HABER-Güneş OCAĞA/Mehmet Rumet SOYLU
Diyarbakır Barosu tarafından yürütülen “Mahpusların Adalete Erişim Haklarının Korunması ve Avukatların Mahpus Hakları Temelinde Kapasitelerinin Artırılması” projesi tamamlandı. Proje kapsamında Diyarbakır, Elazığ, Erzincan ve Erzurum’daki ceza infaz kurumlarında yapılan ziyaretler ve yaklaşık 120 mahpusla gerçekleştirilen görüşmeler sonucunda hazırlanan raporda, hapishanelerde farklı alanlarda temel hak ihlallerinin sürdüğü belirtildi.
PROJENİN SONUCU AÇIKLANDI
Projenin sonuçları kentteki bir otelde düzenlenen toplantıyla kamuoyuna açıklandı. Diyarbakır Barosu İnsan Hakları Merkezi Hapishane İzlem Komisyonu’ndan ve projenin koordinatörü Rıhan Gök, Türkiye’deki ceza infaz kurumlarında başta sağlık, iletişim ve haberleşme, adil yargılanma ve insan onuruna uygun yaşam hakkı olmak üzere çok sayıda alanda hak ihlalleri yaşandığını söyledi.
Gök, Diyarbakır Barosu tarafından Haziran 2025-Eylül 2026 tarihleri arasında yürütülen proje kapsamında hukukçuların kapasitesinin artırılması, hapishanelerdeki hak ihlallerinin yerinde tespit edilmesi ve raporlanması ile kronikleşen sorunlara yönelik stratejik davalama süreçlerinin yürütülmesinin amaçlandığını belirtti.
DÖRT KENTTE HAPİSHANE ZİYARETLETİ YAPILDI
Proje kapsamında 20 hukukçunun katılımıyla eğitim çalışmaları gerçekleştirildiğini ifade eden Gök, “Saha çalışmaları kapsamında ise Diyarbakır, Elazığ, Erzincan ve Erzurum’daki ceza infaz kurumları ziyaret edilerek yaklaşık 120 mahpusla görüşüldü. Görüşmeler ve incelemeler sonucunda tespit edilen ihlallere ilişkin raporlar hazırlanırken, kronikleştiği belirtilen üç temel soruna ilişkin hukuki süreçler başlatıldı.
Bu kapsamda Erzurum Dumlu 1 ve 2 No’lu Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumlarında uygulanan infaz rejimi ile kurumların fiziksel ve mimari yapısına ilişkin hukuki başvuruda bulunuldu” dedi. Gök ayrıca, bu koşulların mahpusların açık havaya erişimini, sosyal temasını ve ortak faaliyetlere katılımını önemli ölçüde sınırlandırdığını ve insan onuruna uygun infaz ilkesiyle bağdaşmadığını belirtti.
Diyarbakır T1 Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda ise görüntülü görüşme ve elektronik haberleşme imkânlarının bazı mahpuslar açısından, bireyselleştirilmiş güvenlik değerlendirmesi yapılmaksızın yalnızca isnat edilen suç türü esas alınarak sınırlandırıldığını dile getiren Gök, bu uygulamanın eşitlik ilkesi, haberleşme hürriyeti ve aile hayatına saygı hakkını ihlal ettiği gerekçesiyle hukuki süreç başlatıldığını belirtti.
Gök raporda ayrıca, Diyarbakır 3 No’lu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda bulunan bir mahpusun sağlık durumunun ağırlaşmasına rağmen gerekli tıbbi müdahale ve hastaneye sevkin zamanında gerçekleştirilmediği iddiasına da yer verildiğini belirtti. Gök, mahpusun 7 Mayıs 2026 tarihinde yaşamını yitirmesinin ardından, sağlık ve yaşam hakkının ihlal edildiği ve idarenin hizmet kusurunun bulunduğu iddialarının araştırılması amacıyla hukuki süreç başlatıldığı bildirildi.
ÇIPLAK ARAMA VE KELEPÇE UYGULAMALARI
Baronun bir yıllık gözlem ve tespitlerini içeren raporda, başta işkence ve kötü muamele yasağı, sağlık ve tedavi hakkı, kişi özgürlüğü ve güvenliği, haberleşme ve iletişim ile ifade özgürlüğü olmak üzere çeşitli alanlarda ihlaller tespit edildiği belirtildi.
Gök, bazı mahpusların ceza infaz kurumlarına ilk kabul sırasında çıplak aramaya maruz bırakıldıklarını ve uygulamayı kabul etmeyenlerin insan onuruyla bağdaşmayan tutumlarla karşılaştıklarını aktaran Gök, hastane sevklerinde ise çift kelepçe ve ağız içi araması gibi uygulamaların sürdüğü, bazı mahpusların hasta mahremiyetine uygun olmayan koşullarda muayene edilmeye zorlandığı ifade edildi.
Gök, güvenlik tedbirlerinin zorunluluk ve ölçülülük ilkelerine uygun uygulanması gerektiğini belirterek işkence ve kötü muamele iddialarının etkin ve tarafsız biçimde soruşturulmasını istedi.
“HASTA MSHPUSLARIN SEVKLERİ GECİKTİRİLMEMELİ”
Gök, hasta mahpusların revir ve hastaneye sevk taleplerine geç yanıt verildiği, sevk ve muayene süreçlerinde çeşitli engellerle karşılaşıldığı ve bu nedenle sağlık hizmetlerine zamanında erişimde sorunlar yaşandığı belirtti.
Özellikle ağır hasta mahpusların infaz erteleme süreçlerinin uzamasının sağlık sorunlarının ağırlaşması riskini beraberinde getirdiğini kaydeden Gök, baro, hasta mahpusların sağlık hizmetlerine zamanında ve etkin biçimde erişiminin sağlanmasını, ceza infaz kurumunda yaşamını tek başına sürdüremeyecek durumda olan ağır hasta mahpusların infaz erteleme taleplerinin ivedilikle değerlendirilmesini talep etti.
Gök, ayrıca Adli Tıp Kurumunun tek belirleyici otorite olduğu uygulamanın sona erdirilmesi, üniversite hastaneleri ile bağımsız, bilimsel ve tarafsız sağlık kurullarının raporlarının da değerlendirmeye alınması gerektiğini savundu.
Gök, İdare ve Gözlem Kurullarının mahpusların “iyi hâlli” olup olmadığına ilişkin değerlendirmelerinde kimi zaman objektif ve denetlenebilir ölçütlerden uzak, soyut ve keyfî gerekçeler kullanıldığını ve bu kararların tahliyelerin ertelenmesine yol açtığını belirtti.
Gök, infaz süresini tamamlayan mahpusların tahliyelerinin herhangi bir idari değerlendirmeye bağlı tutulmaması gerektiğini ifade etti. İdare ve Gözlem Kurullarının yapısının bağımsızlık ve tarafsızlığı güvence altına alacak şekilde yeniden düzenlenmesi, kararların somut, nesnel, öngörülebilir ve denetlenebilir ölçütlere dayanması ve kararlara karşı etkili bir hukuki denetim mekanizması oluşturulması çağrısında bulunuldu.
SEVK VE NAKİLLERLE İLGİLİ TALEPLER DİLE GETİRİLDİ
Mahpusların aileleri ve avukatlarıyla iletişim kurmalarında ve yazılı başvuru haklarını kullanmalarında çeşitli engellerle karşılaştıkları da belirten Gök, özellikle sevk ve nakiller sırasında mahpusların, ailelerinin ve avukatlarının zamanında bilgilendirilmediği ifade etti.
Gök, mahpusların iletişim ve haberleşme haklarının önündeki engellerin kaldırılmasını ve sevk ve nakil süreçlerinde gerekli bilgilendirmelerin zamanında yapılmasını istedi.
Gök, ceza infaz kurumunda bulunmanın kişilerin temel hak ve özgürlüklerinden bütünüyle mahrum bırakılması anlamına gelmediğini belirterek, devletin gözetimi ve denetimi altında bulunan mahpusların yaşamlarının, sağlıklarının ve insan onurlarının korunmasının kamusal bir yükümlülük olduğunu vurguladı.
Gök, tespit edilen ihlallerin giderilmesi ve benzer ihlallerin tekrarlanmaması amacıyla hukuki süreçleri takip etmeye, ulusal ve uluslararası mekanizmalara başvurular yapmaya ve hapishanelerde yaşanan hak ihlallerini kamuoyunun gündemine taşımaya devam edeceğini bildirdi.



