Eleştirilerine yeterince cevap verilmediği belirtilen açıklamada şu ifadeler kullanıldı:
Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası yönetiminin açıkladığı güncel üye bilgilerini esas alıyor, önceki yaklaşık rakamlarımızı bu doğrultuda güncelliyoruz. Ancak üye sayılarını ve seçim hükümlerini açıklamak, demokratik temsil ve hesap verebilirlik konusundaki eleştirilerimizi yanıtlamamaktadır. Meselemiz, üyelerin yönetimdeki söz hakkı ve kullanılan yetkinin toplumun hayatında ürettiği sonuçlardır.
Diyarbakır’ın geleceği onaya değil, katılıma ihtiyaç duyuyor
Açıklamaya göre 26.515 üyenin 11.463’ü askıdadır; seçme ve seçilme hakkına sahip üye sayısı 9.946’dır. Askıdaki üyeler ile yeni kuruldukları için oy kullanamayacak 5.044 üye birlikte değerlendirildiğinde, 16.507 üyenin, yani toplam üyelerin yüzde 62,3’ünün iradesi sandığa yansımamaktadır.
HATIR İLİŞKİLERİ İLE ÜYELER SANDIĞIA DAVET EDİLEMEZ
Toplam üyelik ile seçmenliğin farklı olduğunu, oy kullanamama nedenlerinin aynı olmadığını biliyoruz. Bu nedenle askıya alınma gerekçelerinin ve üyeleri yeniden faal duruma getirmek için yapılan çalışmaların açıklanmasını istiyoruz.
Mevzuat, üyelerin neden oy kullanamadığını açıklayabilir; sözlerini ve ihtiyaçlarını Odanın gündeminin dışında bırakmayı haklı göstermez.
Aidatını ekonomik güçlük nedeniyle ödeyemeyen üyenin arkasında ayakta kalmaya çalışan bir işletme, çalışanlar ve aileler vardır. Odanın sorumluluğu, seçmenlik koşullarını anlatmanın yanında bu güçlüklerin aşılmasına katkı sunmaktır.
Üyenin borcu bir kayıt meselesidir; o borcu ödeyemeyecek duruma gelmesi bir kalkınma meselesidir.
Üyeleri sandığa davet etmek demokratik bir faaliyettir. Ancak davet; hatır ilişkileri, ısrarlı aramalar veya borç ödeme karşılığında oy beklentisiyle yürütülüyorsa özgür iradeyi zedeler. Hiçbir üye, gördüğü desteğin karşılığını sandıkta vermek zorunda hissettirilmemelidir.
DEMOKRATİK MEŞRUİYET VURGUSU
Üyelerin aidat borçlarının ödenmesi ve esnafın yaşadığı sorunlara da dikkat çekilen açıklamada, "Katılım sayısını artırmak, üyelerin adayları ve programı belirlemesine imkân veren katılımın yerini tutamaz. Sandığa gelen herkes, yönetimin bütün kararlarını ve seçim koşullarını onaylamış sayılamaz. Demokratik meşruiyet, üyelerin sözünün kararlara yansımasını gerektirir. Seçimin hangi aylarda yapılacağını bilmek ile hangi gün yapılacağına karar vermek aynı şey değildir. Seçim takvimi de açıklığa kavuşturulmalıdır. Basına ekim-kasım döneminin belirtilmesi, 3 Ekim gününün kim tarafından, ne zaman ve hangi gerekçeyle belirlendiğini açıklamamaktadır. TOBB’un genel seçim dönemi bildirimi ile 3 Ekim tarihini belirleyen işlem ayrıştırılmalıdır." denildi.
DEMOKRATİK ÖN SEÇİM TALEBİMİZ VAR
İtirazlarını yenileyen DOSİAD şunları söyledi:
İtirazımız; takvimin şeffaf, bilgiye erişimin eşit, adayların ve programların tartışılabileceği ortamın yeterli olması gereğidir. Demokratik ön seçim önerimiz de resmî seçim kurallarını yok saymayı değil, oy kullanamayan üyelerin de adayların ve ortak programın oluşumunda söz sahibi olmasını amaçlamıştır.
Üyelerin yüzde 62’sinden fazlasının oy kullanamadığı bir tabloda, katılım talebimize yalnızca seçmenlik hükümleriyle cevap verilemez. Demokrasi, üyeyi kararın oluşumuna katmakla güçlenir.
Kentin ortak sorunlarında dayanışma içinde olmak değerlidir. Ancak bu, yönetim konusunda aynı düşünme zorunluluğu doğurmaz.
Kentin birliği, bir yönetimin etrafında birleşmek şartına bağlanamaz.
Ortak akıl adına oluşturulan yapıların nasıl seçildiği, hangi yetkilere sahip olduğu ve yönetimi nasıl denetlediği görünür olmalıdır. Karşı çıktığımız; yetkinin bir kişide veya dar bir çevrede toplandığı, eleştirinin birlikteliğe zarar vermek sayıldığı ve üyeye yalnızca onay verme rolü bırakıldığı anlayıştır. Listeler yenilenirken karar düzeni aynı kalıyorsa, yönetim anlayışı yenilenmiş olmaz. Üyelerin seyirciye dönüştürüldüğü bir işleyişin eksikleri sandıkla örtülemez.
YENİ DÖNEM PROGRAMI AÇIKLANMALIDIR
Mavi Liste’ye yeni katılan, kente hizmet etmek isteyen tüm adaylara başarılar diliyoruz. Bilgi ve emekleriyle kentin ekonomik geleceğine katkı sunmalarını, yönetimde bağımsız söz sahibi olmalarını ve kararları etkileyebilmelerini temenni ediyoruz. Savunduğumuz anlayış, herkesin katılımına açık, şeffaf ve denetlenebilir bir yönetim düzenidir.
Kentin yararına yapılan her katkı kıymetlidir. Ancak bir merkezin açılması, toplantı yapılması veya protokol imzalanması; işletmelerin güçlendiğini, kalıcı istihdamın ve gelirlerin arttığını tek başına göstermez. Sekiz yıllık çalışmalar; bütçeleri, gerçekleşme düzeyleri, yararlanan işletmeler, kalıcı istihdam ve ihracata katkılarıyla değerlendirilmelidir. Yeni dönem programı da takvimi, kaynakları, sorumluları ve ölçülebilir hedefleriyle açıklanmalıdır.
Kentin sorunları ortaksa, sorumluluklar da görünür olmalıdır.
Diyarbakır’ın bölge açısından taşıdığı ekonomik ve toplumsal sorumluluk, demokratik katılımı ve ortak refahı birlikte düşünmeyi gerektirir. Toplumun özne olması; ihtiyaçların belirlenmesinden kaynakların kullanımına ve sonuçların denetlenmesine kadar etkili söz sahibi olmasıdır. Üyelerin, emekçilerin, kadınların ve gençlerin geleceği bu anlayışla ele alınmalıdır.
Bu seçimde herhangi bir adaylığımız bulunmamaktadır. Protestomuzun amacı, üyeyi yalnızca onay veren konumuna indirgeyen yönetim anlayışının değişmesi; farklı görüşlerin özgürce ifade edildiği, üyelerin karar süreçlerine katıldığı demokratik bir ortamın oluşmasıdır. Oy kullanan üyelerin özgür tercihlerine saygı duyuyor, eleştirme ve protesto hakkımızın da aynı saygıyla karşılanmasını bekliyoruz.
Bu kentin geleceğinde yalnızca oyumuz değil, sözümüz ve karar hakkımız da vardır.

