Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Sözcüsü Ayşegül Doğan, Rojava’ya yönelik saldırılar ve bu saldırılara karşı yapılan protestolarda polisin halka dönük müdahalelerine ilişkin partisinin genel merkezinde basın toplantısı düzenledi. Ayşegül Doğan, 26 Ocak 2015’te Kobani'nin DAİŞ’in işgalinden kurtuluşunun yıl dönümünü kutlayarak, "Kobani düşmedi, düşmeyecek" dedi.
Direnişin sembolü olan Kobani'nin yine kuşatma altında olduğunu belirten Ayşegül Doğan, Rojava’ya yönelik saldırılara dair yapılan eylemlere dikkat çekerek, “Dayanışmayı büyütmek için yapılan yürüyüşlerdir. Haksızlığa, hukuksuzluğa, zulme karşı bir araya gelişlerin sesidir. Oysa ne görüyoruz; Suruç'tan İstanbul'a kadar bu demokratik tepkiye müdahaleler görüyoruz. Müdahale demek az kalır. Doğrudan saldırı görüyoruz" dedi.
İçişleri Bakanlığı’na çağrıda bulunan Ayşegül Doğan, demokratik tepkilere yönelik orantısız güç kullanımının toplumsal öfkeyi daha da artırdığına dikkat çekti.
'MECLİS SORUMLULUK ÜSTLENMELİ
Ayşegül Doğan devamla şunları aktardı: “Bu saldırılara karşı durması gereken yalnızca DEM Parti değildir. Meclis üyelerini doğrudan hedef alan saldırılar ile darp ve işkence iddiaları konusunda Meclis de sorumluluk hissetmelidir. Meclis Başkanı buna dur demeli, inisiyatif kullanmalı ve Meclis'inin üzerine bu şekilde bir gölge düşmesine izin vermemelidir. Rojava’da sivil insanların yaşamı tehdit altındayken hiçbir duyarlı insan susamaz. Nasıl sussunlar? Nasıl isyan etmesinler? Yaşanmış onca katliamdan, onca zulümden ve onca zorla yerinden edilmeden sonra insanlar nasıl sussun? Bu haklı itiraza zorbalıkla yanıt vermeyin. Bu yöntem yıllarca denendi; buradan bir yol açılmıyor, açılmayacak. Provokasyon ve kışkırtmalara karşı tüm kesimleri sorumlu davranmaya davet ediyoruz.”
BARAN ABDİ KATLEDİLDİ
Dün akşam Tarsus'ta olanlar 24 yaşında gencecik bir insanın hayatına mal oldu. Baran Abdi katledildi. Valilik açıklama yapıyor ve diyor ki; savcılık soruşturması henüz tamamlanmamış. Olay yerindeki kamera kayıtları incelenmemiş. Tanık beyanları ve diğer maddi deliller toplanıp değerlendirilmemiş. Bunların hiçbiri yokken Mersin Valiliği; soruşturulma yükümlülüğüne aykırı bir şekilde davranıyor. Bu doğru değil.
SOKAKLARDA OLMASI GEREKEN POLİS VE ŞİDDET DEĞİL
Sokaklarda olması gereken gaz, cop, polis şiddeti değil; hukuktur. Hukuk da insanlara demokratik tepkilerini ifade etme hakkı tanıyor. Protesto hakkı anayasal bir haktır ve insanlar protesto haklarını kullanıyorlar. İnsanlar dayanışma haklarını kullanıyorlar. İnsanlar barış içinde yaşam hakkı için itirazlarını yükseltiyorlar. Buna zorbalıkla yanıt vermek suçtur. Bu suçu işlemekten lütfen artık vazgeçiniz. Yine Diyar Koç, hapishane koşullarında tutulamayacak bir halde tutuklandı. Bunları yapmaya devam etmeyin. Bunları yapmaya devam ettiğiniz zaman o derin kırılmaları daha da derinleştirirsiniz. Bu da DEM Parti olarak uyarımız; Siyaset sorunları derinleştirmek için değil çözmek için var. Sorun çözümünde de sorumluluk üstlenmek, inisiyatif almak, cesur olmak için var. Şimdi tam da böyle bir zamandan geçiyoruz.
SAÇINI ÖRDÜĞÜ İÇİN İNSANLAR GÖZLATINA ALINIYOR
Bu demokratik tepkileri yasaklamak, onlardan korkmak yerine; saçını ördüğü için insanları gözaltına almak ve açığa almak yerine, kesilen saç örgüsüne karşı gösterilen tepkinin ve direnişin hangi karanlık zihniyete karşı ortaya konulduğunu anlamaya çalışmak gerekir. Hepimizin güvenliği, hepimizin özgürlüğü ve hepimizin yaşama hakkı, bu stratejik yan yana gelişten geçiyor. Saç örgüsünden neden korkuluyor, biliyor musunuz? Çünkü o, karanlığa karşı aydınlığa doğru direnişin gücüdür."





