ÖZEL HABER/Mehmet Rumet SOYLU

17,5 yıl cezaevinde yatan ve sivil toplum örgütü temsilciliği de yapan Araştırma-Yazar Cafer Solgun, yeni çıkan resmi ve Öteki Cumhuriyet’ başlıklı kitabı üzerine Güneydoğu Ekspres’e konuştu. Gazetemizin sorduğu sorulara Solgun’un verdiği yanıtlar şöyle:

Kitabınızın adı neden ‘Resmi ve Öteki Cumhuriyet’?

Çünkü gerçekten de bir ‘resmi’ bir de ‘öteki’ cumhuriyet gerçeğimiz var. Cumhuriyetin ‘resmi’ olanında ‘Türk’ iseniz, mutlusunuz! Hem Türk hem Sünni inancına mensup da olabilirsiniz, önceliğiniz ‘Türk’ olmaksa, sorun yoktur. Ama en ‘makbul’ olanı, Türk, Sünni ve Kemalist olmaktır. Egemen devlet zihniyeti açısından böyledir. ‘Türkiye Türklerindir’ zihniyeti hakimdir (Biliyorsunuz bu, uzun yıllar boyunca çok satan bir gazetenin sloganıydı). ‘Türkçe konuş çok konuş’ dayatması vardır ve bu coğrafyada Kürtler başta olmak üzere diğer etnik kimlikler ve diller aslında yoktur. Sağcı olabilirsiniz, solcu olabilirsiniz, dinci veya dinsiz olabilirsiniz, ama önce Kemalist olacaksınız. Halen tam manasıyla aşılamamış olan egemen devlet zihniyeti ve şekillendirmeye çalıştığı tek tip toplum modeli ile Türkiye’nin toplumsal, etnik, kültürel ve dinsel çeşitliliği arasında doğal olarak büyük farklılıklar vardı ve vardır. Sorunu her iki bağlam etrafında mercek altına alınca kitabın adı da kendiliğinden ortaya çıkmış oldu.

Cafer Solgun2

Netanyahu: Hayattayım, listeden 2 isim sildim
Netanyahu: Hayattayım, listeden 2 isim sildim
İçeriği Görüntüle

Cumhuriyet ‘ötekilerin’ de Cumhuriyeti olabilir mi?

Tabii ki. Bu coğrafyayı ‘yurt’ bilmiş herkesin varlığını tanıyan, dili başta olmak üzere temel hak ve özgürlüklerinin güvencesi olan, herkesin inancını, inançsızlığını birbirine dayatmadan özgürce yaşayabildiği bir eşit yurttaşlar cumhuriyeti olur. Olabilir, olmalıdır. İkinci yüzyılında cumhuriyetin demokratikleştirilmesi, siyasilerin çokça lafını ettikleri sahici bir ‘birlik-beraberliğin’ gereğidir. Cumhuriyetin ilk yüzyılı Kürtler başta olmak üzere Türkiye halkları için, ‘öteki’ görülen herkes için kanlı ve çileli bir yüzyıl olarak yaşandı. Kendisini bu coğrafyanın gerçeklerini inkar üzerinden kurgulamış ‘resmi ideoloji’ cumhuriyetini ve zihniyetini aşmak, cumhuriyeti herkesin sahipleneceği bir demokratik cumhuriyet olarak yeniden yapılandırmak, bu ülkenin geleceği adına her birimizin ortak sorunu ve sorumluluğudur.

Kitabınızın mantığı ve mesajı da budur diyebilir miyiz?

Elbette. ‘Resmi ideoloji cumhuriyeti’ gerçekleriyle yüzleşmek, hem cumhuriyetin demokratikleştirilmesi hem de güncel ve yakıcı bir sorunumuz olması nedeniyle Kürt sorununun barışçıl çözümü açısından, kaçınılmazdır. Bu yüzleşmeyi yok sayarak daha iyi, daha özgür bir gelecek inşa etmenin mümkün olmadığını düşünüyorum.

Bu kitabı ne kadar zamanda yazdınız ve kimlerden-nelerden yararlandınız?

Öncesi de var elbette ama bu kitabı şekillendirmek, ortaya çıkarmak için aralıklarla üç yılı aşkın bir araştırma, çalışma sürecim oldu. Cumhuriyetin 100. Yıldönümüne yetişsin isterdim ama basılması biraz uzun sürdü; benim dışımdaki nedenlerle. Kitapta ele aldığım konularla ilgili çok sayıda kitap okudum, çevrim içi kaynakları gözden geçirdim. Yakın tarih ve cumhuriyet tarihi, geçmişle yüzleşme, zaten araştırmacı-yazar kimliğimle temel ilgi ve çalışma alanlarımın başında yer alıyor. Ama bu vesileyle bilgilerimi tekrar gözden geçirme imkanı da buldum. Kitabın sonunda yararlandığım kaynakları paylaştığım bir ‘kaynakça’ da var.

Bu kaçıncı kitabınız?

Yazılarımla katkıda bulunduğum derleme kitapları saymazsak, adımı ve imzamı taşıyan yayınlanmış 15 kitabım var. Bunlardan biri hapishane yıllarındaki karikatürlerimi topladığım bir karikatür kitabı, bazıları da öykü ve bir de roman. Çoğunlukla araştırma-inceleme kitabı ama doğrusunu isterseniz bundan sonraki yazı hayatımda daha çok edebiyat alanında yoğunlaşmak istiyorum.

Muhabir: Mehmet Rumet SOYLU