Dicle Fırat Gazeteciler Derneği (DFG) tarafından bu yıl 33’ncüsü düzenlenen Musa Anter ve Basın Şehitleri Gazetecilik Ödülleri için, ÇandAmed Kongre Merkezi’nde ödül töreni düzenledi. Yaşamını yitiren gazetecilerin fotoğraflarının dev ekrana yansıtıldığı törene, katledilen gazetecilerin aileleri ve siyasi parti ile sivil toplum örgütü temsilcilerinin yanı sıra çok sayıda gazeteci katıldı.
Tören, yaşamını yitiren Özgür Basın emekçileri için gerçekleştirilen saygı duruşu ve “Şehid namirin” sloganıyla başladı.

‘ÖZGÜR BASIN DİRENİŞLE KENDİNİ TAÇLANDIRDI’
Ardından söz alan DFG Eşbaşkanı Kesira Önel, “Özgür Basın geleneği uzun yıllardır bütün baskı, sansür, tutuklama, faili meçhullere rağmen bu gelenek direnişle kendini taçlandırdı. Bu günlere gelebilmemizde arkadaşlarımızın verdiği bedeller oldu” dedi. Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ne dikkat çeken Kesira Önel, “Bu sürecin etkilerini görebilecek bir noktada değiliz Özgür Basın olarak. Hala mesleğin icra edilmesinin önündeki engeller kalkmış değil. Bu sürecin ağırlığını hissedebileceğimiz bir hususta değiliz ne yazık ki. Barış diline dönebilmesi için üzerimizdeki sorumluluğu görüyoruz. Bu süreçte medyanın üzerindeki baskı politikalarının da bir an önce ortadan kaldırılmasını ve yasal adımların atılmasının önemini vurgulamak istiyorum” şeklinde konuştu.
Sonrasında söz alan Musa Anter’in oğlu Dicle Anter, babası Apê Musa için yazdığı mesajı okudu. Anter, konuşmasını yaşamını yitiren Özgür Basın emekçilerini anarak tamamladı.
YRA: KÜRT HALKININ MÜCADELESİNİ TAŞIYAN KİLİT BİR İSİMDİ
Ardından Yekîtiya Ragihandina Azad (YRA- Özgür Basın Birliği) Eşbaşkanları Evîn Îbrahîm ve Idrîs Henan’ın gönderdiği mesaj okundu. Özgür Basın’ın tüm baskılara rağmen hakikatin peşinde koştuğunun belirtildiği mesajda, şu ifadelere yer verildi: “1993'ten bu yana Özgür Basın’ın bir yolculuğu olarak süregelen bu ödül geleneği; ifade özgürlüğüne duyulan saygıya ve hakikat uğruna canlarını feda edenlerin anısını yaşatma kararlılığına dayanmaktadır. Apê Musa yalnızca bir gazetecilik ödülünün adı değildir; o, hakikati bir sorumluluk olarak gören, sözcükleri bir duruşa dönüştüren ve toplumun haber alma hakkını savunmayı zamana meydan okuyan bir misyon haline getiren bir gazetecilik anlayışının simgesidir. Apê Musa, halkının tarihini, Kürt davasını ve kimliğini edebiyat ve medya aracılığıyla dünyaya taşıyarak, Kürt halkının mücadelesini yazılı alana ve basına taşıyan kilit bir isimdi. Dolayısıyla onun mirası; baskı, tutuklama, engelleme ve sansüre rağmen hakikatin peşinden gitmekte ısrar eden ve bayrağı devralan gazeteci kuşakları sayesinde varlığını sürdürmektedir.
Bu ödüllerin 33 yıldır devam ediyor olması, basının gerçek hafızasının yaşadığını ve Apê Musa ile Özgür Basın’ın tüm şehitlerinin mirasının yeni nesillerin vicdanında canlı kaldığını göstermektedir. Hakikat yolunu seçen Apê Musa’yı ve tüm Özgür Basın şehitlerini saygıyla anıyor; onların anısını yaşatmanın ancak adaletin sağlanması, hakikatin açığa çıkarılması ve Apê Musa’nın katillerinin yargılanmasıyla mümkün olduğunu bir kez daha vurguluyoruz.
YRA olarak, görevlerini cesaret yerine getiren tüm gazetecileri selamlıyor; 33’üncü Musa Anter ve Özgür Basın Şehitleri Ödülü’ne katılanları ve ödül alanları kutlayarak başarılarının devamını diliyoruz. Aynı zamanda, Apê Musa’nın ve Özgür Basın şehitlerinin mirasını onurlandırmanın en iyi yolunun, hakikate bağlı kalarak sorumlulukla hareket etmek olduğunu vurguluyoruz.”
‘SUSTURULMAK İSTENDİĞİ HER AN BARIŞ İSTEMEYE DEVAM ETTİ’
Okunan mesajın ardından söz alan gazeteci Metin Göktepe’nin ablası Meryem Göktepe, “Musa Anter bu topraklarda gerçeği yazmanın, kendi dilini ve hakikatiyle konuşmanın bedelini hayatıyla ödedi. Ama onun bıraktığı mirasa sadece cesur kalemden ibaret değildi. Bu topraklardaki acıların artık son bulması gerektiğinin sözcüsü oldu. Silahların susmasını, anaların ağlamamasını istedi. Yaşı 80’e yaklaşmışken sadece barış istediği için pusu kurularak katledildi. Onun hikayesi bu ülkede hem gazeteciliğin hem de barış talebinin bedelinin ne kadar acı olabileceğinin örneği oldu. Kardeşim Metin bir cenazeyi haber yapmaya gitmişti, sadece görevini yapıyordu. Haber alma hakkımızı savunuyordu ve gerçeğin üstü örtülmesin düşünü yaşıyordu. İşkence edilerek katledildi. Musa Anter susturulmak istendiği her an yazmaya, barış istemeye devam etti. Ardılları, gazeteciler bugün onun düşünü büyütüyor. Musa Anter’i saygıyla anıyorum. Gerçeği yazmaktan, barışı istemekten asla vazgeçmemeli. Musa Anter’in de, kardeşim Metin’in de, Gurbetelli’nin düşü buydu” ifadelerini kullandı.
NAZIM’IN BABASI SAHNEYE ÇIKTI
Kuzey Doğu Suriye’de meslektaşı Cihan Bilgin’le birlikte katledilen Nazım Daştan’ın babası Mehmet Ali Daştan, sahneye, “Şehid namirin” sloganıyla çıktı. Kitleyle birlikte “Şehid namirin” diyen baba Daştan, “Biz bir söz verdik; dünya üzerimize gelse yine altından kalkarız. Dosta düşman da bilsin; başarıya ulaşacağız. Başarı bizimdir. Apê Musa ve Özgür Basın kahramanları Nazım, Cihan… Onurlu gazeteciler onurumuzdur, şehid namirin” şeklinde konuştu.
‘DAYANIŞMAYI BÜYÜTMEYE DEVAM EDECEĞİZ’
Ardından ise DİSK Basın-İş’in törene gönderdiği şu mesaj okundu. “Otuz yılı aşkın süredir sürdürülen bu ödül geleneği, yalnızca gazetecilik alanındaki emeği görünür kılan bir etkinlik değildir. Aynı zamanda baskıya, sansüre, kapatmalara, gözaltılara ve tutuklamalara rağmen kaleminden, kamerasından ve halkın haber alma hakkından vazgeçmeyen gazetecilerin ortak hafızasıdır. Bu yönüyle Musa Anter ve Basın Şehitleri Gazetecilik Ödülleri, özgür basın mücadelesinin tarihsel sürekliliğini bugüne taşıyan önemli bir dayanışma alanıdır. Musa Anter’in yaşamı ve gazeteciliği, hakikatin iktidarların sınırlarına sığdırılamayacağını gösteren güçlü bir mirastır. Apê Mûsa’nın izinden yürüyen gazeteciler, yalnızca haber üretmiyor; işçilerin, emekçilerin, kadınların, gençlerin, yoksulların ve ezilenlerin sesini görünür kılıyor. Gazetecilik, tam da bu nedenle, yalnızca bir meslek değil; halkın gerçeği bilme ve kendi sözünü kurma hakkının savunulmasıdır. DİSK Basın-İş Sendikası, Musa Anter’in mirasını yaşatan, özgür basın geleneğini sürdüren ve hakikatin izini süren tüm gazetecilerin yanındadır. Gazeteciliği suç sayan, gazetecileri susturarak hakikati ortadan kaldırabileceğini düşünen anlayışa karşı dayanışmayı ve örgütlü mücadeleyi büyütmeye devam edeceğiz.”
Sonrasında Ortadoğu Sinema Akademisi Derneği tarafından hazırlanan Özgür Basın’ın mücadelesinin anlatıldığı sinevizyon gösterimi yapıldı.
‘UNUTMADIK!’
Ardından Namık Tarancı’nın eşi Derman Tarancı’nın törene gönderdiği mesaj okundu. Mesajda şu ifadelere yer verildi: “Basın özgürlüğü ve hakikat uğruna ağır bedeller ödeyen, canı pahasına mücadele veren tüm gazetecileri Musa Anter şahsında sevgi ve saygıyla anıyorum. O en karanlık günlerde dahi susmayan, kalemini halkın ve hakikatin hizmetine sunan tüm gazetecilere selam olsun. Kalemlerin susturulmadığı, hiçbir gerçeğin karanlıkta kalmadığı adil bir geleceğe olan inancımla; Musa Anter’in ve bu uğurda yaşamını yitiren tüm gazetecilerin mirasını, sözünü ve kaleminin gücünü yaşatan yoldaşları selamlıyorum. Biliyoruz ki failler bir gün mutlaka hesap verecektir. Bu hislerle, hiç eksilmeyen öfkemiz ve inancımızla bir kez daha haykırıyoruz: Unutmadık! Em ji bîr nakin…”
KÜRTÇE HABER DALI: ÖDÜLÜ FOTOĞRAFI OLMAYANLARA ADIYORUM
Konuşmaların ardından Özgür Basın mücadelesini anlatan sinevizyon gösterimi gerçekleştirildi. Ardından ödüller sahiplerine verilmeye başlandı. Kürtçe haber dalında birincilik ödülü “Dek û dolabên rêveberên AKPê yên Şirnexê” haberiyle Ajansa Welat’tan Nedim Oruç’a verildi. Ödülünü Mezopotamya Kadın Gazeteler Derneği (MKG) Eşbaşkanı Roza Metina’dan alan Oruç, “Ağustos, Eylül ayında ilk defa toplu bir anma gerçekleştirdik. Her bir fotoğraf her birimizin üzerinde ayrı bir etki bıraktı. Kimi kahramanlarımız var; fotoğrafları yok. Bu toprak için can veren, fotoğrafları olmayan kahramanlar var. Bu ödülü onlara ve ailelerine adıyorum” diye konuştu.
Kürtçe haber dalında mansiyon ödülü ise, “Yado û Telî Xanîme Pîya Ameyî Qirkerdene” başlıklı haberi ile Ajansa Welat’tan Heval Önkol’a verildi. Ödülünü Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eş Genel Başkanı Çiğdem Kılıçgün Uçar’dan alan Heval Önkol da, “Bu benim ilk başvurum ve bu başvuruda beni en çok mutlu eden şey kendi dilim olan Zazakîden almak ve Yado ile telli Xanım’ın nasıl katledildiğinin açığa çıkması. Haberi yapmamda en büyük emeği olan Tarihçi İsmet Konağa da teşekkür ederim. Bu vesileyle ödülümü Özgür Basın ve Kürdistan şehitlerine atfediyorum” dedi.
FOTOĞRAF DALINDA BİRİNCİLİK ÖDÜLÜ
Fotoğraf dalında birincilik ödülü “Yitirilenlerin Işığında” başlıklı fotoğrafıyla gazeteci Ardıl Batmaz’a verildi. Batmaz’a ödülünü, sinemacı Rojhilat Aksoy verdi. Batmaz, “42 yıldır bu topraklarda biriken tüm kederi de, barış özlemini de yüreğimizde yaşıyoruz. Temennim barışın sağlanmasıdır” dedi. Batmaz, ödülünü çektiği fotoğrafta yer alan Remziye Bulut başta olmak üzere, evladını kaybeden tüm annelere ve yaşamını yitiren Özgür Basın emekçilerine adadığını kaydetti.
‘ROJİN İÇİN ADALET’
Fotoğraf Dalı Mansiyon Ödülü ise, “Rojin İçin Adalet” başlıklı fotoğrafıyla Dokuz8 Haber’den Sultan Kılıç’a verildi. Sultan Kılıç, ödülünü Rojin Kabaiş’in babası Nizamettin Kabaiş’ten aldı. Sultan Kılıç, “Rojin’in kaybı hepimizi çok üzdü. Ankara’ya geldiklerinde elimden geldiği kadar haber yapmaya çalıştım. Bu ödülü Rojin’e ve katledilen tüm kadınlara adıyorum” dedi. Nizamettin Kabaiş ise, “İki yıldır acımız sürüyor. Rojin’i üniversiteye teslim ettik, sahip çıkmadılar. Üstüne acımızı 2 kat yaptılar. ‘İntihar etti’ dediklerinde acımız iki kat oluyor. Biz gerçeğin peşini bırakmayacağız” dedi. Bu sırada, “Rojin için adalet” sloganı atıldı.

VİDEO HABER DALINDA ÖDÜL AJANSIMIZA: ANNELERİN FERYADI OLACAĞIZ
Video haber dalında birincilik ödülü “Bir mezar taşı peşinden 88 yaşında Strazburg’tan Cûdî’ye” başlığıyla muhabirimiz Emrullah Acar’a verildi. Ödülünü Barış Anneleri’nden Xece Yaşar’ın elinden alan Acar, “Bu video direnişin hikayesi, hakikat isteğidir. Fatime anne için alıyorum bu ödülü. O bize gösterdi ki, hakikat isteği hiçbir sınır tanımıyor. Fatime Ana gibi anneler çocuklarının izini sürdüğü sürece, kameralarımız ve kalemlerimiz de onların feryatlarını ve seslerini takip edecektir. Bu acının ve bu hakikatin karanlıkta kalmasına asla izin vermeyeceğiz. Apê Musa, Gurbetellî Ersöz, Nazım Daştan, Cîhan Bilgin, Seyit Evran ve Hüseyin Aykol’un takipçileri olarak; Özgür Basın var olduğu sürece hiç kimsenin Cûdî’deki hakikati karanlıkta bırakamayacağını buradan bir kez daha ilan ediyoruz. Kameralarımızı elimizde tuttuğumuz sürece dağların gözü, annelerin feryadı ve hakikatin sesi olacağız. Bu ödülü Fatime anneye, Cumartesi Anneleri’ne ve Özgür Basın şehitlerine adıyorum” ifadelerini kullandı.
TÜRKÇE HABER DALI
Türkçe haber dalı birincilik ödülü “Fabrikalarda Uzuv Kayıplı Kaza Gerçeği” başlığıyla Evrensel Gazetesinden Filiz Gazi ve Özlem Temena’na verildi. Özlem Temena ödülü Musa Anter’in çocukları Rahşan ve Dicle Anter’den aldı. Özlem Temena, ödül aldıkları haberin hikayesini aktardı. Özlem Temena, ödülü barış mücadelesinde yaşamını yitiren gazetecilere ve iş cinayetlerinde katledilen işçilere adadı.
Törene katılamayan Filiz Gazi ise gönderdiği mesajda, ödülünü, “Çalıştığı atölyede kendini yapayalnız hisseden MESEM öğrencisine; çocukları uyurken vardiyaya giden, döndüğünde onları yine uyurken bulan işçiye; kızını okutabilmek için madene inen, hayatı gece vardiyasıyla ev arasına sıkıştığı için ‘Gündüzü bilmiyorum’ diyen babalara, diplomasını bir çekmeceye kaldırıp markette kasaya geçen üniversite mezununa; daha çocukluğunu tamamlayamadan ailesinin geçimine ortak olan çocuklara; penceresiz atölyelerde sigortasız, güvencesiz çalışan kadınlara, bütün bir ömrü çalışmakla geçtiği halde hâlâ ay sonunu getiremeyenlere, bir makinenin başında elini, parmağını, kolunu bırakıp sonra hakkını alabilmek için yıllarca adliye koridorlarında bekleyenlere…Hayatları sürekli geleceğe havale edilen, hayatlarını kazanırken hayatlarından eksilen herkese” adadı.
TÜRKÇE HABER DALI İKİNCİLİK ÖDÜLÜ
Türkçe haber dalı ikincilik ödülü “Kürdün Dağı Taşı Yağmalanıyor” başlığıyla Yeni Yaşam Gazetesi’nden Reyhan Hacıoğlu’na verildi. Ödülünü Türkiye Basın Yayın Matbaa Çalışanları Sendikası (DİSK Basın-İş) Bölge Temsilcisi Hakkı Boltan’dan alan Reyhan Hacıoğlu, “Bu ödülü, birlikte ve ekolojik bir yaşam mümkün direyerek 3'üncü bir yolda üreten ve direnenlerin yanı sıra Artvin'de 2011 yılında HES ve doğa talanına karşı protestolarda katledilen Metin Lokumcu'ya, kendi topraklarında kalekol istemediği için direnirken katledilen Medeni Yıldırım başta olmak üzere Gezi'nin bütün çocuklarına, Antalya’da mermer ocaklarına karşı direnirken 2017 yılında katledilen Aysin ve Ali Ulvi Büyüknohutçu çiftine, yine Artvin'de 2024 yılında ormanlık alanları korurken katledilen Raşit Kibar'a, yaptığı çevre haberleriyle sermayenin bu topraklara nasıl zarar verdiğini görünür kılan ve 2025'te sokak ortasında katledilen gazeteci arkadaşımız Hakan Tosun'a, Kazdağları'nda, Akbelen'de, Dêrsim'de, Derik'te, Gımgım'da, Bismil'de ve Giyadin'de doğaları için direnen herkes adına alıyorum” şeklinde konuştu.
TÜRKÇE HABER DALI ÜÇÜNCÜLÜK ÖDÜLÜ
Türkçe haber dalı üçüncülük ödülü ise “Trans Kadın Öğretmen Zoe Hedef Gösterildi, İşine Son Verildi” başlığıyla Bianet’ten Tuğçe Yılmaz’a verildi. Tuğçe Yılmaz’a ödülünü Güneydoğu Gazeteciler Derneği (GGC) Başkanı Felat Bozarslan verdi. Tuğçe Yılmaz, “Ödülümü benden önce bu mesleği çok ağır bedellerle yapan herkesten devraldığım mirasın bir parçası olarak görüyorum. Ödülümü öldürülen, tutuklanan, susturulmaya çalışılan tüm gazetecilere ve LGBT+’lara adıyorum” dedi.
JURİ ÖZEL ÖDÜLÜ
Türkçe haber dalı jüri özel ödülü “Kandil Dağlarında Üç Gün” başlığıyla Express’ten İrfan Aktan’a verildi. Ödülünü Yeni Parti Amed Milletvekili Sezgin Tanrıkulu’ndan alan Aktan, ödülünü Özgür Basın’ın Kalo’su Musa Anter’in “küçük generali” Yılmaz Yakut’a adadı.
KARİKATÜR ÖDÜLÜ
Karikatür ödülü ise “Voltran Voltran Voltran” başlığıyla Ereğli Cezaevi’nde tutsak bulunan Mahmut Ulusan’a verildi. Ulusan’ın ödülünü kardeşi Cengiz Ulusan aldı. Ulusan, “30 yıldır cezaevinde. Çokça ödül aldı. Buna vesile olan Hüseyin Aykol hocaydı. Hüseyin Aykol yarışmalara katılması için kendisini zorluyordu. Hüseyin Hoca tutsakların dışarıya açılan penceresiydi. Hüseyin Hoca’yı saygıyla anıyorum. Hüseyin Aykol’a ve Barış Anneleri’ne adıyorum” şeklinde konuştu.
HÜSEYİN AYKOL BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ ÖDÜLÜ MEBYA-DER’E
Hüseyin Aykol Basın Özgürlüğü ödülü, özgürlük mücadelesinde yaşamını yitirenlerin aileleri adına Medeniyetler Beşiğinde Yakınlarını Kaybeden Ailelerle Yardımlaşma, Dayanışma, Birlik ve Kültür Derneği’ne (MEBYA-DER) verildi. Ödülü Hüseyin Aykol’un eşi Nuray Çevirmen Aykol, Barış Annesi Menice Yeni’ye verdi. Menice Yeni, “Musa Anter’in kalemi yerde kalmadı. Özgür Basın baş kaldırdı, ‘Biz varız, buradayız’ dedi. ‘Onların yazarlarını, aydınlarını katledersek, sessizleşecekler’ dediler. Ama biz sessiz kalmadık. Buradayız, varız. Hüseyin Aykol’da Özgür Basın’ın bir yazarıydı. Şehit geleceğimizdir. Şehid namirin” diye konuştu.
Nuray Çevirmen Aykol, “Gönül isterdi ki sevgili eşim Hüseyin Aykol burada olsun, size seslensin. Her yıl büyük bir heyecanla gelirdi törenlere. Günlerce konuşurdu. Büyük bir sevgisi vardı. Bir tutsak arkadaş mektubunda şöyle demişti: ‘Onun ölümünü kabul etmiyoruz. O bize seslendiğine göre hala yaşıyor.’ Dediği çok doğruydu. Hüseyin Aykol Kürt halkının kalbine gömüldü ve orada sonsuza kadar yaşayacak” dedi.
Tören, "Özgür Basın susturulamaz" sloganıyla sona erdi




