Eğitim ve Bilim Emekçileri (Eğitim Sen) Van Şubesinin, Van’da 27 Eylül 2024 tarihinde kaybolan ve 15 Ekim’de göl kıyısında cenazesi bulunan 21 yaşındaki üniversite öğrencisi Rojin Kabaiş ve katledilen kadınlar anısına düzenlediği “Rojin Kabaiş Öykü Yarışması” ödülleri törenle sahiplerini buldu. Van Barosu Tahir Elçi Konferans Salonu’nda düzenlenen törene Rojin Kabaiş'in babası da katıldı. Saygı duruşu ile başlayan ödül töreni “Mücadele” adlı belgeselin gösterimi ile devam etti.

‘HAKİKATLE YÜZLEŞME ZAMANI’

Ardından konuşan Eğitim Sen Van Şube Eşbaşkanı Funda Demir Bozkurt, ”Bu akşam burada bir ödül töreninden ziyade kadın mücadelesinin ve direnişinin sanat aracılığıyla varlığına şahitlik edeceksiniz. Sokaklarda, meydanlarda, evlerimizde, iş yerlerimizde, mahkeme salonlarında yürüttüğümüz mücadelemizi başka bir yolla daha anlatmak istiyoruz. Erkek devlet şiddetiyle katledilen, şüpheli bir şekilde hayatını kaybeden, kaybolan/kaybettirilen, yaşamından endişe duyan, yaşam hakkı elinden alınan tüm kadınların hikayelerini anlatacağız. Bu hikayeler ile hakikatle yüzleşmek istiyoruz. Sanatın ve edebiyatın toplum üzerindeki değiştirici ve dönüştürücü gücünü, bu defa kadınların sesi olmak için kullandık. On binlerce yıldır kendini çeşitli yollarla örgütleyen ve kurumsallaştıran kastik katilin, tarihsel mirası olan kadın cinayetlerine dikkat çekmek istedik” dedi.

‘SAYIDAN İBARET DEĞİLİZ’

Erkek devlet ve hukukunun cezasızlık politikaları kadın cinayetlerini sadece birer istatistik olarak gördüğünü söyleyen Funda Demir Bozkurt, “Oysa biz bir sayıdan ibaret değiliz, yaşamın kendisiyiz. Yaşamın öznesiyiz. Yaşamın öncüsüyüz. Erkek egemenlikli ulus devlet pratiği, savaşlar yoluyla, özel savaş politikalarıyla, gericilik ve faşizmle, cinsiyetçi argümanlarıyla, kadınları ikincilleştiren pratiğiyle kadınları yaşamdan koparıyor. Yaşamın ve toplumsallaşmanın öncüsü olan kadını hedef alıyor. Erkek egemenlikli sistemin kadınların hayatı üzerindeki tahakkümünü sürdürmek için kadınların yaşamını hedef alıyor. Bedenlerimizi ve ruhlarımızı, düşüncelerimizi birer savaş alanı olarak görüyor. Bunu da normalleştirmeye çalışıyor. Normalleştirmek isterken balkondan uçtuğumuzu, intihar ettiğimizi, namussuz olduğumuzu, kocalarımızın isteklerini geri çevirdiğimizi, çocuklarımıza iyi anne olmadığımızı ve bunlar gibi kadın düşmanı onlarca söylemi kullanmaktan çekinmiyor” diye konuştu.

‘ÜLKE KADINLAR İÇİN CEHENNEM VE MEZARLIK’

Ülkenin kadınlar için koca bir mezarlık, bir cehennem olduğunu söyleyen Funda Demir Bozkurt, “Rojin Kabaiş, Fatma Altınmakas, İpek Er, Şule Çet, Gülistan Doku, Özgecan Aslan, Emine Bulut, Fatma Nur Çelik ve kızı Hira, Narin Güran, Leyla Aydemir ve daha ismini sayamadığım binlerce kadın ve çocuk bu ülkede erkek devlet şiddetiyle yaşamdan koparılmadı mı? Bu isimler bir sayı değil, istatistik değil; yaşamdan koparılan, hikayeleri yarım kalan insanlar. Ve biz geride kalan kadınlar henüz öldürülmediğimiz için gidenlerin mücadelesini yürütüyoruz. Mücadelemiz de isyanımız da büyük. Büyük bir insanlık krizine dönüşmüş olan kadın cinayetleri ve kadına yönelik her türlü şiddete karşı omuz omuza direniyoruz. Yaşamlarımızı hiç kimsenin inisiyatifine bırakmıyoruz. Yaşam hakkımızı pazarlığa açmıyoruz. Saçlarımızın örgüsüyle, direniş ruhumuzla ve ‘Jin, jiyan, azadî’ felsefesiyle özgür toplumun öncüsü olmayı kendimize borç biliyoruz. Susmayacağız, itaat etmeyeceğiz. Yaşamlarımıza sahip çıkacağız” diyerek konuşmasını bitirdi.

Yarışma komisyonu adına konuşan Eğitim Sen Yönetim Kurulu üyesi Lokman Babat, “Özgür yaşam için mücadele eden herkes Rojin’in yoldaşıdır. Hakikat ortaya çıkıncaya kadar mücadele edeceğiz” dedi.

NİZAMETTİN KABAİŞ’TEN ÇAĞRI

Ardından konuşan Rojin Kabaiş'in babası Nizamettin Kabaiş, “İspanya’ya gönderilen telefonu açmadılar. Savcılara sesleniyorum; farz edin ki Rojin’in telefonu yok. Peki, siz diğer kanıtları niye incelemiyorsunuz? Biz çok büyük bir acı yaşıyoruz. Rojin’in akıbeti bulunsun” diye konuştu.

ÖDÜLLER SAHİPLERİNİ BULDU

Kürtçenin Kurmancî ve Kurmançkî lehçeleri ile Türkçe dalında ödüller sahiplerine verildi.

Kurmancî'de "Dergûş" öyküsüyle Nûjiyan birinci olurken, “Çi bû yeqîn bikin” öyküsüyle Kenan Örnek ikinci, "Nanê Tenûrê" öyküsü ile de Abdurrahman Demir üçüncü oldu. Kürtçe Juri Özel ödülünü ise “Roj-În-Ava” öyküsüyle Heval Dilbahar kazandı.

Kurmançkî ödüllerinde ise “Xelay” öyküsüyle Yakup Taşçı birinci, “Zeriya Golî Wanî” öyküsüyle Erkan Yıldırım ikinci, “Hevala masiyan” öyküsü ile de Çîno üçüncü oldu. Kurmançkî ödüllerinin Juri Özel Ödülü ise Ömer Biçer’in oldu.

Türkçe öykü dalında ise “Sarkaç” öyküsüyle Emine Koç, “Annemin Beşiğini Sallıyordum” öyküsüyle Sümeyye Koşmak ikinci, “Ağla Yusuf Ağla” öyküsüyle İbrahim Şaşma ise üçüncü oldu. “Kalan” öyküsü ile de Savaş Akman Juri Özel Ödülü'nün sahibi oldu.

İran Dışişleri: Hürmüz Boğazı ABD, İsrail gemileri hariç açık
İran Dışişleri: Hürmüz Boğazı ABD, İsrail gemileri hariç açık
İçeriği Görüntüle

Ödüllerin verilmesinin ardından tören sona erdi.

Kaynak: MA