması ve eğitim-öğretim dili olması için de inşallah herkes üzerine düşen görevi ve sorumluluğu yerine getirir. Kürt dili dahil olmak üzere dünyadaki bütün dillere özgürlük istiyoruz. Dil kesinlikle hiçbir ülkeyi bölmemiştir. Birisi de çıksın yalanlasın. Dünyada en az 110 ülkede resmi dilin yanında anadilinde de eğitim veriliyor. Siz bu 110 ülkenin anadilinde eğitim verildiği için bölündüğünü gördünüz mü? Çatıştığını, savaştığını gördünüz mü? Dil çatıştırmaz, savaştırmaz; aksine birleştirir, toplumun barış içerisinde kardeşçe bir arada yaşamasını sağlar. İşte biz de bunun mücadelesini yürütüyoruz. Anadili, siyasi birliği güçlendirir. Bu iyi bilinsin. “Anadili bölerö diyenler yalan söylüyor. Aslında başka dillere düşmanlık yapıyorlar. Ama başka kaygıların arkasına gizleyerek bunu anlatmaya çalışıyorlar. Anadilinde eğitim doğuştan bir haktır. Bu hakkın da sadece Kürtler için değil, dili inkar edilen bütün halklar için artık yaşama geçmesi gerekiyor. Biz bunun mücadelesini yürüteceğiz. Dünyada nerede dil mücadelesi yürüten bir halk varsa Siirtliler olarak, Kürtler olarak onlarla dayanışma içinde olacağız."

Bakırhan2-4

"PARMAK SALLAMAKTAN VAZGEÇSİN"

"Siirt’ten Sayın Cumhurbaşkanına sesleniyorum" diyen DEM Partili Bakırhan, "Buradan, Siirt'ten Sayın Cumhurbaşkanına da sesleniyorum: Ankara artık Kürtlere parmak sallamaktan vazgeçsin, onları kardeş olarak görsün. Müzakere etsin, Suriye'deki demokratik entegrasyon sürecine katkı sunsun. Sayın Erdoğan'ı buradan Siirt’ten siyasete kazandıran Siirtlilerin böyle bir beklentisi yok mu? İşte Siirtliler bunu dile getiriyor. İkide bir brifingler veriyorlar. Neyin brifingini veriyorsunuz? Orada brifing verecekseniz barış üzerine, demokrasi üzerine, birlikte yaşam üzerine verin. Yeni bir süreç başladı, o süreçte demokratik anlamda atılacak adımlar konusunda verin. Bu tekçi ve inkarcılıktan nasıl vazgeçileceği konusunda verin. Takmışlar kafayı Kürtlere. Artık vesayetçilikten vazgeçilsin. Bir süreç başlattık. Bakın Kürtler bu sürece inanıyor, siz de bu sürecin gereklerini yerine getirin" ifadelerini kullandı.

"ÖCALAN PARTİSİNİ FESHETTİ, TECRİDE, İNKARA GEREK YOK"

Konuşmasında Abdullah Öcalan'ın PKK'yi feshettiğine değinen Bakırhan, "Sayın Öcalan bu süreçte kendi partisini feshetti, “Silah ve çatışma yerine diyalog ve müzakereyle sorunları çözelimö dedi. 27 Şubat'ta gerçekten çok önemli bir çağrı yaptı. Neredeyse bütün Kürtler o çağrıyı dikkate aldı. Artık tecride gerek yok, artık inkara gerek yok. Artık Kürt'ü tehdit gibi gösteren brifinglere gerek yok. Artık Münih Konferansında dünyanın meşru ve resmi temsilci olarak kabul ettiği Kürtlere terörist demeye gerek yok" diye konuştu.

"SURİYE'DE KÜRTLER DE KAZANDI"

Rojava'daki kazanımlara da atıfta bulunan Bakırhan, "Ramazan ayındayız. Suriye'de, Rojava'da dayanışma önemliydi. Dayanışma Rojava'nın bu noktaya gelmesini sağladı. Bu dayanışma kıymetlidir, değerlidir. Sadece Kürt değil başka halktan birine nerede zulüm ediliyorsa dayanışacağız. Siirt'te olduğu gibi birlikte ayakta olacağız, mücadele edeceğiz. Suriye'de Kürtler de kazandı, Suriye de kazandı. İnşallah Türkiye'de de başka yerlerde hem Kürtler hem de rejimin kendisi kazanır" şeklinde konuştu.

"UYGUN ADIMLAR ATILIRSA TÜRKİYE NEFES ALACAK"

TBMM'de kabul edilen raporu da değerlendiren Bakırhan, raporda yer alan başlıklara uygun adım atılması halinde Türkiye'nin nefes alacağını kaydetti. Bakırhan, şunları söyledi:

"Meclis’te bir rapor hazırlandı. Bu raporda aslında demokratikleşme anlamında, hak anlamında, hukuk anlamında çok önemli başlıklar var. O başlıklar doğru bir şekilde hayata geçirilirse, o başlıklar demokratik bir akılla yorumlanırsa, o başlıklara uygun adımlar atılırsa emin olun ki Türkiye nefes alacak, demokrasi kazanacak. Çok önemli bir aşamayı geçmiş olacağız. Biz o raporun olumlu taraflarını söyledik ama itirazlarımızı da yaptık.

"KÜRTLERE 'TERÖR' DEMEKTEN VAZGEÇİN"

Kürtler 40 yıldır hak hukuk mücadelesi veriyor, artık Kürtlere 'terör' demekten vazgeçin. Şimdi bize soruyorlar; diyorlar Kİ DEM Parti nerededir? DEM Parti olumlu atılacak her adımın yanındadır, demokrasinin yanındadır. Bu sürecin yanındadır. Bu süreci destekliyor. DEM Parti'nin amacı bağcıyı dövmek değildir; üzüm yemektir, üzümü herkesin yemesini sağlamaktır. Bu ülkedeki her şey hepimize yeter. Sadece o reddeden, inkar eden aklı ve pratikleri bir kenara bırakmak gerekiyor. Demokrasiye dair yasal öneriler de vardı raporda. Onların takipçisi olacağız. İnşallah o uygulamaları da hep birlikte izleyeceğiz. İtiraz ettiğimiz bölümler de vardı, desteklediğimiz bölümler de vardı. Kısaca biz ne istiyoruz, demokratik entegrasyondan ne anlıyoruz?

"KÜRTLER ÖZGÜR OLMALI"

Artık anadilinde eğitim hakkı, herkesin olmalı. Anadili özgür olmalı. Kültürler özgür olmalı. Kültürel özgürlük olmalı. İnsanlar kültürünü yaşatmalı, korumalı. Yerel demokrasi olmalı. Bir yıldır süreç yürütüyoruz ama hala sizin seçtiğiniz belediye eşbaşkanlarımızın yerine bir kayyım orada duruyor. Ayıptır! Hele önce bir Siirt kayyımını gönder, seçilmiş arkadaşlarımızın oraya gitmesini sağla da biz senin ne kadar samimi olup olmadığını görelim. Ortada bir kayyım karası var hala. Bir alın lekesi gibi duruyor. Arkadaşlarımız beraat etmelerine rağmen görevlerine dönemedi. Onun için eğer bu süreç bir samimiyet testiyse Kürtler vallahi bunu fazlasıyla yerine getirdiler. Tek taraflı getirdiler, cesurca getirdiler. Sayın Öcalan'ın atmış olduğu adımlar öyle basitçe atılacak adımlar değildi. Dünyanın hiçbir yerindeki çatışma ve çözüm süreçlerinde bir partinin lideri önce kendi partisini feshedip silahları ortadan kaldırıp, sonra buyurun gelin konuşalım dememiştir. Bunun kıymetini bilin. Bir an önce kayyımlar gitmelidir."

Muhabir: Mehmet TÜRK