ÖZEL HABER-Güneş OCAĞA
Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) Aralık ayı enflasyon verilerini açıklamasının ardından memur ve emekli maaşlarına yapılacak zam oranları da netleşti. Buna göre, memur maaşları ve emekli memur aylıklarına yüzde 18,60, SGK ve BAĞ-KUR emekli aylıklarına ise yüzde 12,19 oranında artış yapılacak. Açıklanan oranlara Diyarbakır’daki emekliler tepki gösterdi. Gazetemiz Güneydoğu Ekspres’e konuşan emekliler, yapılan artışın zam olmadığını, enflasyonun dahi altında kaldığını söyledi.
“YENİ YILDA YAPILAN ZAMLARLA VERİLEN FARK GERİ ALINDI”
Türkiye Emekliler Meclisi Sendikası Diyarbakır Şubesi Basın Sözcüsü Erol Peçenek, açıklanan oranların zam olarak nitelendirilemeyeceğini belirterek, artışların enflasyonun altında kaldığını söyledi. Peçenek, “Yeni açıklanan en düşük emekli maaşı 18 bin 938 TL. Yıllık enflasyon yüzde 30,89, altı aylık enflasyon ise yüzde 12,19 olarak açıklandı. Bu artış zam değil, yoksulluğun belgesidir. Zamdan söz edebilmek için enflasyonun üzerinde bir iyileştirme yapılması gerekir. Üstelik yeni yılda yapılan hesaplamalarla verilen fark da geri alınmış oldu” dedi.
“BELİRLENDİĞİ GÜN, AÇLIK SINIRININ ALTINDA KALDI”
Giderek derinleşen yoksulluğa dikkat çeken Peçenek, “İşsizleri ve sigortasız çalışan milyonları bir kenara bırakırsak, Cumhuriyet tarihinde ilk kez asgari ücret belirlendiği gün bile açlık sınırının altında kaldı. 28 bin 75 TL olarak açıklanan asgari ücret, ülkede ortalama ücret haline getirildi. Hollanda’da asgari ücretle çalışanların oranı yüzde 3 iken Türkiye’de bu oran yüzde 57’yi aşıyor. Dün derin yoksulluğa itiraz ediyorduk, bugün ise derin açlığa itiraz eder hale geldik. Bu sadece ekonomik bir sonuç değil, yaşam hakkının açık ihlalidir” ifadelerini kullandı.
“BU MAAŞLARLA YAŞAMAK MÜMKÜN DEĞİL”
Bu maaşlarla yaşamın mümkün olmadığını vurgulayan Peçenek, “Bugün milyonlarca emekliye ödenen 16 bin 881 TL’lik maaş, açlık sınırının yarısına bile denk gelmiyor. Engellilerin durumu ise çok daha ağır. Aylık yaklaşık 8 bin lirayla yaşamaya mahkum ediliyorlar. Ev kiralarının 25 bin liradan başladığı bir ülkede emekli, engelli maaşı ve asgari ücretle geçinmek imkansızdır” diye konuştu.
“EN DÜŞÜK ASGARİ ÜCRET 60 BİN TL OLMALI”
Çözümün oransal zamlar olmadığını dile getiren Peçenek, “En düşük emekli aylığı kişi başına düşen milli gelire endekslenmelidir. Bu da yaklaşık 60 bin liraya denk geliyor. Ayrıca SGK, gerçek sahipleri olan işçilere, memurlara, küçük esnaf ve işletmelere devredilmelidir. EYT’nin maliyeti sürekli gündeme getiriliyor ancak faize bir yılda ödenen 2,7 trilyon lira, yaklaşık dört yıllık EYT maaşına karşılık geliyor. Üstelik EYT’lilerin büyük bölümü çalışmaya ve prim ödemeye devam ediyor” dedi.
“17 MİLYON EMEKLİ TEK ÇATIŞ ALTINDA BİRLEŞMELİ”
Peçenek, emeklilerin örgütlenmesinin zorunlu olduğunu belirterek, “Tek çıkış yolu 17 milyon emeklinin tek çatı altında birleşerek mücadele etmesidir” ifadelerini kullandı.
“EMEKLİLER AKŞAMLARI PAZAR YERLERİNDE ATIK TOPLUYOR”
Emekli Murtaza Aydeniz ise yaşadıkları zorlukları şu sözlerle anlattı:
“Evi olmayan, kirada yaşayan 3-4 emekli bir araya gelerek hayata tutunmaya çalışıyoruz. Akşamları pazar yerlerinde atık toplayarak geçinmeye çalışıyoruz. Büyük şehirlerde emekliler banliyö trenlerinde inmeden seyahat ederek ısınmaya çalışıyor. Bazıları ise banyosuz, tek tuvaletli ucuz otellerde yaşamını sürdürüyor. Devletin emekli evlerinde yer yok, en erken beş yılda sıra geliyor. Özel bakım evlerinin aylık ücretleri ise 40 bin liradan başlıyor.”
“EMEKLİLER DİRİ, DİRİ ÖLÜYOR”
Emekli Eşref Bozkurt da sağlık hizmetlerinde yaşanan sorunlara dikkat çekerek, “Kesintiler, randevu yetersizliği ve süre kısıtlamaları emekliyi çaresiz bırakıyor. Protez ve destekleyici ürünlerin çoğu karşılanmıyor, verilen destek ise ihtiyacın ancak dörtte birini karşılıyor. Emekli adeta diri diri ölüyor ama kimsenin umurunda değil” dedi.
“TORUNLARIMIZA KÜÇÜK BİR OYUNCAK BİLE ALAMIYORUZ”
Bozkurt, “Eskiden çocuklarımızı okutup ev, araba alabiliyorduk. Bugün ise torunlarımıza küçük bir hediye bile alamıyoruz. Çocuklarımızın yanında sığıntı gibi yaşam mücadelesi veriyoruz. Engelliler ve onlara bakmakla yükümlü olanların durumu ise çok daha içler acısı. Çalışma imkânı bulan emekliler ve engelliler, ne verilirse ses çıkarmadan kabul etmek zorunda kalıyor” ifadelerini kullandı.



