Amed Emek ve Demokrasi Platformu, HTŞ’nin Halep’in Şeyh Maksud ve Eşrefiye’de mahallelerine yönelik saldırıları, Ofis Semti’nde bulunan AZC Plaza önünde yaptığı açıklamayla protesto etti.

Açıklama metnini platform adına Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen) 2 No’lu Şube Eşbaşkanı Serhat Kılıç okudu. Şeyh Maksud ve Eşrefiye’de mahallelerine yönelik aralıksız biçimde sürdürülen saldırıları “insanlık suçu” olarak değerlendiren Kılıç, Suriye Geçiş Hükümeti’ne bağlı silahlı grupların ağır silahlarla yürüttüğü bu saldırılarda aralarında kadın ve çocukların da bulunduğu çok sayıda sivilin katledildiğini hatırlattı.

Şeyh Maksud ve Eşrefiye’de yaşananların, geçici bir güvenlik krizi olarak ele alınamayacağını belirten Kılıç, “Rojava’nın bütününe yönelik daha kapsamlı bir baskı, katliam ve tasfiye stratejisinin devrede olduğu açıktır. Bu saldırıların en ağır ve kalıcı sonuçlarından biri insanların zorla yerinden edilmesidir. Yaşananlar yalnızca bir saldırı değil; Kürt nüfusun tarihsel yaşam alanlarından koparılmasına dönük planlı bir demografik müdahaledir. On binlerce insan bir kez daha evlerini terk etmek zorunda bırakılmış, yıllardır kurdukları yaşamlar, hafızalar ve toplumsal bağlar paramparça edilmeye çalışılmaktadır” şeklinde konuştu.

‘EŞİT YAŞAMA İRADESİ PAZARLIK KONUSU EDİLİYOR’

Günlerden bu gün Güçlükonak
Günlerden bu gün Güçlükonak
İçeriği Görüntüle

Kılıç, “Trump dönemi ABD’si, derinleşen kapitalist krizi yönetebilmek amacıyla hem kendi içinde hem de müttefik ülkelerde faşizan eğilimleri sistemli biçimde güçlendirmektedir. Kitlelerin olası devrimci ve halkçı alternatiflere yönelmesini engellemeyi hedefleyen bu strateji nedeniyle, uluslararası güçlerin yaptığı her görüşme sonrası katliam, savaş ve baskı pratikleri devreye sokulmaktadır. Paris’te Suriye’nin geleceği ve toprak bütünlüğü adı altında yapılan; Fransa, ABD, İsrail, Türkiye ve Birleşik Krallığın direkt ya da dolaylı olarak dâhil olduğu görüşmeler, Kürt halkına yönelik saldırılardan bağımsız değildir. Suriye’deki halkların birlikte yaşam iradesi masada temsil edilmezken, yaşadıkları coğrafyalar pazarlık konusu yapılmaktadır. Paris’te yürütülen diplomasi, Kürtlerin eşit yaşama iradesinin hâlâ pazarlık konusu olduğunu, zorla yerinden edilmenin fiili bir tasfiye yöntemi olarak kabul gördüğünü ve demokratik yerel modellerin küresel güçlerin güvenlikçi öncelikleriyle çeliştiği ölçüde hedef alındığını bir kez daha göstermiştir” ifadelerini kullandı.

Kılıç, “Cihatçı-selefi yapılar, ihtiyaç duyulduğu sürece sahaya sürülmekte; Ortadoğu halkları bu kirli stratejilerin bedelini canlarıyla ödemektedir, dün cihatçı bir terörist olan Ahmet El-Şara’nın Suriye Geçiş Hükümeti’nin başına getirilmesi bu savaş düzeninin açık göstergesidir. Ahmet El-Şara, hiçbir zaman Dürzilerin, Alevilerin, Süryanilerin, Ermenilerin ve Kürtlerin gerçek temsilcisi olamayacaktır" dedi.

Halkların ortak yaşam iradesine dönük saldırıların gerçekleştiğini kaydeden Kılıç, “Kürt halkı ise, varoluşuyla bu projenin çelişkilerini açığa çıkardığı için, sistematik biçimde hedef hâline getirilmiş; siyasal ve demografik saldırıların, uluslararası güçlerin yarattığı savaşların süreklileşmiş nesnesi kılınmıştır. Bu nedenle Halep ve çevresinde örgütlenen radikal güçlerin mobilizasyonu, yalnızca güncel bir güvenlik tercihi değil; tarihsel bir ideolojik hattın güncellenmiş hâlidir” diye belirtti.

‘YAŞANANLAR UNUTULMAYACAK’

Platformu olarak, Kürt halkına yönelik saldırıları, zorla yerinden etme politikalarını ve halkların iradesini yok sayan bu savaş konseptini reddettiklerini vurgulayan Kılıç, Şeyh Maksud ve Eşrefiye’de yaşananların unutulmayacağını kaydetti. Kılıç, “Halkların onurlu ve eşit yaşam mücadelesi bastırılamaz. Dünyanın neresinde olursa olsun savaş ve çatışmanın karşısında tek gerçek çözümün onurlu bir barış olduğunu biliyoruz ve bunun için mücadele etmeye devam edeceğiz” dedi.

Açıklama alkış ve sloganlarla son buldu.

Kaynak: MA