ÖZEL HABER-Güneş OCAĞA
Diyarbakır Tabipler Odası Başkanı Dr. Veysi Ülgen, aile hekimlerinin hizmet sunduğu Aile Sağlığı Merkezlerinin (ASM) kiralanması sürecinde yaşanan sorunlara dikkat çekerek, sağlık hizmetleri ile ticari ilişkilerin birbirinden ayrılması gerektiğini söyledi. Ülgen, bazı eczanelerin ASM olarak kullanılan mekanların kirasını üstlenmesinin hekimlerin mesleki bağımsızlığı açısından tartışma yaratabileceğini belirterek, ASM’lerin mümkün olduğunca kamuya ait mekanlarda hizmet vermesi gerektiğini ifade etti.
“İLK YILLARDA BAZI SORUNLAR YETERİNCE GÜNDEME GELMEDİ”
Mevzuata dair bilgi veren Dr. Ülgen, “Aile Hekimliği Yönetmeliği’ne göre aile hekimleri, birinci basamak sağlık hizmetlerini sunacakları mekanları kiralama yoluyla sunuyor. Özel mülklerdeki ASM’lerde kira sözleşmesi aile hekimleri tarafından yapılırken, kira giderleri cari ödemelerden karşılanıyor. Aile hekimlerine yapılan cari ödemeler; ASM’nin sınıfı ve mevzuatta belirlenen koşullara göre kira, elektrik, su, doğalgaz gibi giderlerin yanı sıra çalışan personelin ücretlerinin karşılanmasında kullanılıyor. Aile hekimi aldığı cari ücrete göre kira ve diğer masrafları denk getirmeye çalışıyor. Bu da kolay bir iş değil “dedi.

Dr. Ülgen, sistemin ilk yıllarında uygulamanın sürdürülebilmesi amacıyla bazı sorunların yeterince gündeme gelmediğini ve tartışılmadığını belirterek, bu dönemde bazı eczanelerin ASM olarak kullanılan yerleri kiraladığı veya kira giderlerini üstlendiği örneklerin ortaya çıktığını söyledi. Ülgen, “Bütün eczaneleri genellemek elbette doğru olmaz. Bugün bu sağlık sisteminde iyi eczacılık yapmaya çalışan eczacıların çoğunlukta olduğunu hatırlatalım. Ancak böyle bir uygulamanın bazı eczaneler tarafından gerçekleştirildiğini ifade ediyoruz. Eczacı sadece kendi işini, hekim de sadece kendi işini yapmalıdır. Eczacı ve hekimi zorunlu bazı ilişkilere zorlayan sistem değişmelidir. “dedi.
“MESLEKİ BAĞIMSIZLIK AÇISINDAN RİSK OLUŞTURUYOR”
ASM’nin kirasını üstlenen kişinin aynı zamanda ilaçların temin edildiği eczanenin sahibi olmasının, hekim, hasta ve hekim, eczacı ilişkileri açısından soru işaretlerine neden olabileceğini belirten Dr. Ülgen, sağlık hizmetlerinin ticarileşmesi riskine dikkat çekti.
Dr. Ülgen, sağlık hizmetinin yürütüldüğü mekan ile ticari ilişkinin birbirinden ayrılması gerektiğini vurgulayarak, kira giderini karşılayan kişinin yaptığı harcamanın ekonomik olarak karşılığını almak istemesinin işletme açısından anlaşılabilir olduğunu, ancak bunun sağlık hizmetlerinin bağımsızlığı açısından sorun yaratabileceğini kaydetti. Aile hekimlerinin de bu sistemin içerisinde çeşitli nedenlerle söz konusu uygulamalara sürüklendiğini belirten Dr. Ülgen, bazı hekimlerin mevzuat ve sağlık politikaları konusundaki bilgi eksikliği, örgütlenmeye uzak oluşu veya ekonomik kaygılar nedeniyle mevcut koşullara uyum sağlamak zorunda kaldığını ifade etti. Dr. Ülgen, birçok hekimin sistemdeki yanlış uygulamaların tarafı olmak istemediğini ancak ekonomik ve çalışma koşulları nedeniyle mevcut düzen içerisinde hareket etmek zorunda kaldığını söyledi.
“EKONOMİK KAYGILAR ÖRGÜTLENMEYİ DE ETKİLİYOR”
Aile hekimlerinin ekonomik koşullarının, meslek örgütlerinin gerçekleştirdiği eylem ve etkinliklere katılımı da etkilediğini belirten Dr. Ülgen, bazı hekimlerin sistemle karşı karşıya gelmekten çekindiğini dile getirdi. Dr. Ülgen, ekonomik koşullar nedeniyle hekimlerin bir bölümünün çalışma ve yaşam standartlarının bozulmasından endişe ettiğini belirterek, yaşananların yalnızca bireysel tercihlerle açıklanamayacağını, hekimleri belirli ticari davranışlara yönelten bir sistem sorununun da bulunduğunu söyledi.
“KİRA ARTIŞLARI HEKİMLER ÜZERİNDE CİDDİ BASKI OLUŞTURUYOR”
Öte yandan, eczanelerin ASM kirasını üstlenmediği durumlarda da aile hekimlerinin farklı sorunlarla karşılaştığını belirten Dr. Ülgen ayrıca, özel mülk sahiplerinin özellikle kira artış dönemlerinde yüksek artış taleplerinde bulunabildiğine dikkat çekti. Dr. Ülgen, enflasyon ve artan maliyetlerin gerekçe gösterilerek yapılan kira artışlarının aile hekimleri üzerinde ciddi bir baskı oluşturduğunu ifade etti. Dr. Ülgen ayrıca, aile hekimlerinin bir yandan sağlık hizmeti sunarken diğer yandan ASM’yi kaybetmemek veya artan kira bedelini karşılamak için mücadele etmek zorunda kaldığını söyledi.
“ASM’LER KAMUYA AİT MEKANLARDA OLMALI”
Kamuya ait mekanlarda kira ilişkisinin görece daha öngörülebilir olduğunu belirten Dr. Ülgen, kamu ile yapılan kira sözleşmelerinin belirli kurallar çerçevesinde yürütüldüğünü söyledi. Dr. Ülgen, “Birkaç yıldır en azından ASM’lerin mümkün olduğunca kamuya ait mekanlarda hizmet vermesi gerektiğini savunuyoruz. Hiç olmazsa aile hekimlerinin muhatabının özel mülk sahibi yerine kamu olması, kira ilişkilerinden kaynaklanan sorunları azaltacaktır. Ancak biz kiralama yöntemine tamamen karşıyız. Aile hekimi normal ücreti dışında ki ücretlendirmelerle ilişkisi tamamen kesilmelidir. “
ASM’lerin mekan seçiminde de ekonomik koşulların belirleyici hale gelebildiğini belirten Dr. Ülgen, kira maliyetlerinin yüksek olması nedeniyle hekimlerin daha uygun fiyatlı mekanlara yönelmek zorunda kalabildiğini ifade etti. Bu durumun sağlık hizmetinin niteliği açısından da risk oluşturabileceğini belirten Dr. Ülgen, ASM’lerin yer seçiminde önceliğin kira bedeline değil; binanın depreme dayanıklılığına, sağlık hizmetine erişilebilirliğine ve sağlık hizmetinin gerektirdiği fiziksel koşullara verilmesi gerektiğini vurguladı.
“DEPREM AÇISINDAN GÜVENLİ OLMAYAN MEKANLAR KİRALANMAK ZORUNDA KALIYOR”
Ülgen, “Deprem açısından güvenli olmayan bir binanın altında veya mahallenin sağlık hizmetine erişimi daha zor bir noktasında, yalnızca kirası daha uygun olduğu için ASM açılması söz konusu olabiliyor. Oysa temel kriter kira bedeli değil, toplumun sağlık hizmetine erişimi ve binanın güvenliği olmalı” diye belirtti.
“BİRİNCİ BASAMAK SAĞLIK HİZMETİ DAHADA ÖNEM KAZANDI”
Hastanelerde randevu alma konusunda yaşanan güçlükler nedeniyle birinci basamak sağlık hizmetlerinin öneminin giderek arttığını ifade eden Dr. Ülgen, aile hekimliklerinin vatandaşın sağlık hizmetine en kolay ulaşabildiği alanlardan biri olduğunu belirtti. Aile sağlığı merkezlerinde muayene hizmetlerinin yanı sıra laboratuvar hizmetleri, koruyucu sağlık hizmetleri, bağışıklama ve grip aşısı uygulamalarının yürütüldüğünü aktaran Dr. Ülgen, ehliyet, silah ruhsatı, öğrenci ve işe giriş raporları ile istirahat raporları gibi çok sayıda işlemin de birinci basamakta gerçekleştirildiğini söyledi. Bu nedenle aile hekimlerinin iş yükünün oldukça fazla olduğunu belirten Dr. Ülgen, sağlık hizmetinin sunulduğu fiziksel mekânın da bu hizmetin niteliği açısından büyük önem taşıdığını vurguladı.
“KURULAN İLİŞKİLER, HEKİMLER AÇISINDAN YENİ SORUNLAR YARATIYOR”
Aile hekimlerinin güvenli ve uygun bir mekanda hizmet sunabilmek için kira sorunlarıyla mücadele ederken aynı zamanda mesleki bağımsızlıklarını korumaya çalıştığını belirten Dr. Ülgen, mülk sahipleri, bazı eczacı ve müteahhitler ile diğer kişi veya kuruluşlarla kurulan ilişkilerin de hekimler açısından yeni sorunlar yaratabildiğini ifade etti.




