Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink, katledilişinin 19’uncu yılında, katledildiği yer olan Sebat Apartmanı önünde anıldı. Sebat Apartmanı’na Hrant Dink’in fotoğrafının bulunduğu “Buradayız Ahparik yazılı pankart asıldı. Anmada sık sık “Hepimiz Hrant’ız hepimiz Ermeni’yiz”, “ Yaşasın halkların kardeşliği”, “Öldür diyenler yargılansın”, “Hepimiz Hrant’ız hepimiz Ermeni’yiz”, “ Savaşa hayır barış hemen şimdi”, “Bu daha başlangıç mücadeleye devam”, “Siyasi tutsaklara özgürlük” , “Katilleri koruyan cinayette ortaktır” sloganları atıldı.

Anmada ilk önce Silivri Cezaevi’nde tutuklu bulunan Şişli Belediye Başkan Yardımcısı Ebru Özdemir’in yolladığı mektup okundu. Mektupta, “Sevgili Hrant düştüğün yer bir adres olmaktan çıktı, ülkenin yüzleşmekten kaçtığı bir yer oldu. Arkadaşların her yıl adalet talep ediyor. Zamanla zayıflamadı adalet talebi tersine arttı. O kaldırımda susarak konuşmayı öğrendim. Sen bize korkunun düşen vicdanın dilini öğrettin. Bugün orada değilim bu satırları Silivri’den yazıyorum. Orada olamazsak da hala şu soruyu soruyoruz. Adalet neden sağlanmadı? Alışamadık vazgeçmiyoruz senin adını ve mücadeleni büyüyoruz” ifadeleri yer aldı.

Silivri Cezaevi’nde tutuklu bulunan Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan ise yolladığı mektupta “Sevgili Hrant Dink, hiç tanımadığım abim. Sanmayın yanınızda değilim ben de oradayım. Sebat Apartmanın önündeyim. Her yıl öfkeye, savaşa inat kardeşlik duygularıyla bir araya gelen siz değerli dostlarla birlikteyim. Siz de benimlesiniz. Hrant’ın izinde adaletin peşinde olacağız” dedi.

Demirtaş'ın yargılandığı dava için İstinaf sonucu beklenecek
Demirtaş'ın yargılandığı dava için İstinaf sonucu beklenecek
İçeriği Görüntüle

‘İNATLA VE SEBATLA BURADAYIZ’

Ardından Bakırköy Kadın Kapalı Cezaevi’nde tutuklu bulunan Gezi direnişçilerinden Çiğdem Mater’in mektubu okundu. Çiğdem Mater, “Sevgili Hrant sen ilk değildin katillerin utanç ve suçluluk hissetmedi. İnatla ve sebatla buradayız. Evet, ama aynı zamanda mahcubiyetle. Sevgili Hrant’ınm, sen ilk değildin. Katillerinin utanç yada suçluluk hissetmeden, hesap vermeden, huzurla evlerinde aileleriyle mutlu mesut yaşamayı sürdürdükleri geniş kayıplar aydınlığımızda ne yazık ki ilk değildin. Son da olmadın. Senden omuz alıyorum. Umutsuz olmaya haklımız yok. Bugün o umudun kendini acıtarak anımsattığı gün. Uzakta da olsak aklımız o umutta” diye belirtildi.

Silivri Cezaevinde tutulan Osman Kavala’nın mektubun da ise şunlar ifade edildi: “Bu cinayetin aydınlanması için bir araya gelen insanlara mücadele arzı verdiğini belirterek şu ifadelere yer verildi: “Hrant'ın düşünceleri, üzerimizde derin izler bırakmış şahsiyeti ve olduğu Agos'un 30 yıldır taze kalan nefesi, geçmişle adil biçimde yüzleşilmesini savunan, çocukların katile dönüştürülmediği bir gelecek için uğraş veren ve herkes için adalet talep eden bizler için en hakiki biçimde yol gösterici oldu. Kuşkusuz Hrant'ın dostları, Hrant'ın farklı ve Agos bu engebeli yolda sebatla yürümeye devam edecek. Hrant'ın cinayetinin tam manasıyla aydınlatılacağına ve adaletin ülkemizde hükümran olacağına dair inancımızda, umudumuzda eksilmek olmayacak. Bu duygu ve düşüncelerle sizlerle birlikte Hrant Dink'i sevgiyle, saygıyla anıyor, ailesinin ve dostlarının verdiği adalet mücadelesini selamlıyorum.”

‘AGOS BİRÇOK KADININ HAYATINI ŞEKİLLENDİRDİ’

Anma konuşmasını ise Hrant'ın arkadaşları adına Agos Gazetesi çalışanı Leda Özber, yaptı. Leda Özber, "Agos Gazetesi'nin kuruluşunun 30. Yılındayız" diyerek sözlerine söyle devam etti: “Muhabirinden aşçısına, muhasebecisinden yazı işleri müdürüne, grafikerinden köşe yazarına pek çok kadın emekleriyle hem çalışma ortamına hem de yayınlarımıza rengini verdi. Agos, ben dahil birçok kadının hayatını şekillendirdi. Kimimiz için çalışma hayatında bir durak, kimimiz için adeta ev oldu. Agos'un yayın hayatına başladığı dönemde internet yaygın değildi. Bilgiye ulaşmak güçtü. Ermeni tarihine ve kültürüne ilişkin Türkçe telif ve çeviri kitapların ve makalelerin sayısı çok azdı. Geçmişini sorgulayan, bir zamanlar ailesinin Ermeni olduğunu öğrenen, Ermeni kimliğini, kültürünü tanımak isteyen birçok kişi onu ziyarete geliyordu. 90'lı yılların sonuna geldiğimizde artık sadece gazeteye yayınlanmıyor, Baronerans'ın öncülüğünde Ermeni toplumu, tarihi, kültürü ve sanatıyla ilgilenen akademisyenlerle, araştırmacılarla, öğrencilerle yakından ilgileniyorduk. 1915 ve sonrasında yaşananlar nedeniyle ayrı düştüğü akrabalarını arayanlarla da. Dayanışma merkezi gibiydik" ifadelerini kullandı.

Leda Özber’in konuşmasının ardından katledilen Gazeteci Hakan Tosun ve avukat Ali Aydın anılarak, şüpheli cinayetlere dikkat çekildi.

Konuşmaların ardından Hüsnü Arkan’ın Hrant Dink için yazdığı Ahparig şarkısı çalındı.

Kaynak: MA