ÖZEL HABER - Güneş OCAĞA / Mehmet Rumet SOYLU
Diyarbakır’ın tarihi Sur İlçesi’nde Aralık 2015’te yaşanan 'hendek' ve 'barikat' olaylarının üzerinden 10 yıl geçti. Resmi kayıtlara göre, çatışmaların yaşandığı bölgeden 5 bin aile (yaklaşık 24 bin kişi) göç etmek zorunda kaldı. Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği’nin (TMMOB) hazırladığı rapora göre ise Cevatpaşa, Savaş, Hasırlı, Cemal Yılmaz, Fatihpaşa ve Dabanoğlu mahallelerinde toplam 75,3 hektarlık alanın 46,3 hektarı zarar gördü, 87’si tescilli, 247’si tescile değer olmak üzere 3 bin 569 konut yıkıldı.
TESCİLLİ YAPILAR RESTORE DİLMİYOR
Çatışmaların ardından 21 Mart 2016’da Bakanlar Kurulu kararıyla Sur İlçesi’nin 15 mahallesinde 368 adadaki 6 bin 300 parsel, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından “acele kamulaştırma” kapsamında kamulaştırıldı. Kamulaştırma sonrasında hasar gören yapıların büyük bölümü yıkıldı, birçok aile TOKİ konutlarına yönlendirildi, bazılarına ise istimlak bedeli ödendi. Ancak 'Diyarbakır evleri' tarzında inşa edilen yeni yapılar hem kent mimarisiyle uyumsuz bulundu hem de 'cezaevi görünümü' gerekçesiyle eleştirildi. Evlerinden olan yurttaşlar, hayatlarının geçtiği mahallelere dönmek istese de buna izin verilmedi. Ayrıca tescilli yapılara 10 yıldır restorasyon çalışmaları yapılmazken, mahallelerdeki yıkıntılardan kalan molozlar ise hala sokakların ortasında duruyor.
MUHTARLAR, EKSPRES'E KONUŞTU
Hendek olaylarının 10. yılında gazetemiz Güneydoğu Ekspres’e konuşan Cemal Yılmaz ve Hasırlı mahalle muhtarları, on yıldır süren mağduriyetleri anlatarak, mahallelerinde muhtarlık binası bile bulunmadığını vurguladı. Hasırlı Mahallesi Muhtarı Emrah Usun, çatışmalar öncesi 3 bin 500 olan nüfusun yüzde 90’ının göç ettiğini ifade ederken, Cemal Yılmaz Mahallesi Muhtarı Mehmet Topdemir ise çatışmalar öncesi 6-7 bin olan nüfustan geriye kimsenin kalmadığını ve insansız bırakılan mahallesinde büyük bir mağduriyetin söz konusu olduğunu vurguladı.
HASIRLI MUHTARI: MAHALLEMİN TAMAMI YIKILDI
Hasırlı Mahallesi Muhtarı Emrah Usun, Sur olayları öncesinde 3 bin 600 civarında olan mahalle nüfusunun olaylar sonrasında yüzde 80-90'nın göç ettiğini ifade ederek, "Mahallemin tamamı yıkıldı. Ve mevcut konutların tamamı yeni yapılardan oluşuyor. Mahallede şuan 125 adet villa tarzı mesken bulunuyor" dedi.
Mahallenin yaşadığı sorunları da dile getiren Usul, "Mahallede inşaatların ve restorasyon çalışmalarının çok uzun sürmesi, yolların bozuk olması ve çevre düzenlemesinin kötü durumda olması halkı ciddi şekilde rahatsız ediyor. Keçi Burcu ile Hz. Süleyman arasındaki alanın uzun süredir restorasyon nedeniyle kapalı olması ise turistleri olumsuz etkiliyor. Çift Havuz Mezarlığı’nın çevre düzenlemesine ve yol yapımına ihtiyaç var. Cenaze olduğunda insanlar Hz. Süleyman Kapısı’ndan dolaşmak zorunda kalıyor ve mağduriyet yaşıyor" diye konuştu.
MAHALLELERİNİ ZİYARETE GELİP, GÖZYAŞLARINA BOĞULUYORLAR
Mahallenin eski sakinlerinin gelip gözyaşı döktüğünü vurgulayan Usul, şöyle devam etti: "Mahallemizin eski sakinleri zaman zaman burayı ziyarete gelir. Özellikle belli bir yaşın üzerindeki insanların duygulanıp gözyaşlarına hâkim olamadıklarına bile tanık olmuşuzdur. Sonuçta pek çok kişi hayatının büyük bir bölümünü burada geçirdi. Çocukluklarını, gençliklerini ve hatta yaşlılıklarını burada yaşayan insanlar oldu."
CEMALYILMAZ MUHTARI: MAHALLEMİZ İNSANSIZ BIRAKILDDI
Cemal Yılmaz Mahallesi Muhtarı Mehmet Topdemir ise, "2015 yılında yaşanan Sur çatışmaları sonrasında mahallemiz tamamen dağıldı. O dönem mahallemizin nüfusu yaklaşık 6-7 bin civarındaydı. Olaylardan sonra herkes bir yere dağılmak zorunda kaldı. Bir kısmı farklı semtlere, bir kısmı ise başka şehirlere taşındı. Mahalleye geri dönebilen birkaç aile olsa da büyük çoğunluk geri dönemedi. Mahallemiz insansız bırakıldı" dedi.
Mahallelerine dönmek isteyen vatandaşlara gerekli imkanların sağlanmadığına dikkat çeken Topdemir, "Yıkılan evlerin yerine yeniden konut yapılacağı söylenmişti, ancak sayı az olduğu gerekçesiyle vatandaşlar TOKİ’lere yönlendirildi ve birçok kişiye de istimlak bedeli ödendi. Oysa herkes, hayatının geçtiği mahalleye, kendi evine geri dönmek istiyordu, fakat bunun için gerekli imkan ve adımlar sağlanmadı" diye konuştu.
"TESCİLLİ YAPILAR KADERİNE TERK EDİLDİ"
Tescilli yapıların kaderine terk edildiğini vurgulayan Topdemir, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Aradan 10 yıl geçmesine rağmen ne yeni konutlar yapıldı, ne de tescilli evler hakkında herhangi bir çalışma gerçekleştirildi. Bu yapılar olduğu gibi kaderine terk edildi. Başvurduğumuz hiçbir yetkiliyle somut bir sonuca ulaşamadık. Yıkılmış ancak tescilli olan kendi evim de dahil olmak üzere bugüne kadar hiçbir işlem yapılmış değil. Tarihi tescilli evler dışındaki tüm yapılar kamulaştırıldı. Kamulaşmış bir malın geri verilmesi mümkün olmadığı için mağduriyet daha da derinleşti. Bazı vatandaşların hesaplarına kamulaştırma bedelleri yatırıldı, ancak verilen tutara itiraz edenler de bulunuyor. Üstelik kamulaştırılan arazilerimizin üzerine yapılan yeni konutlar daha sonra yüksek fiyatlarla ihaleye çıkarılıp satıldı. Bu durum, zaten mağdur olan bizler açısından adaletsizliği daha da artırdı.
"NEFES ALMAK İÇİN MAHALLELERİNE GELİYORLAR"
Ben her gün eski mahalleme gidip yıkılmış evimi ziyaret ediyorum. Biz bu sokaklarda büyüdük; geçmişimizi, hatıralarımızı unutmamız mümkün değil. Mahalleye gelip eski evini görüp gözyaşlarına boğulan insanlar var. Yalnızca nefes almak, yaşadığı geçmişi hatırlayabilmek için ziyaret ediyorlar. Bizler 10 yıldır adalet bekliyoruz. Talebimiz açıktır, tescilli evlerimizin bir an önce onarılması ve hak sahiplerine teslim edilmesi."
"MOLOZLAR SOKAK ORTALARINDA BIRAKILDI"
Son olarak konuşan Abdaldede Mahalle Muhtarı Serkan Güler de şunları ifade etti:
“Yıkıma uğrayan mahallelerimizdeki tarihi yapıların büyük kısmının restorasyonu zaten durmuş durumda. Ancak molozlar hala olduğu gibi yerinde duruyor. Burası turistik bir bölge, yurtdışından dahi ziyaretçiler geliyor ve bu molozların arasında dolaşmak zorunda kalıyorlar. Çok kötü bir görüntü oluşuyor. Yetkililerin bir an önce bu molozları kaldırması ve gerekli temizliği yapması gerekiyor. Ayrıca tescilli yapıların bu şekilde bırakılması da tehlike oluşturuyor, insanların üzerine taş düşebilir.”





