Özel Haber - Veli Baltaci
Zihninde dünyayı, insanlığı ve tüm coğrafyayı kurtarma arzusu taşıyarak girdiği o parmaklıkların arkasından çıktığında kendisini bambaşka bir çağ karşıladı. Otobüs molasında elini yıkamak için musluk ararken sensörlü çeşmeyle tanışıp "buraya musluk yapmayı unutmuşlar" diyecek kadar yabancılaştığı teknoloji, ona bir bebek gibi sıfırdan öğrenme sürecini başlattı. Ancak 30 yılın sonunda onu asıl dönüştüren, Diyarbakır’ın değişen sokakları ya da akıllı teknolojiler değil; parmaklıklar arkasında kendi içine yaptığı o büyük ve derin yolculuk oldu. "Dünyayı kurtarmaya soyunmuştum, meğer asıl kurtarılması ve dönüştürülmesi gereken kişi benmişim" diyen gazeteci-yazar Bejdar Ro Amed ile 30 yıllık özgürlük mücadelesini, içsel arınmayı ve toplumsal barışın geleceğini konuştuk.

30 yıl sonra dışarı çıktığınızda zihninizde kalan ilk görüntü ve hissettiğiniz ilk duygu neydi?
Zihinsel dönüşüm alanında çalıştığım için 30 yıl aradan sonra cezaevinden çıkmak beni hiç şaşırtmadı. Sanki 10 dakika önce cezaevine girmişim gibi bir durum oldu. Ancak teknolojik anlamda ciddi bir bocalama yaşadım. İzmir'e doğru giderken otobüs mola verdi. Lavaboda elimi yıkayacağım, çeşme arıyorum ama yok. Oradaki bir adama "Burada çeşme yapmayı unutmuşlar" dedim. Adam şaşırıp "Abi elini altına ver, o kendiliğinden gelir" dedi. Teknolojiye ayak uydurma noktasında bir çocuk gibi yeniden öğrenme sürecim oldu.
Dışarıdaki hızlı kentsel ve teknolojik dönüşüm halen sizi zorluyor mu?
Evet, halen öyle. Diyarbakır'a geldim, inanılmaz değişmiş. 50 Metre, Dünya Kavşağı derken bambaşka, yeni bir kent kurulmuş. Çıkalı 4 yıl oldu ama halen teknolojiye ve bu yeni kente uyum sağlamada bir bebek gibiyim; ama bunu keyifle öğreniyorum.

Cezaevindeki 30 yıl boyunca ruhsal ve zihinsel direncinizi nasıl korudunuz?
Bizler siyasi bir dava uğruna girdik. Eğitsel düzeyi yüksek ve örgütlü bir yapının içinde olmak zorlukları yumuşatıyor. Tabii bu cezaevinin kolay olduğu anlamına gelmez; her saniyesi çetindir. Beni ekstra koruyan şey zihinsel dönüşüm alanında çalışmam oldu. Hatta çıkarken cezaevine teşekkür ettim. Cezaevi bana hayatımın en büyük derslerini öğreten bir okul, bir akademi gibiydi. O süreci yaşamasaydım bugün 15-16 kitaba imza atmış, içsel dönüşümü kavramış biri olamazdım.
23 yaşındaki o genç adam ile 53 yaşındaki Bejdar Ro Amed arasında nasıl bir fark var?
Arada 100.000 yıl fark var desem abartı olmaz. Cezaevine girerken dünyayı, kadını, çocuğu, herkesi kurtarmaya soyunan çok idealist bir adamdım. Bir baktım ki aslında kurtarılması gereken benmişim. Devrimci maskeyi takınca arınmış olduğumuzu sanıyorduk ama önce dönüşümü kendimde yapmam gerektiğini gördüm. Ben neysem dünya odur; ben temizlenirsem dünya da temizlenmeye başlar diye öğrendim.
30 yıl boyunca dostların vedalarına tanık oldunuz. Oradaki dostluklar dışarıdan nasıl ayrışıyor?
Dava arkadaşlığı bambaşka bir şeydir, ağır bedeller ödedik. Ancak binlerce savaşı incelediğimde, birçok arkadaşın sadece dava kalıbında kaldığını gördüm ve üzüldüm. Marksizm, Leninizm, Küba, Kuzey Kore, Vietnam... Hepsi çöktü veya çürüdü. Eğer bundan ders çıkaracaksak ne yaptığımıza değil, kim olduğumuza bakmalıyız. Doğru bir dava arkadaşlığı insanın kendisini zihinsel olarak arındırmasından geçer.

İçerideyken siyasi iklimi yakından takip ettiniz. Geçmişteki çözüm süreçlerini ve şimdiki süreçleri nasıl görüyorsunuz ?
Cezaevindeyken Özal’dan Erdoğan’a onlarca başbakan ve cumhurbaşkanı değişti. Öcalan’ın da belirttiği gibi, aslında bu süreç 1993 yılında bitmeliydi. 1993’ten bugüne gelen süreç bir tekrardır. Sorunu sadece devlete atarsak yanılırız. Devletin büyük komploları ve handikapları vardı ama bizlerin de büyük çıkmazları vardı. Handikaplarımızı zamanında görebilseydik süreç 93'te büyük adımlarla ilerleyebilirdi. Yine de bugün barış için atılan adımlar eksiğiyle fazlasıyla çok kıymetlidir.
Siyasetin ve kurumların geçmiş hatalardan ders çıkardığını düşünüyor musunuz?
Bir bütün olarak ders çıkarıldığını düşünmüyorum. Halen klasik, dar ve ideolojiye boğulmuş bir yapı var. Öcalan da "Artık ideoloji %20, pratik politika %80 olmalı" diyor. Pratik politika; adı ne olursa olsun bize karşı düşmanlık yürütmeyen hiçbir insanı ve bu davaya emek vermiş kimseyi dışlamamaktır. Köklü şekilde siyasetimizi değiştirip esnek ve demokratik bir duruş sergilemezsek bu hareket kaybetme sınırına gelir.

Kürt halkının talepleri ve kurumların mevcut durumu hakkında ne düşünüyorsunuz?
Halkın dil, kimlik ve varoluş talepleri tamamen haklıdır. Ancak bu halk 50 yıllık savaştan sonra yeni bir savaş değil; birlik ve demokrasi istiyor. Ne var ki kendi kurumlarımız çok bürokrasiye boğuldu. Son dönemlerde para, makam, mevki ve ihale gibi konularla anılan isimler var. Bu sakıncalı durumlar için ciddi soruşturma komisyonları oluşturulmalı ve insanların kafasındaki şüpheler giderilmelidir. Bizi bölen bu bürokratik yaklaşımlardan kurtulmalıyız.
Gerçek bir çözümün zemini nedir ve barışa inancını yitiren gençlere ne söylemek istersiniz?
Gerçek özgürlük devletten değil, insanın kendinden özgürleşmesiyle başlar. Egosundan, hırslarından, korkularından ve ideolojik dogmalarından özgürleşmeyen kimse barış getiremez. Karamsar olmamak gerekir; bu dönem bir onarma dönemidir. Sadece kendi içimizde değil; Karadeniz’e, Ege’ye, Yozgat’a, Amasya’ya açılıp kendimizi doğru anlatmalıyız. Atılan adımlar ve mevcut çerçeve yasa bir samimiyet ve sınama imzasıdır. Öcalan’ın da dediği gibi: "1000 kilometrelik yol ilk adımla başlar." Bu adımı doğru okuyup samimiyetle büyütmek zorundayız.
Bejdar Ro Amed kimdir
Bejdar Ro Amed (gerçek adı Enver Özkartal), 1969 yılında Diyarbakır'da doğan gazeteci, yazar ve cezaevi yazarIdir. Uzun yıllar cezaevinde kalan ve Kitapyurdu.com gibi platformlarda eserleri bulunan yazar, felsefi, tarihi ve toplumsal konularda makaleler ve kitaplar kaleme almaktadır.
1969 yılında Diyarbakır'da dünyaya geldi.
Gazetecilik yaptı ve siyasi gerekçelerle müebbet hapis cezası alarak Diyarbakır, Midyat Muş ve çeşitli cezaevlerinde tutuklu kaldı.
Yasal süreçlerin ardından nüfus adını resmi olarak mahlası olan Bejdar Ro Amed ile değiştirdi.
Tarihsel süreçler, insan doğası, felsefe ve toplumsal yapılar üzerine araştırmalar yapıp yazılar yazmaktadır.




