HABER / Mehmet Rumet SOYLU
DEM Parti Diyarbakır Milletvekili Ceylan Akça Cupolo, uluslararası basında, özellikle Bloomberg’de yer alan ve Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) yatırımcı toplantılarındaki değerlendirmelerine dayandırılan kur politikası iddialarını Hazine ve Maliye Bakanlığına yönelttiği sorularla gündeme getirdi.
Söz konusu haberlerde, Merkez Bankası’nın Türk lirasında ileride yaşanabilecek daha sert bir değer kaybının önüne geçmek amacıyla kurdaki yükselişin hızlanmasına izin veren bir strateji izlediği öne sürüldü. Ekonomik faaliyetteki yavaşlamanın, döviz kurundaki artışın fiyatlara yansımasını sınırladığı değerlendirmesi de bu yaklaşımın gerekçeleri arasında gösterildi.
Cupolo ise bu iddiaların yalnızca teknik bir para politikası tartışması olarak ele alınamayacağını belirterek, kurdaki hareketliliğin doğrudan halkın geçim koşullarını etkilediğine dikkat çekti.
“EKONOMİK KRİZİN FATURASI YİNE HALKA KESİLİYOR”
Yıllardır uygulanan ekonomi politikalarının yüksek enflasyon ve hayat pahalılığı karşısında yurttaşların alım gücünü aşındırdığını vurgulayan Cupolo, kur artışının fiyatlara daha az yansıyacağı yönündeki değerlendirmelerin de sorgulanması gerektiğini ifade etti.
İç piyasada talebin daralmasının, kurdaki yükselişin enflasyon üzerindeki etkisini azaltan bir unsur olarak sunulmasına tepki gösteren Cupolo, halkın temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorlandığı bir ekonomik tablonun görmezden gelinemeyeceğini kaydetti.
Cupolo’nun gündeme getirdiği temel sorulardan biri de şu oldu:
Türk lirasındaki değer kaybının etkileri yabancı yatırımcılarla yapılan toplantılarda değerlendirilirken, bu politikanın sonuçlarıyla günlük yaşamında yüzleşen yurttaşlar neden yeterince bilgilendirilmiyor?
BAKANLIĞA 7 KRİTİK SORU
Ceylan Akça Cupolo, Hazine ve Maliye Bakanlığına yönelttiği soru önergesinde, kur politikasının gerekçelerinden enflasyonla mücadeleye, ücretlerden dış ticaret dengesine kadar uzanan yedi başlıkta yanıt istedi.
Cupolo, öncelikle Merkez Bankası’nın olası bir kur şokunu önlemek amacıyla Türk lirasının daha hızlı değer kaybetmesine izin verdiği yönündeki iddiaların doğru olup olmadığının açıklanmasını talep etti. Böyle bir yaklaşımın Bakanlık tarafından onaylanmış resmî bir politika olup olmadığını da sordu.
Dezenflasyon programında Türk lirasının reel olarak değer kazanacağı yönünde yapılan önceki açıklamaları hatırlatan Cupolo, kurdaki yükselişin ekonomi politikasında bir değişikliğe işaret edip etmediğinin açıklığa kavuşturulmasını istedi.
Önergedeki diğer sorular ise doğrudan yurttaşların yaşamını ilgilendiriyor. Cupolo, kur artışının gıda, enerji ve ithal girdi maliyetlerini nasıl etkileyeceğini, bu artışların enflasyon hedeflerine olası yansımalarının nasıl yönetileceğini sordu. Türk lirasındaki değer kaybının satın alma gücü, reel ücretler ve hanehalkı refahı üzerindeki etkilerini hafifletmek için herhangi bir çalışma yürütülüp yürütülmediğinin de açıklanmasını talep etti.
Milletvekili ayrıca mevcut kur politikalarının ihracat, dış ticaret dengesi ve cari açık üzerindeki kısa ve orta vadeli etkilerine ilişkin güncel bir analiz yapılıp yapılmadığını gündeme getirdi.
“BU KARARLAR NEDEN KAMUOYUYLA AÇIKÇA PAYLAŞILMIYOR”
Cupolo’nun önergesinde öne çıkan son başlık ise ekonomik karar alma süreçlerinde şeffaflık oldu. Ülkenin tamamını ilgilendiren kur politikalarının TBMM ve kamuoyuyla açık biçimde paylaşılmak yerine uluslararası yatırımcı toplantılarında gündeme gelmesinin gerekçesini soran Cupolo, Bakanlığın bu konudaki açıklamasını istedi.
Türk lirasındaki değer kaybına ilişkin iddialar, ekonomi yönetiminin enflasyonla mücadele stratejisi ve yurttaşların giderek ağırlaşan geçim koşulları arasındaki ilişkinin yeniden tartışılmasına yol açtı. Bakanlığın sorulara vereceği yanıtlar, hem kur politikasının resmî çerçevesinin hem de alım gücünü korumaya yönelik adımların anlaşılması açısından önem taşıyor.


