Mümin AĞCAKAYA

Benzerlerinden farklı olarak kaleme alınan ‘Kudüste Hayal’ kitabının yazarı Ali Kemal Şahin TÜYAP 10.Kitap Fuarında okuyucularla buluşturacağı kitabı ‘Kudüste Hayal’ üzerine Güneydoğu Eksprese konuştu.

Sayın Şahin siz aslında iş insanısınız ama bir edebi süpriz yaptınız.’ Kudüs'te Hayal’ romanınızla hayaliniz gerçekleşti mi?

* Aslında kitap yazmak bende ortaokulda Jules Verne'den “İnatçı Keraban” romanını okumakla başladı. İstanbulda başlıyor hikaye, anadolu yakasında oturan ağa cağaloğluna geçiyor akşam evine dönerken kayığa ek vergi konuluyor, bunu ödemiyecem diyen ağa, ekibini kuruyor, bu gün ki Bulgaristan Romanya'dan Kafkasya üzerinden Karadenizi dolaşarak Üsküdardaki evine geliyor. Yollar ülkeler, kültürler, halklar...sonraki yıllarda nerede olursam olayım günlükler tuttum, aslında haftalıklar diyelim, ilginç hikayeleri not aldım, aforizmalar yazdım, kitaba hazırlık yaptım. Aslında 40 yaşında başlamayı düşünüyordum ama insan hayat pınarına hakim olamıyor. 13 yıl evvel her şeyden elimi eteğimi çektim ve 2014 yılının Martında başladım çalışmaya. İlk cildi tam 11 yıl sonra bitirdim. Yani başlamam süpriz değildi, hatta geç kalınmış bir hamle idi.

'Kudüs'te Hayal' Tüyap Kitap Fuarında

-Uzun süre değil mi 11 yıl ve bundan sonra kalan 7 cildi yazacağınız 10-12 yılı da katarsak yoplamda 23 yıl ediyor?

* Bizim bir deyişimizde geçer ''bir insan ömrünü neye vermeli'' kültürümüze verilen her emek azdır. Bu kültürü yaşatmak bu günlere getirmek için atalaramız büyüklerimiz kardeşlerimiz, can baş verdiler, aşk olsun onlara. Bizim hayatımız nedir ki! Onların emekleri ve hayatları feda edişleri karşısında elbette bir hiçtir. Ayrıca iyi bir eser yaratmak istiyorsan, bu konuda bir iddian varsa, büyük bir emek vermelisin, sözle, tembellikle,kendini yetenekli zannetmekle, gereksiz böbürlenmekle, emeksiz ya da az emekle yapılan işle hiç bir yere varılamaz, sadece edebiyatta değil hayatın her bir alanında bir yere varılamaz. Bu dünyada en büyük yetenek çalışkan olmaktır, bir konuda ne kadar uzun süre çalışırsan beynin o konuda uzmanlaşır. Dünyadaki örneklerine bakarsan Şehname'yi otuz yılda yazmış Firdevsi, bu yüzdende onuncu yüzyıldan günümüze gelen bir iki eserden biridir, Tolstoy savaş ve barışı neredeyse 7 yılda yazıyor, hakeza Ehmede Xani başyapıtı Mem u Zini 5 yılda yazıyor, son yüzyılda Mehmet Emin Zeki beyi saymazsak büyük kürt kronolojisi Şerefnameyi, Şerefhan, mirliği oğluna bırakıp 6 yılda yazmıştır. Eğer iyi bir şey yapmak istiyorsan zamanın önemi yoktur. Herkesin bir çalışma tarzı vardır, ben bu kitap çalışmasına anlatacağım konularla ilgili kaynak kitap okumaları yanı sıra edebiyat eleştri kitapları ve yazarların hayatını ve “sinir bilim” üzerine paralel okumalar yaptım. Konstantin Fedin önemli bir yazar, Gorki'nin öğrencisi, Gorki'nin onlara “en iyi yazarın dahi eline kalem alıp aklına geleni yazmamasını bir durup düşünmesini” öğrettiğinden yola çıkarak şöyle der ''çok yetenekli bir yazarın da uzun uzun düşünmesi gerekir kalem oynatmadan önce'' devam eder hızlı yazmak iyidir ancak acele etmek, hızı arttırmak değildir, kimya söz konusu burada, tepkime sürecini hızlandırmak, tepkimeden beklenen sonucu vermez.
Bana gelince belgesel bir roman yazacaksam, çalakalem yazmam olamazdı, araştırmam, öğrenmem, yazdığım konuya hakim olmam lazımdı, her bir bilgiyi ölçmem tartmam, her bir kelimeyi kontrol etmem lazımdı.

-Neden 8 cilt neden ilk cilt 550 sayfa, sanırım anlatacak bol malzemeniz var. Kaynakçanıza da baktım 200’ün üstünde kitap, ondan çok daha fazla makale, web sitesi referansı, belgesel, dergiler, ansiklopediler var,bu şaşırtıcı ve tuhaf değilmi?

* Ben o zaman çalışma yöntemimi anlatayım, siz karar verin, şaşırtıcı mı tuhaf mı? kitaba başladığım 2014 martın üçüydü, ilk gün ancak 52 dakika çalışabildim, bir saate tamamlayamadım,onuncu ayda günde sekiz saat çalışmaya başladım, 8 saat okuyacak yazacak,sekiz saat uyuyacak, sekiz saat sosyalleşecektim, ama sosyalleşmeyi giderek daralttım çünkü çalışma onu gerektiriyordu, ortalama 11 saat çalıştım. Kalan on sene boyunca ayrıca her gün 2-3 saatte roman, şiir okudum. Başladığımda iki profesör arkadaşa rica ettim kitaba başladım ben kendi yapabilirliğimin üst sınırına nasıl çıkarım diye, onlar 30- 40 sayfa notlar verdiler bana üç ay içinde bende o ara sinir bilim üstüne okudum ve aldığım notları bir diğer doktor arkadaşıma verdim o sentezledi ve 11 maddede özetledi ve ben onların hepsine uyarak çalıştım. Okura lazım olur kardeşine çocuklarına torunlarına diye en önemlilerini aktarayım, bir müzik aleti çalmak, ben klarnete başladım sekiz senedir çalıyorum, iki dans etmek, üç, yürüyerek çalışmak, yarım saatte bir yazarken kalkıp iki dakikada olsa yürümek. Çünkü beyinde oksijen azalınca performans düşüyor, müzik aleti çalmak ve dans etmek tabiki bizde govent:) beynin iki lopu arasında irtibatı sağlıyor ve sen bir başkasının ve kendinin şeyler arasında kuramadığın irtibatını kurabiliyorsun.

Aslında kurgum başta farklıydı ve 5 cilt tasarlıyordum ama 2015’de alan araştırmaları için Malatyaya gittiğimde şimdiki kurgunun hikayesini dinledim. Kürecik Dumuklu köyünde şeyh alinin torunlarından, bu arada malatyaya üçüncü gidişimdi ve kendi köyüme de ilk defa o yıl gittim. Otele döndüm, en üst katında yemek yedim ve yazdım. Tek tek anlatacağım kurguyu ve onları kaçar kitap okuyarak yazabileceğimi toplamda sekiz buçuk yılda ilk cildi çıkarabilirim diye hesapladım o zamana kadarda bir buçuk yıl toplam on yıl oluyordu bir yıl yanıldık.

Türkiye Fransa maçı kadroları açıklandı mı? 25 Eylül Türkiye Fransa maçı saat kaçta, hangi kanalda?
Türkiye Fransa maçı kadroları açıklandı mı? 25 Eylül Türkiye Fransa maçı saat kaçta, hangi kanalda?
İçeriği Görüntüle

İlk cilt Kudüs’te Hayal için yapacağım tüm okumalar aslında diğer ciltlerde de kullanabileceğim kitaplar olmalıydı; başta kutsal kitapları okudum, kutubu sitteden tırmizi ve buharinin hadis kitaplarını, bizim coğrafyaya gelmiş seyyahları taradım ibn fadlandan, batutaya, ibn cübeyrden, mikail macarova kadar, lavrenc ve helmut Von Moltke gibi askerlerin anılarını okudum. Budizm ve Konfüçyüs okumaları yaptım, aleviliği tüm dallarıyla, anadolu aleviliği nusayrilik kakaileri, kakailerin kitabı serencamı okudum, yezidilik, zerdüştlük okumaları yaptım. Felsefe serisini tekrar elden geçirdim, psikoji ve psikiyatri okumaları yaptım, adler, freud, junga kadar beydaba, la fontein ezoptan ve kürt fabllarını okudum,tabi bunların ve bundan sonra sayacaklarımın hepsinin bana lazım olabilecek özetlerini aldım, kürt atasözlerini üç ayrı kitaptan okudum özetledim, arap, rus, ibrani atasözlerini hem okudum hemde gönüllü arkadaşlar hazırladılar. Yaklaşık 12-13 halkın atasözlerini çalıştım özetledim. Kürt epopeleri, masalları, peri masalları, efsaneleride dahil çalıştım, türkçede olmayan kitapları diğer dillerden çevirdik, mesela kürtçeden Mevlüt Aykoç 2, Hangül Özbey 1, Vildan pertav 5 kitap çevirdi, ayrıca Mevlüt oğuz kitaptaki Kürtçeleri düzeltti düzenledi, . toplamda 8 dilde çeviriler yaptık, fransızca, İngilizce, Almanca, Rusça, İbranice, Arapça, Farsça tercüman arkadaşlarımız sağolsunlar destek oldular, kimi gönüllüydü kimide tabi meslekleri icabı ücretli destek sundular. Ansiklopedileri, etimoloji sözlüklerini taradım. Kürt kültürü, tarihini ve Kürt siyasi külliyatını okudum. Mem u zin de dahil klasikleri Kürtçe okudum ilk önce, böylece Kürtçemde gelişti. Hikayelerin geçtiği her yere toplamda bundan sonraki ciltlerde anlatacağım yerlerde dahil 17 Ülkeye 50 den fazla şehirde çalıştım alan araştırmaları yaptım,anlatacağım konunun uzmanları ile röportajlar yaptım. Anlatacağım insanların müzeleri varsa onlara gittim mesela Freudu anlatacağım, hem Viyana'daki hemde londra'daki müzelerine gittim röportajlar yaptım. Bu arada kendim tekamül etmek için 40 civarı edebiyat eleştirisi ve bir o kadar da yazarların hayatını okudum on tane kadar hariç nobel serisini okudum

-Roman bir yol ve uzun yolculuk hikayesi gibi, aynı zamanda da Kürt dengbejlik geleneğinden de beslenerek bir nevi hikaye anlatıcılığına soyunmuşsunuz. Kurgudan çoğu kez kaçarak, anlatıya yönelmişsiniz, farklı bir üslüp denemişsiniz zor olmadı mı?

*Kitaba başladıktan sonra ilerde anlatacağım için dengbejlerin hayatlarını okumaya başladım, Evdalê zeynike ve Şakiro’yu yıllarca döne döne dinledim. Gece çalışmalarımda, ruhları şad olsun,bu arada bu çalışmada geceleri dinlediğim arkadaşlara da sizin aracılığınızla teşekkür etmek isterim. Diyar dersim, şiyar u dijvar, rojbin kızıl, aynur doğan, rojda ama özellikle Se bıradan Erkanın müzikleri olmasaydı gece çalışmaları bana çok zor gelirdi, rahmetli aram tigran ve gene rahmetli erdewan zahoyi'yi, Ali Ekber Çiçeği, aşık Daimi'yi anmadan geçemem, ruhları şad olsun.
Anlatım tarzına gelince yöntemimiz tamamen Kürt yöntemi, dünya edebiyatı soslu diyebilirim yereli içselleştiremezsen, evrenselleşemezsin. başka türlü anlatılamazdı anlatmak istediklerim, nasıl belgesel roman olması zorunluluksa, üslüp, yöntemde zorunluluktu. Edebiyattın yarısı eğlendirmekse yarısıda eğitmekdir diye okumuştum Berna Morandan, buna çok dikkat ettim, akıcı olsun, yalın bir dil olsun, gereksiz dil kırma, süsleme olmasın, sözün süsü anlamında olsun diye uğraştım.

-Roman okumaları da yaptınız mı hangileriydi?

*Elbette yaptım, victor hugoya soruyorlar, hangi kitaplar edebidir, diyorki “üç kitap vardır bugüne kadar yazılan birincisi benim sefiller, ikincisi tolstoyun savaş ve barışı üçüncüsü ise dostoyevskinin bütün romanları”, Cervantes ve Donnkişotu da ben ekleyeyim, 80 civarı klasiği sırasıyla okudum bunlar John steinbeck'ten Amin Maalouf'a, Shakspeare'den Hemingway'a kadardı.
30 civarı halkın edebiyatını okumamıştım, arnavut, moğol, bulgar edebiyatı gibi onlarıda uzmanlara sorarak en iyisini okumaya çalıştım. birinci cildi toparlamaya başladığımda da şiir okumaya başladım.
Bu kadar okumayı,araştırmayı nasıl karıştırmıyorsun diye soracak olursanız, arşivleme yaptım. Toplamda 15 bin sayfa el yazısı, 72 başlıkta klasörledim, şehirler, halklar, dinler, silahlar, ağaçlar, mutfaklar yemek kültür, felsefe, etimoloji vb başlıklarla, tabii ki Mehmet Emin Zeki beyin başına gelen gelmesin diye bütün bu çalışmaları tarayıp emaillere attık ve flaş disklere yükledik, bu teknik işlerde sağolsun yeğenim yusuf çokça yardımcı oldu.Mehmet Emin Zeki bey yedi sene çalışıyor, mahallede yangın çıkıyor ve her şey kül oluyor.

-Kudüs’te Hayal’de Ünlü Kürt şahsiyeti Selahaddin-i eyyübi var. Başka kahramanlar da var. Romanın baş kişisi Mazlum da dahil sanki bu kahramanların çoğu hayatta karşılığı olan kişiler mi?

*Tabii ki Selahaddin Eyyübi ve benzeri tarihi kişilikler gerçek kişiler, ama ana kahramanlar, Mazlum, Niso, Sergey, Seyda Abdülkadir, hayali kişiler. Biraz evvel sorduğunuz soru hikayeleriniz çık mu, onu atladım cevap vermeyi Selahattini nasıl çalıştım onları anlatayım. Tarihimizin derinliklerinde hala keşfedilmeyi bekleyen hazine değerinde, hikayeler, söylenceler, Destanlar, kıssalar, fabllar var, bu ciltte bir şeytan- hayvan fablı var fransızcadan bulduk, minorski fransızca yazmış 9 fablı,ki muhteşemdir, şimdiden ciddi bir arşivim oluştu. Tabii ki araştırmaya, okumaya, her yöreden insanlarımızı dinlemeyi ve kaydetmeyi devam ediyorum. San petersburg da çok ciddi kürdoloji arşivi var bir seneye kadar ikinci cildi bitirmeyi planlıyorum aksilik olmazsa, bitirince gidip 2-3 ay arşivlerde araştırma yapmayı düşünüyorum.
Kürt edebiyatının eski bir tarihi var ama onu zenginleştirmek Ehmede Xani'nin torunları olarak bizim sorumluluğumuz.
Edebiyat, iyi edebiyat, iyi şiir, iyi öykü,iyi roman tarihin hafızasını canlı tutar. Diğer yazım ve düşünce alanları kuşkusuz önemlidir ve değerlidir ama edebiyat daha etkili ve kalıcı izler bırakır “bir milyonluk ordu gider, bir ilyada kalır'' özlü sözünden ders almamız lazım.

Yazarımız çizerimiz çok, bu güzel bir şey ama artık iyi yazmak, etkili yazmak gerekiyor, yazmış olmak için değil iz bırakan şekilde yazmak lazım. Ve ben zaman ötesine kalan bir eser yaratmak için bu kadar uzun ve detaylı çalıştım, başarabilmişmiyim onu zaman gösterecek.

Selahattini nasıl çalıştım, yedi temel eser dahil 50'nin üzerinde kitap okudum, özetledim, değişik dillerden türkçeye çevrilmemiş kitapları makaleleri çevirdik, epeyce bir belgesel izledim, suriye'de savaş olduğu için gidemedim ama tüm bulunduğu alanlara gittim, otağını nereye kurmuş, savaşları nasıl yönetmiş, Akka'dan Beyrut'a Hittiden Kudüs'e elhalile kadar araştırmalr yaptım. Arap sünni kaynaklar kadı el fadl,isfahani, kadı bahattin’e kadar, arap şii kaynaklar ibni tayy gibi, arap hristiyan kaynaklar hamilton, amin maaluf, feridun andaç’ın hediye ettiği anne maria ede, ki en kapsamlı çalışmadır, Latin Fransız Alman İngiliz ve İskoç kaynaklara kadar okudum.
Türklerden namık kemal yazmış, evliya çelebi bahsetmiş, tabii ki şerefname ve mehmet Emin zeki bey yazmış şu anda da Kürtçeden çeviriyor bir arkadaşımız devlete tarixa kürdan kitabını.
Geçtiğimiz günlerde Şeyhmus Hoca (Diken)kitapla ilgili bir yazı yazmıştı, “kendinden biri olarak arzı endam ediyor” diyor selahattin için, bunun için çalıştım demek ki başarmışım. Selahattin'in ancak küçük bir bölümünü anlatabildik ilk ciltte, ikinci ciltte selahattin çok daha güçlü olacak.

-Romanda dehşet bir aşk hikayesi var. Aşkın coğrafyası ile örüntülü hali mi desek!

*Evet aşk hayatın her yerinde var, bizm romanda da güçlü bir şekilde var. Şira’nın, Ester’in aşkı, ülke aşkı... bir yerde okumuştum arkadaşın ismini şu an hatırlayamadım beni bağışlasın, ''bir Kürt hikayesi bu, sonu mutlu olamazdı''diye yazmıştı. sonu mutlu olması için çalışıyorum, her kes çalışıyor.

-Kudüs'te hayal üzerine TÜYAP Diyarbakır 10. kitap fuarında bir de söyleşi ve imza programınız olacak. Diyarbakır okuru çok zordur, size ahret soruları sorabilirler. Heyecanlı mısınız?

*Her soruya bir cevabımız var elbette ama diyarbakır okuru ile sohbet etmek tabiki heyecanlandırıyor insanı.

Muhabir: Mümin AĞCAKAYA