Barış ve Demokratik Toplum Süreci kapsamında gazeteci, aydın, yazar ve akademisyenlerle görüşmelerini sürdüren Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Kürt basını ve muhalif basın ile bir araya geldi. Görüşmeye DEM Parti Basın ve Propaganda Komisyonu'ndan sorumlu Eş Genel Başkan Yardımcısı Tayyip Temel, DEM Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan, Antalya Milletvekili Saruhan Oluç ve DEM Parti Sivil Toplum Kuruluşları ve Siyasi Partilerle İlişkiler Komisyonu Üyesi Sultan Özcan katıldı.
Yapılan müzakereler ve sürecin geldiği aşamaya dair ilk sözü alan Ayşegül Doğan, "çerçeve yasa" taslağının Temmuz ayında Meclis'e gelmesi konusunda mutabakata vardıklarını söyledi. Ayşegül Doğan, "Zaten yapılan açıklamalardan bir fikir birliği içerisinde olduğumuzu belirtmiştik. Önceki günden bugüne ne değişti diye sorarsanız; Bir yeni ortak fikre ulaştık. Kategorizsyon yerine bütünlüklü yasa olması için önerilerimizi sunduk. İmralı'ya gidişlerin olmamasına ilişkin eleştirilerimizi ilettik ve öneriler yaptık. Daha fazla görüşme olması gerektiğini belirtiyoruz. Önümüzdeki hafta bir görüşme olmasını bekliyoruz. Bu görüşmede Sayın Öcalan'ın yasaya ilişkin önerileni ve değerlendirmelerini alacağız" diye konuştu.
'ORTAK KONSENSÜSLE ÇIKMASI GEREKİYOR'
Görüşmelerin hem AK Parti ile hem de MHP ile olumlu geçtiğine dikkat çeken Ayşegül Doğan, "İtiraz ettiğimiz noktaları direk ilettik. Müzakereler devam ediyor ve müzakere etmeye devam ediyoruz. Yazılı bir taslak henüz heyetimize veya partimize verilmedi. Önümüzdeki günlerde taslağın İmralı Heyeti'ne verilmesini bekliyoruz. Aynı zamanda diğer siyasi partilerle de paylaşılmasını bekliyoruz. Çünkü yasanın ortak bir konsensüs ile çıkması gerektiğini düşünüyoruz" ifadelerini kullandı.
'DEMOKRATİK CUMHURİYETİN BAŞLANGICI OLARAK GÖRÜYORUZ'
DEM Parti 5'inci Olağan Kongresi'ne dair de konuşan Ayşegül Doğan, "Kongre kapsamında il konferansları başladı. Ardından bölge konferansları olacak. Türkiye'nin tamamında konferanslar yapılacak. Sadece parti çalışanları veya üyeleri değil geniş bir katılım sağlıyoruz. Demokratik Cumhuriyet sürecinin yeni bir başlangıcı olarak kongreyi gerçekleştirmek istiyoruz ve kongremizi bunun başlangıcı olarak görüyoruz. İsim değişikliği, tüzük ve yönetime dair her şeyi yeni bir değişim ve dönüşüme tabii bir şekilde tartışıyoruz. Programımız yeniden yazılıyor" dedi.
'TARİHİ FIRSAT'
Ardından söz alan Temel ise Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'ın 27 Şubat Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı'na işaret etti. Bu çağrının Kürtlerin yaşadığı bütün ülkeler ve Türkiye için tarihi bir fırsat olduğunu söyleyen Temel, "Bu çağrı devletin, DEM Parti'nin ve Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'ın ortak çalışmasıyla açığa çıktı. Bu noktadan sonra TSK'da bir ateşkes durumuna geçti ve bulunduğu noktada operasyonları durdurdu. Bu karşılıklı bir süreç hassasiyetiydi. Daha önce de böylesi süreçler yaşandı ama bu süreçte PKK'nin feshedilmesi ile yeni bir aşamaya geçildi. Devlet ve PKK arasında bir mekanizma kuruldu. Silah bırakma çalışmaları ve çatışmanın çıkmaması kapsamında bu mekanizmanın çalışmaları devam ediyor. Bu çalışmalar doğrultusunda PKK, aşamalı olarak Türkiye'den ve çatışma bölgelerinden çekildi.
'ANTİ DEMOKRATİK BİR YASALAR SİLSİLESİ BAŞLAMALIDIR'
DEM Parti'nin süreç içerisinde mekanizmaların çalışmalarını Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'a rapor etmek ile yükümlü olduğunu söyleyen Temel, "DEM Parti bu görevi yerine getirdi.. Bu raporlar Abdullah Öcalan'a iletildi. Başur'da bulunan Erbil ve Süleymaniye yönetimlerinin de bu sürece katkıları ve pozitif destekleri oldu. Bu destekler çok önemliydi. Bütün bu çalışmalar geldi ve yasa meselesinde durdu. Yasa şuan ilk aşamasında çatışma durumunu ortadan kaldırmaya odaklıdır. Yİne yüzbinlerce Kürt yasa dışında ve hepsi de eline silah almamış durumda. Dolayısıyla bu ilk adımla Kürtlerin yasa içine alınması önemli bir adımdır. Ancak Türkiye'de halen Kürtçe bir eğitim dili değil, Kürtler tanınmıyor ve doğuştan gelen haklarına sahip değil. Türkiye'de Kürtlerin belediyelerine el konulmasının önünü açan bir yasal düzenleme yürürlükte ve muhalefet belediyelerine de el konuluyor. Dolayısıyla bu adımdan sonra anti demokratik yasaların değişmesi için bir yasa silsilesi başlamalıdır" ifadelerine yer verdi.
'YÜKSEK İHTİMAL OLARAK KABUL EDİLİYOR'
Sonrasında konuşan Oluç ise, Meclis Komisyonu Raporu'na işaret etti. Raporu eksik bulmalarına rağmen kabul ettiklerini belirtti ve raporun 6 ve 7'inci bölümlerine dikkat çekti. Oluç, "6'ncı bölüm Abdullah Öcalan'ın ‘kök yasa’ veya çerçeve yasa olarak da bilinen yasa önerisiydi. 7'nci bölüm ise demokratikleşme başlığı adı altında çıkarılacak yasaların bulunduğu bölümdü. Türkiye'nin demokratikleşmesi ve yerel yönetimlerden AİHM ve AYM kararlarına kadar kapsamlı bir yasal adımlar çalışması olmsı ön görüldü. Şubatta bu yasa çıktı ancak halen bir adım atılmadı. Son görüşmelerden sonra baktığımız da ise bu özel yasanın Temmuz ayında çıkacağı yüksek ihtimal olarak kabul ediliyor" dedi.
'ÖCALAN'IN HUKUKİ DURUMU NETLEŞMELİ'
"Çerçece Yasa" taslağına ilişkin önerilerinin olduğunu belirten Oluç, "Kendi önerilerimizi Abdullah Öcalan'a ilettik. Onun önerilerini aldık ve hem onun önerilerini hem de kendi önerilerimizi iktidar ve devlet mensuplarına ilettik. Şimdi geldiğimiz aşamada bu yasanın nasıl çıkacağı tartışılıyor. Bu yasanın işlevsel olması için kapsamını birkaç noktada toparladık. Bu anlamda yasada ayrım olmamalı, kategori olmamalı. İsteyen herlkesin bu yasadan yararlana bilmesi gerekiyor. Yine bu yasada Abdullah Öcalan'ın statüsünün hukuki bir tanıma kavuşması gerekiyor. İktidar bu önerilerimizi dinledi ve not aldı. Ancak kapsamlı bir biçimde ne onlar ne de biz bir yasal düzenlemenin olduğu bir metni bir birimize vermedik. Ancak önümüzdeki günlerde bu konuda bazı adımlar atılabilir" ifadelerini kullandı.
'ANAYASA TARTIŞMALARINA HAZIRIZ'
Oluç, "çerçeve yasa" taslağının hazırlanması noktasında yürütülen tartışmaların halledilmesi veya mutabakata varmasının tek başına Kürt meselesini çözmeyeceğini belirterek, "Bu adımlar demokratik zemin için önemlidir. Ancak Anayasal zeminlere ihtiyaç olduğunu görüyoruz. Bugüne kadar ne iktidar ne de muhalefet ile bir anayasa tartışması yapmadık. Abdullah Öcalan ile de böyle bir tartışma yürütmedik. Türkiye'nin yeni bir Anayasa ihtiyacı olduğunu uzun zaman önce söylemiştik. Kürt sorunununda bir Anayasal çözümün niahi çözüm olduğunu defalarca kez belirttik. Ancak yeni bir anayasa tartışması yapılsın önerisi olursa iktidar ve muhalefetin tarafından; biz bu tartışmaya hazırız. Hem Kürt meselesi hem de demokratikleşme kapsamında önerilerimiz hazır" ifadelerine yer verdi.
'GÖRÜŞMELER DEVAM EDECEK'
Süreçte gelinen aşamaya ilişkin konuşan Oluç, "İmralı görüşmesi gerçekleşirse önümüzdeki hafta ve istediğimiz mutabakat sağlanırsa, Meclis'teki konsensüs ile birlikte hızlı bir şekilde Meclis adımları atabilir ve yasa Meclis kapanmadan çıkabilir. Komisyonda rapora evet diyen bütün partilerin bu yasaya da evet demesini bekliyoruz. Bu partilerle görüşmelerimizi de sürdüreceğiz. Bu anlamda bu görüşmeler ve partilerin evet demesi de barışın toplumsallaşması açısından da önemli" diye konuştu.
'YASANIN UYGULANMASI ZOR BİR AŞAMA OLACAK'
Yasanın çıkması itibariyle uygulanması konusunda müzakere edileceğini söyleyen Oluç, "Yasanın uygulanması önemli bir aşama olacak ve zor bir aşama olacak. Uygulama çok sayıda insanı kapsayacağı için uygulama aşamasında yasanın sıkıntısız bir şekilde işlemesi ve gereklerinin yerine gelmesi gerekiyor. Dolayosıyla yasanın yerine eksiksiz gelmesi için de Abdullah Öcalan'ın önemli bir rol ve katkısı olacak. Bu nedenle özellikle bu aşamada Abdullah Öcalan'ın hem hukuki durumunun netleşmesi hem de iletişim koşullarının düzenlenmesini çok önemli buluyoruz. Öcalan'ın bu süreçte aktif olması çok önemli bir noktada duruyor" ifadelerini kullandı.
'ÇATIŞMALARA İLİŞKİN BİR MEKANİZMA VAR'
Ardından gazetecilerin sorularını yanıtlayan DEM Partililer sürece dair merak edilen konulara dair değerlendirmelerde bulundu.
İlk sözü alan Temel, bazı kulis haberleri ve bazı iktidar mensuplarının çatışmalara ilişkin açıklamalarına dair gelen soruları yanıtladı. Temel, "Kendini fesheden PKK yönetimi ile devlet arasında bir mekanizma var çatışma sorunlarına dair. Bu mekanizma devlet, Güney Kürdistan ve hareket yönetimi tarafından oluşuyor ve çalışıyor. Yasa yapılana kadar silahların bırakılması mümkün değil. Bunu beklemek işin doğasına aykırıdır. Bu sorunun kalıcı çözümü noktasında Türkiye tarafından bir irade henüz meydana gelmedi. Şimdi İran'da savaş var, Irak'ta kimin eli kimin cebinde belli değil. Böyle bir ortamda 30 kişilik PKK üyesi ellerindeki silahları bıraktı ve bir daha eline silah almadı. Ancak yanlarında silahlı kişiler var. PKK silahlı bir örgüttür sonuçta, daha tam olarak silah bırakılmadı. Dolayısıyla silah tutanlar şuan yasa bekliyor. Böylesi bir ortamda silahları nereye bırakabilirler? Nasıl bırakabilirler bu konuların ve yine dönüşlere ilişkin belirsizliklerin yasa yoluyla belirlenmesi gerekiyor. Ancak burada bir niyet var. Abdullah Öcalan bu irade var. MHP'de bir niyet var. Cumhur başkanının da katkıları var ama mekanizmalar buna göre oluşturulmadı. Basının dili buna göre oluşturulmadı. Abdullah Öcalan bu ülkede birlikte yaşamı savunan tek kişidir. Ancak halen Abdullah Öcalan'a dair kirli bir dil kullanılmaya devam ediyor. Bu dili ısrarla kullanan taraflar ve yayın organları var. Geçmişteki yaraları elbette unutmak mümkün değildir ama devlet bu acıları bir kenara bırakacak ve bu sorunu çözecek bir kararlılığa sahip mi? Biz devletten bunu duymadık" diye konuştu.
'GELECEĞİ GEÇMİŞE TAKIMADAN KURMAK İSTİYOR'
Devletin Kürt meselesine dair dilinin değişmediğini ve bu durumun ana akım medyanın diline de yansıdığını söyleyen Temel, "Bahçeli'nin iktidara bir sitem var mı" sorusu üzerine, "Bahçeli ilk baştan beri söylemesi gerekenleri en net ve sade şekilde söyledi. Bahçeli belli ki geleceği geçmişe takılmadan kurmak istiyor" dedi.
'PKK'LİLERİN NEREDE YAŞAYACAĞI MÜZAKEREYE AÇIK OLMALI'
İmralı'da ve örgütle yapılan görüşmelerde ortaya çıkan yaklaşıma dikkat çeken Temel yasanın PKK'nin feshine dayanması gerektiğini söyledi. Temel, "Bu görüşmelerde çıkan kapsama ve sonuca göre örgüte bağlı olarak hazırlanan bütün yargılama dosyaları kapanmalı düşmelidir. Ancak PKK'lilerin nerede yaşadığı müzakerelere açık olmalı. Yasa müzakereye alan açmalı. Bu seçenekler, yasayla Türkiye'ye gelinmesi noktasının garanti altına alınması dışında, geri gelmeyen örgüt üyeleri için müzakere edilmeli ve edilecek" dedi.
'MESELE GERİ DÖNECEK OLANLARIN NASIL YAŞAYACAĞI'
Soruları yanıtlayan Oluç ise, "çerçeve yasa" taslağını çok teknik bir mesele olduğunu söyledi. Konunun sadece silah bırakma meselesi olmadığına işaret eden Oluç, "Mesele aslında kendini fesheden örgütün üyelerinin nasıl yaşayacağı meselesidir de aynı zamanda" dedi. Oluç, "Yine biz DEM Parti oalrak her koşulda barışın ve demokratik yöntemlerin yanında olacağız" diyerek DEM Parti'nin demokrasi mücadelesini sürdüreceğine dikkat çekti.
'UMARIZ İKTİDARIN TASLAĞI İLE GİDERİZ'
Abdullah Öcalan ile yapılacak görüşmeye "yasa taslağı ile mi gideceksiniz" sorusuna cevap veren Oluç, "Umarız iktidarın taslağını götürürüz diye umut ediyoruz. Götürebilirsek daha hızlı bir çözüm gerçekleşebilir" diye konuştu.
'HER İKİ TARAF DA YASANIN İÇERİĞİNİ BİLİYOR'
"Taslağın çerçevesi nedir" sorusuna da cevap veren Oluç, "Her iki taraf da bu yasanın içeriğini biliyor aslında. Mesele bir mutabakatın sağlanması ve siyasi bir kararlılığın olması.. Siyasi bir kararlılık olmasa eğer ihtiyaca cevap veren bir yasa çıkmamış olur. Yine biz bir pazarlık yapmıyoruz. Bir pazarlık söz konusu değildir. AİHM, kayyum ve Kobanê davasından tutuklu arkadaşlarımız konusunda pazarlık etmiyoruz ve etmeyiz. Bu konularda gerekli adımların atılmasının önünde bir engel yok. Aksine bu adımların atılmaması tuhaf bir durumdur. Kayyum meselesine gelecek olursak Meclis Komisyonu raporunun 7'nci madde çok açık bir biçimde ifade ediliyor. Bir belediyede başkanın görevden alınması durumunda başkanın Belediye Meclisi içerisinden seçilmesi tüm partiler tarafından kabul edildi. Yasa eğer Meclis Komisyonu'nda üzerinde anlaştığımız şekilde gelirse ki üzerine anlaştığımız bir yasadan bahsediyoruz, o zaman hızlıca çıkar. Her seferinde belirtiyoruz; bu adımların hepsinin atılması gerekiyor. Bu hatırlatmayı yapmaya da devam ediyoruz. Bu bizim için bir müzakere meselesi değildir" dedi.
'ANAYASA'NIN İLK 4 MADDESİNİ TARTIŞMAYACAĞIZ'
Anayasa tartışmalarına dair sorulan sorulara da cevap veren Oluç, "Anayasaya dair konuları tartışmaya başlamadık. Ancak tartışmak gerekirse tartışılır. Buradan şunu söyleyebilirim; Anayasa'nın ilk dört maddesini tartışmak gündemimizde yok. Onun dışında anayasanın her tarafını tartışacağız." dedi.
'BİZİM DE ONLARIN DA SİTEM ETTİĞİ NOKTALAR VAR'
Ardından soruları cevaplayan Ayşegül Doğan da, taraflar arasındaki görüşmelerin ilk günden beri yapıldığını belirterek, "Bizim de onların da sitem ettiği noktalar oluyor. Dilden ve sürecin ismine kadar tartışmalar yürüyor. Nasıl bir dile ihtiyaç var konusunda görüşmelerimiz sürüyor. Yer yer tarafların memnun olmadığı konular istemediği konular da tartışılıyor" dedi.
'PİŞMANLIK VE TESLİMİYET KABUL EDİLEMEZ'
Yasada "pişmanlık" ve "af" niteliklerinin kabul edilmediğini söyleyen Aylegül Doğan, "Bu şekilde bu mesele çözülemez.. 80 yılından bu yana çok böyle çalışma oldu ama bir çözüm olmadı. Demek ki ne af ne pişmanlık. Yine demek ki ne pişmanlık ne de teslimiyet çözüm olmuyor. İkisine de gerek yok devlet devlet olma ciddiyeti ile yaklaşırsa bu mesele çözülür. Devlet yurttaş olma perspektifi ile yaklaşırsa bu meseleye bu mesele hızlı bir biçimde çözülür.





