Veli BALTACİ - ÖZEL HABER
Sardunya, doğadan topladığı bitkileri estetik tablolara dönüştürerek Diyarbakır’ın hafızasını sanat yoluyla geleceğe taşıyor.

Kitap Aralarından Başlayan Serüven
Çiçek toplama ve kurutma merakının küçük yaşlarda başladığını belirten Bahoz Sardunya, doğadaki detayları fark etme yetisinin zamanla derinleştiğini ifade ediyor. Başlangıçta sadece bireysel bir ilgi olan bu sürecin, evde biriken çiçekleri zapt etme ve taşıma zorluğuyla tablo yapımına evrildiğini belirten Sardunya, sanatın doğaya kattığı derinliği şu sözlerle özetliyor:

“İnsanların nesne olarak gördüğü bir şeyi getirip burada özneleştiriyoruz. Ona bir ruh, bir kavis, bir şekil katmak sanatçının işidir. Kaldı ki bu enerji insanı gerçekten de büyülüyor; gelen insanlar çok çok mutlular. Evet, azlıkta olabiliriz ama azlıkta olan insanın duygusu çok özel.”

Bilimsel Yöntemden Duygusal Tasarımlara
Ziraat ve eczacılık fakültelerinde bitkilerin sınıflandırılması amacıyla kullanılan bilimsel "herbaryum" tekniğini estetik bir yaklaşımla buluşturan atölye, insanların duygularına ve anılarına hitap ediyor. Onlarca tablo arasından herkesin kendi iç dünyasına yakın bir parça bulduğunu belirten Sardunya, bu eserlerin yalnızca yerel kalmayıp New York Film Festivali'ne, Rojava’ya, Van ve Mardin’deki sergilere kadar ulaştığını belirtiyor.

Gurbette yaşayan ve memleketine gidemeyen insanlar için bu tabloların çok farklı bir bağ kurduğunu dile getiren sanatçı, süreci şu sözlerle anlatıyor: “Düşünün, gurbette yaşıyor insanlar; memleketlerine gelemiyorlar, topraklarına gelemiyorlar. Ama biz toprak değil, analarından yani topraklarından doğmuş olan bir tohumun, meyvesini, çiçeğini gönderiyoruz. Bu çok mükemmel bir şeydir.”

En Büyük Arzum Bir Çiçek Müzesi Kurmak
On yıldır kesintisiz bir şekilde kentin ve bölgenin dağlarından, ovalarından, nehir kenarlarından çiçek toplamaya devam eden Bahoz Sardunya, bölgenin sahip olduğu muazzam çiçek çeşitliliğine dikkat çekiyor.

Bir yoncanın bile yüzlerce farklı türüne tanıklık ettiğini belirten sanatçı, Diyarbakır’daki en büyük eksikliklerden birinin coğrafyanın bitki popülasyonunu yansıtan bir müzenin bulunmayışı olduğunu vurguluyor ve ekliyor: “Biz tarihi bir kentte yaşıyoruz, her yıl binlerce turist ağırlıyoruz. Ama müzeleşme adı altında uzun vadeli bir şey yapamıyoruz malesef. Benim en büyük arzularımdan bir tanesi günde 5 bin, 10 bin ziyaretçisi olan bir Çiçek Müzesi kurmak. Ben atölyeme henüz kötü bir insanın geldiğini görmedim” dedi.






