Nevşehir'in Göreme beldesinde peribacasından kopan kaya parçalarının altında kalan 2 kişi hayatını kaybetti, 1 kişi yaralandı.
Göreme Açık Hava Müzesi civarında, bölgede etkili olan sağanak nedeniyle peribacasından kopan kaya parçaları vatandaşların bulunduğu bölgeye düştü.
İhbar üzerine bölgeye polis, jandarma, AFAD ve sağlık ekipleri sevk edildi.

Ekiplerin yaptığı incelemede, 2 kişinin kaya parçalarının altında kalarak hayatını kaybettiği belirlendi.
Yaralanan kişi kentteki hastaneye sevk edildi.
Ekiplerin bölgedeki çalışmaları sürüyor.
Olay yerinde incelemelerde bulunan Vali Hüseyin Kök, gazetecilere yaptığı açıklamada, şunları kaydetti:
"Bugün saat 15.15 itibarıyla aşırı yağıştan kaynaklanan toprak kayması oldu. Nevşehir'e bağlı Göreme beldesinde toprak kayması sonucu kaya düşmesinde şu an itibarıyla 2 kişinin maalesef cenazesine ulaştık, 1 yaralıyı hastaneye sevk ettik. Şu an acil tıbbi müdahalesi yapılıyor. Olay yerinde arama kurtarma çalışmaları devam ediyor. Devletimiz tüm imkanlarıyla araç ve gereçleriyle şu an olay yerinde çalışmalarına devam ediyor. İlerleyen süreçte gelişme oldukça kamuoyunu bilgilendirmeye devam edeceğiz. Yaralımızın tedavisine başlandı, umarız sağlığına kavuşur."

SORUŞTURMA BAŞLATILDI
Adalet Bakanı Akın Gürlek, Nevşehir'in Göreme beldesinde peribacasının çökmesine ilişkin soruşturma başlatıldığını ve 1 cumhuriyet başsavcı vekili ile 2 cumhuriyet savcısı görevlendirildiğini açıkladı.
Adalet Bakanı Akın Gürlek, X hesabı üzerinden Nevşehir'in Göreme beldesinde meydana gelen peribacası çökmesine ilişkin paylaşım yaptı. Gürlek, "Nevşehir’imizin merkez ilçesine bağlı Göreme beldesinde meydana gelen peribacası çökmesine ilişkin Nevşehir Cumhuriyet Başsavcılığımızca ivedilikle soruşturma başlatılmış, 1 cumhuriyet başsavcı vekilimiz ve 2 cumhuriyet savcımız görevlendirilmiştir" dedi.
Bölgenin milyonlarca yıllık jeolojik mirası bir kez daha kaya düşmesi riskini gündeme getirirken, tehlikeli alanların izlenmesi ve ziyaretçi güvenliği için alınan önlemler de tartışmaya açıldı.
Türkiye’nin önemli doğal ve kültürel miras alanlarından Kapadokya’da, Göreme Açık Hava Müzesi girişinde yaşanan kaya düşmesi faciayla sonuçlandı. 29 Ekim’de etkili olan sağanak yağışın ardından peri bacasından kopan kaya parçalarının çevrede bulunan kişilerin üzerine düşmesi sonucu 2 kişi hayatını kaybetti, 1 kişi yaralandı. Olay yerine sevk edilen polis, jandarma, AFAD ve sağlık ekiplerinin müdahalesiyle yaralı hastaneye kaldırılırken, bölgede incelemeler başlatıldı.
Nevşehir Valisi Hüseyin Kök, ilk açıklamasında aşırı yağış nedeniyle toprak kayması meydana geldiğini ve kaya düşmesi sonucunda can kayıpları yaşandığını bildirdi. Ancak olayın meydana geldiği noktadaki jeolojik koşullar, kayaların kopma biçimi ve önceden herhangi bir risk tespiti yapılıp yapılmadığı, facianın bütün yönleriyle aydınlatılması açısından önem taşıyor.
YAĞIŞ KAYALARI NASIL KOPARIYOR?
Peri bacaları, dışarıdan bakıldığında sağlam ve değişmez yapılar gibi görünse de aslında sürekli aşınan, kırılgan jeolojik oluşumlar. Volkanik faaliyetlerle oluşan tüf tabakaları, milyonlarca yıl boyunca suyun ve rüzgârın etkisiyle aşındı. Daha sert kaya parçalarının görece yumuşak tabakaları koruması sonucunda bugünkü konik ve şapkalı biçimler ortaya çıktı.
Yağışlar bu doğal şekillenmenin önemli bir parçası. Ancak özellikle kısa sürede yoğunlaşan sağanaklar, yamaçlardan akan suyun aşındırıcı etkisini artırabiliyor. Su, kayalardaki çatlaklardan içeri sızarak ayrışmayı hızlandırabiliyor; zemin ve kaya kütlesinin dayanımını azaltabiliyor. Eğimli arazilerde yüzey akışıyla birlikte gevşeyen malzemenin hareket etmesi, kaya parçalarının kopmasına veya yamaçlarda kütle hareketlerine neden olabiliyor.
Sıcaklık farkları ile kışın donma ve çözülme döngüleri de çatlakların genişlemesinde etkili olabiliyor. Bu nedenle kaya düşmesi tehlikesi yalnızca yağış anında değil, uzun yıllar boyunca gelişen aşınma ve ayrışma süreçleri sonucunda da ortaya çıkabiliyor. TÜBİTAK Bilim ve Teknik dergisinde yayımlanan jeoloji incelemesi, yağmur sularının çatlaklar boyunca ilerleyerek kayaların fiziksel ve kimyasal ayrışmasını hızlandırdığına dikkat çekiyor.
İLK OLAY DEĞİL: DAHA ÖNCE DE PERİ BACALARI ÇÖKTÜ
Kapadokya’da yaşanan son olay, bölgede kaya kopması ve peri bacalarının kısmen yıkılmasıyla ilgili ilk örnek değil.
Göreme’de 2025 yılının eylül ayında bir peri bacasının güney cephesinden kaya parçaları koptu ve oluşum kısmen yıkıldı. AFAD ve ilgili uzmanların incelemelerinin ardından çevresi güvenlik şeridiyle kapatıldı. Kapadokya Alan Başkanlığı, olayda sıcaklık farkları ve donma-çözülme etkisinin rol oynadığını açıkladı. Düşen kaya bloklarının temizlenmesinde iş makinelerinin oluşturabileceği titreşimlerin diğer oluşumlara zarar verme ihtimali de değerlendirmeye alındı.
2024 yılında da kar yağışının ardından tüf kayalarda meydana gelen gevşemeyle bir peri bacasının çöktüğü, olayda can kaybı yaşanmadığı basına yansımıştı.
Farklı tarihlerde yaşanan bu olaylar, Kapadokya’nın jeolojik yapısının sürekli izlenmesi gerektiğini gösteriyor. Bununla birlikte her kaya kopmasının aynı nedenle gerçekleştiğini söylemek mümkün değil. Yağış, sıcaklık değişimleri, çatlakların gelişimi, kayaçların yapısı ve insan faaliyetleri her alanda farklı ölçülerde etkili olabiliyor.
RİSK BİLİNİYORSA ÖNLEMLER YETERLİ Mİ?
Son faciayla birlikte yanıtı aranması gereken sorulardan biri de tehlikeli kaya oluşumlarının nasıl belirlendiği ve ziyaretçilerin bu risklerden ne ölçüde korunduğu.
Kapadokya’da kaya oluşumlarının korunması ve riskli alanlara müdahale edilmesi için çalışmalar yürütülüyor. Anadolu Ajansının 24 Eylül 2026 tarihli haberine göre, Kapadokya Alan Başkanlığının koordinasyonunda Göreme’de risk oluşturan beş peri bacasının restorasyonunda son aşamaya gelinmişti. Çalışmaların, iklim ve çevresel koşulların yanı sıra zamanın ve insan etkisinin yol açtığı tahribatı azaltmayı amaçladığı belirtilmişti.
Kapadokya Üniversitesi bünyesinde Temmuz 2026’da başlatılan bir başka araştırma projesi de tehlikenin bilimsel yöntemlerle belirlenmesi açısından dikkat çekiyor. Projede farklı yıllara ait hava fotoğrafları ve güncel görüntüler karşılaştırılarak kaya düşmesi izlerinin, yüzey değişimlerinin ve riskli bölgelerin belirlenmesi hedefleniyor. İHA görüntüleri ve termal ölçümlerle desteklenmesi planlanan çalışmanın 18 ay sürmesi öngörülüyor.
Bu çalışmalar, riskin yalnızca olay meydana geldikten sonra müdahale edilerek yönetilemeyeceğini ortaya koyan önemli bir ihtiyaca işaret ediyor. Bununla birlikte restorasyon çalışmalarının yürütülmesi, bütün riskli noktaların tespit edildiği veya ziyaretçilerin her yerde yeterince korunduğu anlamına gelmiyor.
Göreme Açık Hava Müzesi girişindeki olayda önceden risk tespiti yapılıp yapılmadığı, ilgili alanda inceleme bulunup bulunmadığı, ziyaretçi güzergâhlarının güvenlik açısından nasıl değerlendirildiği ve yoğun yağış sırasında herhangi bir kısıtlama uygulanıp uygulanmadığı açıklığa kavuşturulmalı. Bu soruların yanıtları bilinmeden doğrudan ihmal sonucuna varmak doğru olmayacağı gibi, doğal afet açıklamasıyla yetinmek de yeterli olmayacaktır.
MİLYONLARCA YILLIK MİRASIN TARİHİ
Kapadokya’nın peri bacaları, yalnızca turizmin simgesi değil, milyonlarca yıllık jeolojik süreçlerin ürünü olan doğal mirasın da önemli bir parçası.
Bölgedeki volkanik faaliyetler yaklaşık 15 milyon yıl önce başladı. Erciyes ve Hasan dağları başta olmak üzere bölgedeki volkanlardan yayılan malzemeler, geniş alanlarda tüf ve diğer volkanik kayaç tabakalarını oluşturdu. Zamanla su, rüzgâr ve diğer aşındırıcı süreçler bu tabakaları farklı biçimlerde şekillendirdi. Sertlik farkları nedeniyle bazı kaya bölümleri daha uzun süre dayanırken çevrelerindeki yumuşak malzeme aşındı ve peri bacaları ortaya çıktı.
Bu coğrafyanın insanlık tarihi de en az jeolojik geçmişi kadar dikkat çekici. Kapadokya, tarih öncesi dönemlerden itibaren yerleşimlere ev sahipliği yaptı. Özellikle 4. yüzyıldan 13. yüzyıla kadar bölgede kaya içine oyulmuş kiliseler, şapeller, yaşam alanları ve yeraltı yerleşimleri gelişti. Göreme’deki kaya kiliseleri ve duvar resimleri, doğal oluşumlarla insan eliyle şekillenen kültürel mirasın nasıl iç içe geçtiğini gösteriyor.
Göreme Millî Parkı ve Kapadokya’nın kaya alanları, doğal ve kültürel değerleri nedeniyle 1985 yılında UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne alındı. Bu statü, bölgenin yalnızca Türkiye için değil, insanlığın ortak mirası bakımından da taşıdığı önemi ortaya koyuyor.
DOĞAYI KORUMAK KADAR İNSANI KORUMAK DA ZORUNLU
Kapadokya’nın peri bacaları doğanın milyonlarca yılda oluşturduğu, ancak aşınma ve kopmalarla sürekli değişen yapılar. Bu oluşumların korunması, doğanın bütün etkilerini ortadan kaldırmak anlamına gelmiyor. Asıl mesele, değişimin bilimsel yöntemlerle izlenmesi, tehlikeli alanların önceden belirlenmesi ve insan yaşamını riske atan koşullarda gerekli önlemlerin alınması.
Bunun için kaya yüzeylerindeki çatlakların düzenli izlenmesi, yağış ve sıcaklık verilerinin risk analizlerine dâhil edilmesi, tehlikeli alanlarda ziyaretçi geçişlerinin gerektiğinde sınırlandırılması ve güvenli güzergâhların oluşturulması önem taşıyor. Acil durumlarda uygulanacak kapatma ve tahliye planlarının da yalnızca kâğıt üzerinde kalmaması gerekiyor.
Göreme’de yaşanan can kayıpları, doğal mirasın korunması ile ziyaretçi güvenliğinin birbirinden ayrı düşünülemeyeceğini bir kez daha gösterdi. Kayaların neden koptuğunu anlamak kadar, benzer olayların hangi koşullarda önlenebileceğini ortaya koymak da önemli.
Çünkü peri bacalarının milyonlarca yıllık geçmişi, doğanın karşısında insanın ne kadar küçük olduğunu hatırlatırken, bilimin ve tedbirin insan hayatını korumadaki sorumluluğunu da ortadan kaldırmıyor.




