Ons altın 4 bin dolar seviyesinin üzerinde tutunmaya çalışırken, piyasalar özellikle ABD Merkez Bankası'nın (Fed) faiz politikasına ilişkin yeni sinyalleri bekliyor. Doların seyri, ABD tahvil faizleri ve jeopolitik riskler ise altının yönünü belirleyecek diğer önemli başlıklar olarak öne çıkıyor.
Altın, son yıllarda küresel piyasalarda güvenli liman özelliğinin yanı sıra merkez bankalarının rezerv tercihlerindeki değişim nedeniyle de yakından izleniyor. Ancak yüksek faiz ortamı, güçlü dolar ve ABD tahvil getirilerindeki yükseliş altının önündeki en önemli engeller arasında bulunuyor.
PİYASALARIN GÖZÜ FED'DE
Altının yeni bir yükseliş dalgası başlatabilmesi açısından en kritik gelişmelerden biri Fed'in faiz politikasına ilişkin beklentiler olacak.
Faizlerin yüksek kalması, yatırımcının faiz getirisi sağlayan dolar ve ABD tahvillerine yönelmesini kolaylaştırıyor. Buna karşılık faiz indirimlerinin gündeme gelmesi, altının cazibesini artırıyor.
Bu nedenle piyasalar yalnızca Fed'in faiz kararını değil, karar sonrasında yapılacak açıklamaları ve yetkililerin gelecek döneme ilişkin mesajlarını da yakından takip ediyor.
Fed'in daha güvercin bir politika sinyali vermesi, altın açısından önemli bir yükseliş katalizörü olabilir.
Dolar zayıflarsa altının eli güçlenebilir
Altının yükselişi açısından ikinci önemli başlık dolar.
Altın uluslararası piyasalarda dolar cinsinden fiyatlandığı için doların değer kazanması genellikle altın üzerinde baskı oluşturuyor. Buna karşılık dolar endeksinde yaşanabilecek belirgin bir gerileme, altının yeniden güç kazanmasını kolaylaştırabilir.
Bu nedenle yatırımcılar aynı anda hem Fed'in faiz politikasını hem de dolar endeksini izliyor.
TAHVİL FAİZLERİ KRİTİK
Altının yönünü belirleyen bir başka önemli değişken ABD 10 yıllık tahvil faizleri.
Tahvil getirilerinin yükselmesi, yatırımcının faiz geliri elde eden varlıklara yönelmesine neden olurken, faiz getirisi bulunmayan altının cazibesini azaltabiliyor.
Buna karşılık tahvil faizlerinde belirgin bir gerileme yaşanması, altın için önemli bir destek oluşturabilir.
Dolayısıyla önümüzdeki dönemde “Fed faizleri ne yapacak?” kadar “ABD tahvil faizleri nereye gidecek?” sorusu da önem taşıyor.
Merkez bankaları altına desteğini sürdürüyor
Altın piyasasının güçlü taraflarından biri ise merkez bankalarının altın talebi.
Özellikle gelişmekte olan ülkelerin rezervlerini çeşitlendirmek amacıyla altın alımlarını artırması, fiyatlardaki olası düşüşlerde önemli bir destek mekanizması oluşturuyor.
Çin Merkez Bankası'nın uzun süredir devam eden altın alımları da piyasada yakından takip edilen gelişmeler arasında.
Merkez bankalarının talebinin güçlü kalması, altının yalnızca kısa vadeli yatırımcıların kararlarına bağlı olmadığını gösteriyor.
Jeopolitik riskler yeniden devreye girebilir
Altının yükseliş potansiyelini artırabilecek bir diğer unsur jeopolitik riskler.
Savaşların genişlemesi, küresel ticarette yeni gerilimlerin ortaya çıkması veya finansal piyasalarda ciddi bir belirsizlik yaşanması halinde yatırımcıların güvenli liman arayışı güçlenebilir.
Böyle bir ortamda dolar ve tahvil faizleri altın üzerinde baskı oluştursa bile güvenli liman talebi bu baskıyı dengeleyebilir.
Gram altın için yalnızca ons altına bakmak yeterli değil
Türkiye'deki yatırımcı açısından ise tablo biraz daha farklı.
Gram altının fiyatında ons altın ile dolar/TL kuru birlikte belirleyici oluyor.
Bu nedenle ons altın bir süre yatay kalsa bile dolar/TL'deki yükseliş gram altının TL bazında değer kazanmasına neden olabilir.
Tersine, ons altında yükseliş yaşanırken dolar/TL'nin sakin kalması da gram altındaki yükselişin ons altındaki kadar güçlü hissedilmemesine yol açabilir.
Bu nedenle Türkiye'deki yatırımcıların yalnızca “ons altın kaç dolar?” sorusuna değil, “dolar/TL ne durumda?” sorusuna da bakması gerekiyor.
Altın hangi senaryoda yeniden hızlanabilir?
Piyasada altının güçlü bir yükseliş trendine girebilmesi için birkaç gelişmenin aynı anda gerçekleşmesi gerekiyor.
Birinci senaryo: Fed'in faiz indirimlerine yönelmesi ve ABD tahvil faizlerinin gerilemesi.
İkinci senaryo: Dolar endeksinin zayıflaması.
Üçüncü senaryo: Jeopolitik risklerin artması ve güvenli liman talebinin güçlenmesi.
Dördüncü senaryo: Merkez bankalarının altın alımlarını sürdürmesi.
Bu faktörlerin birkaçının aynı anda gerçekleşmesi halinde altının yeniden güçlü bir yükseliş trendine girmesi mümkün olabilir.
Önümüzdeki dönemin kritik sorusu
Altın piyasasında bundan sonraki süreçte asıl soru, “Altın yükselecek mi?” değil, “Altının yükselişini başlatacak hangi gelişme önce gelecek?” sorusu olacak.
Fed'in faiz politikası, doların yönü, ABD tahvil getirileri, merkez bankalarının alımları ve jeopolitik gelişmeler aynı anda takip edilecek.
Kısa vadede dalgalanma ihtimali yüksek görünürken, orta ve uzun vadede altının yönü açısından merkez bankalarının talebi ve küresel para politikalarındaki değişim belirleyici olmaya devam edecek.
Özetle; altının yeni bir yükseliş dalgası için piyasaların beklediği temel tablo, daha düşük faiz beklentisi, zayıflayan dolar ve düşen tahvil getirileri. Bu tabloya jeopolitik risklerin eklenmesi ise yükseliş hareketini daha da güçlendirebilir.



