ÖZEL HABER/ Mehmet Rumet SOYLU – Veli BALTACİ
Kazım Ertaş’ın biriktirdiği eşyalar, sadece kişisel bir koleksiyon değil, Türkiye’nin sosyal, kültürel ve tarihsel belleğine tutulan canlı bir ayna olma özelliği taşıyor. Evi, her biri ayrı bir hikâye barındıran yüzlerce hatıra ile adeta yaşayan bir müze niteliği taşıyor.
TÜRKİYE’NİN 52 VİLAYETİNDEN FARKLI EŞYALAR
20 yıldır Diyarbakır’da yaşayan Kazım Ertaş, “Uzun yıllar Karayollarında görev yaptım. Türkiye’nin 52 vilayetinde hizmet verdim ve görev yaptığım her yerde insanlarla güçlü bağlar kurmaya çalıştım. Eşya biriktirme serüvenim 1960 yılında Şırnak’ta başladı.

Bu durum zamanla neredeyse büyük bir koleksiyona dönüştü. Gittiğim her şehirde ilgimi çeken objeleri satın alıp bana hediye edilen eşyaları da özenle sakladım. Her eşyanın nereden ve kimden alındığını not ederek, her eşyanın hikâyesini diri tutmaya çalıştım. Manevi değeri olan hediyeler her zaman daha önemlidir” dedi.
KOLEKSİYONUNDAKİ EN KIYMETLİ PARÇALAR
Avcılığa merakının olduğunu söyleyen Ertaş, “Bu durumumu bilen arkadaşlarım bana avcılık ile alakalı özel hediye aldılar. Bunların içinde çok özel bir tüfeğim var. Koleksiyonumdaki en kıymetli parçalardan biridir. Koleksiyonumda siyaset dünyasından isimlerin hediyeleri de yer alıyor. Eski Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel bana bir at heykelciği hediye etti. Demirel çok cana yakın biriydi” diye konuştu.
EVİM, MÜZE GİBİ
İki oğlu ve iki kızı bulunduğunu söyleyen Ertaş, “ Çocuklarım Türkiye ve Avrupa’nın farklı şehirlerinde yaşıyorlar. Ama Diyarbakır’da evladım kabul ettiğim birçok öğrenci zaman, zaman beni ziyaret ediyorlar. Beni ziyarete gelen gençlerle anılarımı paylaşmaktan büyük mutluluk duyuyorum. Bu anlamda evimin kapısı herkese açıktır. Beni ziyarete gelenler evimi müze diye görüyor ve tanıtıyorlar” dedi.







