Haber- Mümin AĞCAKAYA
‘Arazi Kollektifi’ ve ‘Yıkıntılar Arasında’: Araştırma ve Sanat İnsiyatifi gruplarının farklı disiplinlerde sanatsal üretimler yapan iki grup çalışmalarını; Dicle Havzasında yaşanan yıkımları, bunların insan ve doğa üzerindeki tahribatlarına dikkat çeken sergide bir araya geldi.
Dicle’nin Sürgünlerihttps://t.co/RDiw7EPlbH pic.twitter.com/ZE4lN5FVT7
— Güneydoğu Ekspres (@ekspreshaber_) September 23, 2026
Hafızaya göndermeler yapıyor
Yazar Mehmed Uzun’un Yakarışı/ Hawara Dicleye romanından esinlenen iki çalışma grubunun farklı sanat üretimleriyle yaptıkları eserlerde; Dicle Nehrini bölgede yaşanan politik şiddetin ve toplumsal olayların bir tanığı olarak konumlandırıyor. Sergide yer alan eserler; Dicle Nehri’ni hafızanın bir taşıyıcısı olarak ele alıyor. Doğa, insan ve mekanlardaki, tanıklıkları, değişimleri hatırlatarak, yeniden düşünmeye bir pencere açıyor.

Hafızanın taşıyıcısı ve tanığı
Fotoğraf, resim ve video görsellerinin yer aldığı sergide; ‘Medeniyetin başladığı yer’ olarak anılan Dicle ve Fırat Nehir havzasında yapılan HES’ler, barajlar, maden ve taş ocaklarının açılmasının yarattığı; doğanın tahribatı, birçok canlının yaşam alanının ortadan kalkması, birçok yerleşim yerinin sular altında kalması, birçok insanın yerinden olması sonucunda eko sistemin değişmesine göndermeler yapıyor. Dicle’yi politik şiddetin, zorla yerinden edinmenin ve ekolojik yıkımın tanığı olarak ele alan sergi 11 Ekim’e kadar izleyicisiyle buluşacak.



