Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi (AKPM), bugün Fransa’nın Strasbourg kentinde gerçekleştirdiği oturumda Rojava’ya yönelik saldırıları ele aldı. “Ortadoğu genelinde siyasi kriz: insan haklarını ve tüm azınlık gruplarının haklarını koruma ihtiyacı” başlıklı 2642 (2026) sayılı karar tasarısı, yapılan konuşmaların ardından oy çokluğuyla kabul edildi.
Karar tasarısı üzerine söz alan Fransız UEL Grubu Sözcüsü Emmanuel Fernandes, Suriye’de son iki haftadır Rojava’nın ve temsil ettiği siyasi projenin, Ahmed el-Şara liderliğindeki Suriye hükümeti tarafından benzeri görülmemiş bir askeri saldırıya maruz kaldığını söyledi. Fernandes, bunun Kürt halkı ile etnik ve dini azınlıkların haklarına yönelik ciddi bir tehdit olduğunu vurguladı. Kuzey ve Doğu Suriye’deki özerk yönetimin, kadınlara ve azınlıklara merkezi bir rol veren demokratik ve merkeziyetçi olmayan bir alternatif sunduğunu belirten Fernandes, müzakerelerin kesilmesinin ardından şiddetin tırmandığını ifade etti. Fernandes, Kobanê’nin kuşatma altında olduğunu, su, elektrik ve iletişim hatlarının kesildiğini, 250 binden fazla sivilin risk altında bulunduğunu belirterek acil insani yardım koridorlarının açılması çağrısı yaptı.
'CİDDİ BİR İNSANİ KRİZE YOL AÇTI'
İsveç Sosyal Demokrat Partisi üyesi Annika Strandhäll ise Suriye’de işlenen suçların cezasız kalmaması gerektiğini vurgulayarak, Dürzi ve Alevi topluluklarına yönelik saldırıların azınlıkların karşı karşıya olduğu tehlikeyi açıkça ortaya koyduğunu söyledi. Strandhäll, olası bir siyasi geçiş sürecinin kapsayıcı olması ve uluslararası denetime tabi tutulması gerektiğini dile getirdi. Kıbrıs UEL Grubu’ndan Georges Louciades ise Kuzey ve Doğu Suriye'de yaşanan gelişmelerin ciddi bir insani krize yol açtığını ifade ederek, cihatçı gruplara herhangi bir mali veya askeri destek verilmemesi gerektiğini vurguladı. Louciades, Kobanê’nin yeniden kuşatma altında olduğunu ve sivil altyapıya yönelik saldırıların savaş suçlarına varabileceği uyarısında bulundu.
Konuşmaların ardından Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi 2642 (2026) sayılı “Ortadoğu genelinde siyasi kriz: insan haklarını ve tüm azınlık gruplarının haklarını koruma ihtiyacı” kararı yapılan oylama sonucu kabul edildi.
AKPM'NİN KARAR METNİ
AKPM’nin karar metninde şunlar yer aldı:
"* Esad rejiminin düşüşünden bu yana, Suriye'nin bazı bölgelerinde görülen şiddet olayları, kontrolün el değiştirdiği, kurumsal güvencelerin zayıf olduğu ve hesap verebilirliğin sınırlı olduğu bölgelerde azınlık topluluklarının devam eden savunmasızlığını vurgulamaktadır. Asamble, Hristiyanlar, Aleviler ve Dürziler gibi dini ve etnik azınlıklara mensup sivilleri hedef alan yasadışı ve yargısız infazların yanı sıra zorla yerinden edilme, sindirme ve kültürel ve dini mirasın tahrip edilmesine ilişkin haberlerden dehşete düşmüştür. Asamble, Suriye toplumunun tüm kesimlerinin etkili bir şekilde korunmasının ve ülkenin siyasi geçiş sürecine tam olarak dahil edilmesinin acil bir ihtiyaç olduğunu vurgulamaktadır.
* Suriye'nin kuzeydoğusunda son dönemde yaşanan gelişmeler, özellikle Kürt nüfusun yoğun olduğu bölgelerde, mevcut güvenlik ve yönetişim düzenlemelerinin kırılganlığını bir kez daha ortaya koymuştur. Suriye Hükümeti ile Suriye Demokratik Güçleri arasında şiddetin tırmanması, Kürt toplulukları için ciddi insani ve koruma sorunlarına yol açmış ve bölgedeki diğer etnik ve dini azınlıklar için riskleri artırmıştır.
* Asamble, Kürt yetkililerin son askeri gerginlik nedeniyle 150.000'den fazla kişinin yerinden edildiğine dair raporlarından duyduğu endişeyi vurgulamaktadır. Kürt topluluklarına karşı ayrım gözetmeksizin saldırılar düzenleyen DAİŞ tutuklularının serbest bırakıldığına dair haberler, aşırılıkçılığın, zulmün ve büyük çaplı yerinden edilmenin yeniden baş göstereceğine dair artan korkuları daha da şiddetlendirmiştir.
* Asamble, 2015 yılında Irak ve Şam İslam Devleti'nin (DAİŞ) ilk kez yenilgiye uğratıldığı Kobanê'nin, 11 yıl sonra bu kez Hayat Tahrir al-Sham/ DAİŞ unsurları tarafından kuşatma altında olması konusunda derin endişesini dile getirir; sivil bölgelere uzun menzilli topçu ateşi açılmasını ve ısıtma için su ve elektriğe ambargo uygulanmasını, bunların savaş suçu teşkil edebileceğini kınar; acil insani yardımı kolaylaştırmak ve bir felaketi önlemek için Türkiye'nin kontrolündeki Mürşitpınar sınır kapısının derhal açılmasını talep eder.
* Bu bağlamda, Asamble, ülkedeki insani ihtiyaçlara cevap vermek, askeri gerilimin daha da tırmanmasını önlemek, sivil halkı korumak ve azınlıklara yönelik şiddetin normalleşmesini önlemek için diplomatik çabaları yoğunlaştırmak üzere acil eylemde bulunulması gerektiğini belirtmektedir."
Suriye Arap Cumhuriyeti'ndeki duruma ilişkin olarak ise şunlar yer aldı:
"* 1. ülkedeki Kürt topluluklarının ve Hristiyan, Alevi ve Dürzi azınlıkların güvenliğine ilişkin ciddi endişesini vurgular;
* 2. Avrupa Konseyi üye devletlerinin, ihlallerden sorumlu kişi ve kuruluşlara yönelik hedefli yaptırımları değerlendirmesi de dahil olmak üzere, acil uluslararası hesap verebilirliğin sağlanmasını talep eder;
* 3. ateşkes anlaşmasına uyulmasını, diyaloğun devam etmesini ve şiddetin sona erdirilmesini talep eder;
* 4. daha fazla askeri tırmanmayı önlemek ve sivil nüfusu korumak için müttefiklerle diplomatik çabaların artırılması ihtiyacını vurgular;
* 5. hem Suriye içinde hem de sınır ötesinde engelsiz insani erişimin güvence altına alınmasını ve yeterli kaynaklarla desteklenmesini talep eder;
* 6. tüm topluluklar için hak ve koruma sağlayan ve tüm Suriyeliler için fayda sağlayan kapsayıcı bir siyasi geçişe yönelik çabaları destekler ve Suriye Hükümeti'nin Suriye için güvenli bir gelecek arayışında kapsayıcı, temsili yönetişime yönelik taahhütlerini memnuniyetle karşılar."




