ÖZEL HABER-Ceren AKYIL

Amed Şiyar Be Uyuşturucuyla Mücadele Platformu’nun 6 Temmuz 2026’da “Rabın” (Ayağa kalkın) kampanyası kapsamında kent genelinde yürüttüğü saha çalışmaları devam ediyor. Gazetemiz Güneydoğu Ekspres’e saha çalışmalarına ilişkin özel demeç veren eski Batman Milletvekili ve TJA (Tevgera Jinên Azad) aktivisti Ayla Akat Ata, çalışmalar sırasında yurttaşlardan gelen uyuşturucu kullanımına ilişkin talepleri, parklarda yaşanan sorunları ve çocuklar ile gençlerin karşı karşıya kaldığı riskleri değerlendirdi.

“TALEPLER, UYUŞTURUCU KULLANIMININ ARTMASI, KULLANIM YAŞININ DÜŞMESİ YÖNÜNDEYDİ”

Ata, Şiyar Be Platformu’nun Mayıs 2025’te kurulduğunu belirterek, yürütülen çalışmaların yürüyüşler, farkındalık etkinlikleri ve görünürlük çalışmalarıyla kamuoyuna yayıldığını söyledi. Ata, “Platformun bileşenleriyle birlikte bu sene yaz aylarında bir kampanya şeklinde çalışmaların yürütülmesinin daha verimli olacağı kararıyla toplantımızı tamamladık. Daha sonrasında üzerine yoğunlaşınca ‘Şiyar Be’nin ötesine geçerek artık ayağa kalkma zamanı demek gerekiyordu. Çünkü bu şehirde siyasi, ekonomik ve sosyal gündemlerin önüne geçen en temel talep; kadınlardan, gençlerden, yaşlılardan, emeklilerden ve işçilerden duyduğumuz uyuşturucu kullanımının artması ve kullanım yaşının düşmesi yönündeydi. Doğal olarak biz de kampanyamıza halkın da bu sürece dahil olması için kampanyamızı ‘Rabın’ (ayağa kalkın) diyerek adlandırdık” dedi.

Diyarbakır’da Sahadan Çarpıcı Tablo2

“UYUŞTURUCU VE FUHUŞUN GERÇEKLEŞTİĞİ ALANLAR PARKLAR”

Saha çalışmaları kapsamında parkları tercih ettiklerini ifade eden Ata, “Çok üzülerek ifade ediyorum; parklar uyuşturucu ve fuhuşun gerçekleştiği alanlar haline geldiği için farkındalık çalışmalarımıza parklardan başladık. Bunun yanı sıra, platformun bileşenleri olan her kurumun üstlendiği sorumluluklar var. Sivil toplumun ve seçilmişlerin yanı sıra atanmışların da bu sürece dahil edilmesi kararlılığı var. Bu nedenle ilçe belediye başkanlarımızın yolu mutlaka kaymakamlıklara, ilçe emniyet müdürlüğüne düşüyor. Büyükşehir Belediyemizin yolu mutlaka valiliğe, İl Emniyet Müdürlüğüne düşüyor. Sivil toplumumuzun talepleri doğrultusunda mutlaka o kapılar çalınıyor. Ama şu anda bu taleplerin tamamının önüne geçen bir gerçeklik olarak gündemimizde uyuşturucuyla mücadele var” diye konuştu.

Diyarbakır’da Sahadan Çarpıcı Tablo3

“HALKIMIZ GÜVEN DUYMAK İSTİYOR”

Ata, toplantılarda taleplerin iletilmesi konusunda halkın güven kaygısı yaşadığına dikkat çekerek, sözlerini şöyle sürdürdü:

Diyarbakır’dan Key Ma’dan kadın üreticilere yeni proje
Diyarbakır’dan Key Ma’dan kadın üreticilere yeni proje
İçeriği Görüntüle

“Toplantı başlamadan önce veya toplantı sonrasında bizimle görüşerek taleplerini dile getiren, çözüm önerileri sunan, uyuşturucu kullanımının yaşandığı binaları, metruk alanları ve hatta ahırları gösteren, bu işin içindeki isimleri paylaşanlarla yüzleşiyor ve karşılaşıyoruz. Halkımız bir güven duymak istiyor. Bizim neredeyse bütün çalışmalarımız kayıt altına alınıyor. Doğal olarak halk bundan ürküyor, korkuyor da. İfade ettiklerinden dolayı gözaltına alınma, ifadeye çağrılma gibi bir ihtimalle yüzleşmek istemiyorlar. Kayıt altına alınmak her zaman için bir caydırıcılığı var. Özellikle halka söz hakkı verdiğimizde kamerayla çekmek yerine talepleri tutanak halinde tutup amirlerine iletebilirler. O nedenle bizimle görüşenler, bize taleplerini dile getirenler, bu konuda çözümün nasıl gerçekleşeceğine dair fikirlerini beyan edenler genelde toplantı sonrası veya toplantı başlamadan önce konuşmayı tercih ediyor.”

“PARKI KAPATIN, YIKIN DEDİLER”

Ata, parklarda yaşanan sorunların vatandaşların günlük yaşamın doğrudan etkilediğini söyleyerek, “Bugün bize çok açık şekilde ifade edilen talep, parklarda bekçi bulundurulması gerektiği yönünde. ‘Bu park, saat 22.00’den sabah 06.00’ya kadar bize ait değil, halka ait değil’ deniliyor. Ben 1999’dan bu yana halk çalışmaları yürütüyorum. Dün ilk kez Bağlar ilçesinin Körhat Mahallesi’nde vatandaşların çok açık bir şekilde ‘Parkı kapatın, çocukların oyun alanını yıkın’ dediğine tanık oldum. Çünkü parklar bir kullanım alanına dönüşmüş durumda. Halk bunu istemiyor, görmek de istemiyor. Elbette bunun bir yolu ve yöntemi var. Eğer halkımız parklarda zaman geçirmez, kadınlar ve çocuklar bu alanları kullanmazsa, birileri gelip oralarda zaman geçiriyor. Ne yazık ki bu zaman da uyuşturucu kullanımıyla geçiyor. Bu sorunun nasıl aşılacağını hep birlikte düşünmeli ve ortak bir çözüm üretmeliyiz” ifadelerini kullandı.

Diyarbakır’da Sahadan Çarpıcı Tablo4

ATA, ÇOCUKLAR VE GENÇLERİN KARŞI KARŞIYA KALDIĞI RİSKLERE DİKKAT ÇEKTİ

Uyuşturucuyla mücadelede çocuklar ve gençlerin yaşadığı sorunlara değinen Ata, bu yaş grubunun karşı karşıya kaldığı risklere ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Ata, “Parklar çocuklara ait. Bu nedenle parklarda çalışma yürüttüğümüzde çocukların gelip bizi dinlemesini ve uyuşturucuyla ilgili bilgilere maruz kalmasını istemiyoruz. Ancak ne yazık ki çocuklar bu konuda zaten bilgi sahibi. Hatta 9-10 yaşındaki çocuklar gelip ‘Abla, beni kenara çekti, içeceksin’ şeklinde beyanda bulunanlar da oldu. Biz çocukların mekanındayız; onları kendimize uydurmayacağız, biz onlara uyacağız. Bu nedenle kültür kurumumuzdan arkadaşlarımız özellikle saat 17.00’den sonra parklara gelerek çocuklarla çeşitli çalışmalar yapıyor. Bunu doğrudan uyuşturucuyla mücadele kapsamında değil, çocukların enerjilerini bir şekilde dışa vurabilecekleri alanlar oluşturmak için yapıyoruz. Müzik, koro ve sinema gösterimleri gibi etkinliklerle çocukların vakit geçirmesini sağlarken, aynı zamanda toplantıda halkla birlikte farkındalık ve görünürlük oluşturmak istiyoruz. Gençler ise çok daha tutuk. Çünkü korkuyorlar. Bulundukları alanlarda uyuşturucu satıcılarının varlığı, gençlerin konuşmalarının ve sürece katılmalarının önünde ciddi bir engel oluşturuyor” şeklinde konuştu.

“100 KİŞİDEN SADECE 5’İNİN TEDAVİSİ SONUÇ VERİYOR”

Ata, bağımlılarla yaptıkları görüşmelerde uyuşturucu kullanımının yarattığı farklı boyutlarla karşılaştıklarını belirterek, özellikle kokain kullanımının ciddi sonuçlara yol açtığını ifade etti. Ata, “Bağımlılarla görüşüyoruz ve ayrı bir gerçeklikle karşılaşıyoruz. Bir bağımlının ifadesi üzerinden, rakamları sadece sembolik olarak vereceğim: Eskiden 1 liraya esrar, 10 liraya kokain alırken, bir dönem her ikisini de 1 liraya almaya başladıklarını söylediler. Ancak bir süre sonra kokain piyasadan çekildi ve yeniden 10 liradan satılmaya başlandı. Esrardan kurtulmak mümkün olabiliyor ama kokainden kurtulmak o kadar kolay değil. Kokain alabilmek için gerekli parayı bulma çabası, aile içi şiddete veya hırsızlığa gerekçe olabiliyor. Ailede satılmadık eşya kalmıyor. Kriz dönemlerinde her şeye zarar verilebiliyor. 100 kişiden yalnızca 5’inin tedavisinin sonuç verebiliyor. Bu kadar vahim bir durumla karşı karşıyayız” diye kaydetti.

“BU ŞEHRİ AMEDLİ OLMA KÜLTÜRÜYLE YENİDEN VAR ETMELİYİZ”

Uyuşturucuyla mücadelede toplumun tüm kesimlerinin sorumluluk alması gerektiğinin altını çizen Ata, çözüm için ortak bir iradenin ortaya konulması için şöyle çağrıda bulundu:

“Son olarak bu şehirde bir çözümden bahsedeceksek; şehrin atanmış iradesi, seçilmiş iradesi ve sivil toplumu kendisini sorumlu hissetmeli. Gittiğimiz mahalledeki halk da yaşadığı sokağa, parka ve mahalleye karşı sorumluluk hissetmeli. Bu şehir bizim. Bu şehirde neyin olmasını istiyorsak o olur. Eğer uyuşturucu kullanım oranının yükselmesine gözümüzü kapatır, halkımızın bize söylediklerini duymazsak bu şehirde bir irade ortaya koyamayız. Ama gözümüzü açar, halkımızı dinlersek onların söyledikleri zaten bize yol gösteriyor. Bu sorumluluğu hep birlikte üstlenmeli ve bu şehri, bizi var eden Amedli olma kültürüyle yeniden var etmeliyiz.”

Muhabir: Ceren AKYIL