Yazar Deniz Mahabad'ın öykü kitabı "Suyun Kırmızı Gölgesi" üzerine değerlendirmede bulunan eğitimci Seyfettin Erbeyi, "Hayatın yoğun temposu içinde algı süzgecimize takılmadan geçen anlar, Mahabad’ın anlatısında yeniden değer kazanır. Bu yönüyle kitap, geniş bir okur kitlesine hitap etmeyi amaçlayan bilinçli bir anlatı tercihi sergiler" diye belirtiyor.

"Hayatın yoğun temposu içinde algı süzgecimize takılmadan geçen anlar"
Erbeyi, kitap üzerine yaptığı değerlendirmde şu ifadelere yer verdi: "Deniz Mahabad’ın Suyun Kırmızı Gölgesi adlı ilk öykü kitabı, toplamda on altı öyküden oluşan bütünlüklü bir anlatı evreni sunmaktadır. Yazar, bu öykülerde bireysel hafızanın kıyısında kalmış, çoğu zaman önemsenmeyen ya da bilinçli olarak unutulmaya terk edilen küçük özlemleri, bastırılmış duyguları ve gündelik hayatın içinde görünmez hâle gelen ayrıntıları incelikli bir anlatımla gün yüzüne çıkarır. Mahabad, okuru rahatsız etmeden ama sürekli bir farkındalık hâli yaratarak, geçmişte bırakılmış duygularla yüzleştirir.
Bu öykülerde temel mesele, insanın olaylara bakış açısının, yaşamı anlama ve anlamlandırma sürecindeki belirleyici rolüdür. Yazar, çoğu zaman son derece sıradan görünen durumlar üzerinden, bakış açısının nasıl dönüştürücü bir güç taşıdığını gösterir. Hayatın yoğun temposu içinde algı süzgecimize takılmadan geçen anlar, Mahabad’ın anlatısında yeniden değer kazanır. Bu yönüyle kitap, geniş bir okur kitlesine hitap etmeyi amaçlayan bilinçli bir anlatı tercihi sergiler.
Mahabad’ın öyküleri, okuru sürekli bir zihinsel yolculuğa davet eder. Bir öyküde köy yaşamına duyulan özlem belirirken, başka bir öyküde modern hayatın dayattığı stres, yabancılaşma ve içsel sıkışmışlık duygusu ön plana çıkar. Mekân ve zaman arasında kurulan bu geçişler, okura kendi yaşam çizgisi üzerinde düşünme ve geçmişle bugün arasında karşılaştırmalar yapma imkânı sunar. Bu karşılaştırma, kimi zaman okuru sarsan, kimi zaman da içsel bir hesaplaşmaya yönelten bir etki yaratır.
Yazarın farklı alanlarda edindiği geniş yaşam tecrübeleri, öykülerin kurgusal yapısına belirgin biçimde yansımaktadır. Her bir öykü, farklı bir deneyim alanı üzerinden şekillenmiş; bu da anlatıların tekdüze bir yapıdan uzak durmasını sağlamıştır. Mahabad’ın özellikle öykü kurgusunu bu tecrübeler üzerine inşa ettiği görülür. Bu durum, anlatıların hem inandırıcılığını artırmakta hem de okurla güçlü bir bağ kurulmasına olanak tanımaktadır.
Her öykünün farklı yaşantılar ve ruh hâlleri üzerine kurulmuş olması, kitabın hedeflediği okur kitlesini genişletirken; yazarın bu çeşitliliğe rağmen kullandığı dilin sade, akıcı ve hayatın içinden olması dikkat çekicidir. Öykülerde sıkça karşılaşılan iç monologlar ve kahramanların iç sesleri, okurda tanıdıklık hissi uyandırır. Bu tanıdıklık, kimi zaman bir tebessümle, kimi zaman da derin bir iç çekişle karşılık bulur."
Yüzleşme çağrısı
Kitabın psikolojik ve düşünsel yüzleşme çağrısı üzerine Erbeyi, şunları kaydediyor:
"Suyun Kırmızı Gölgesi, yaşadığımız hâlde fark edemediğimiz, bildiğimizi sandığımız hâlde aslında öğrenemediğimiz olayları; zihnimizin “gereksiz tecrübeler ve bilgiler deposu” olarak kenara ittiği anları farklı bakış açılarıyla yeniden sunar. Bu yönüyle kitap, yalnızca edebî bir okuma deneyimi değil, aynı zamanda psikolojik ve düşünsel bir yüzleşme alanı açar."
Deniz Mahabad’ın bu ilk öykü kitabı
Erbeyi, öykü kitabı üzerine değerlendirmesini şöyle noktaladı:
"Sonuç olarak Deniz Mahabad’ın bu ilk öykü kitabı, insan psikolojisine uzak olmayan, aksine insanın iç dünyasına cesurca yaklaşan anlatılardan oluşmaktadır. Yazarın analiz gücü, karakterlerin ruh hâllerini çözümlemedeki başarısı ve gündelik hayatın sıradan görünen ayrıntılarını edebî bir dile dönüştürme becerisi dikkat çekicidir. Suyun Kırmızı Gölgesi, okurunu düşünmeye ve kendi iç dünyasına kulak vermeye çağıran güçlü bir ilk kitap olarak değerlendirilebilir."




