Özgür Özel: Yeni Parti'nin adını millet koydu
Özgür Özel: Yeni Parti'nin adını millet koydu
İçeriği Görüntüle

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Sözcüsü Ayşegül Doğan, partisinin genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında, 5’inci Olağan Kongre’nin ardından dün gerçekleştirilen ilk Merkez Yürütme Kurulu (MYK) toplantısının sonuçlarını ve Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ndeki gelişmelere dair konuştu.

Sabah saatlerinde Manisa'nın Turgutlu ilçesinde bulunan İnci Üzmez Mesleki ve Teknik Eğitim Merkezi'nde yaşanan saldırılara dair konuşan Ayşegül Doğan, saldırıda yaralananlara geçmiş olsun dileklerini iletti.

MYK GÜNDEMİ

Partisinin MYK toplantısının gündemine ilişkin açıklamalarda bulunan Ayşegül Doğan, toplantıda yeni dönem çalışmaları ve görev dağılımlarının yanı sıra yeni yasama dönemi ile Barış ve Demokratik Toplum Süreci'nin ele alındığını belirtti. Ayşegül Doğan, toplantıda borsa meselesinin de gündeme geldiğini ifade ederek, söz konusu başlıkların birbiriyle bağlantılı olduğunu söyledi. Ayşegül Doğan, "Türkiye'de şiddet kültürünün yarattığı sonuçları hayatın her alanında yaşıyoruz. O yüzden bir kökten değişim ve dönüşüme, demokratikleşmeye ihtiyaç olduğunu söylüyoruz ve bunun tek bir meseleyle odaklı olmadığını söylüyoruz. Ekonomik boyutları açısından, sosyal politikaları açısından, eğitim politikaları, sağlık politikaları bütün bu alanlara baktığımızda ülkede maalesef bir dökülme hali yaşandığını görüyoruz" ifadelerini kullandı.

'YENİ DÖNEM HAZIRLIKLARI'

Partisinin yeni dönem hazırlıklarına dair konuşan Ayşegül Doğan, "Yeni döneme sadece itiraz eden değil, sadece muhalefet eden değil, ülkeyi yönetmeye, demokratik değişim ve dönüşümü başarmaya kararlı bir kurucu siyasi özne olma iddiasıyla hazırlanıyoruz" dedi. Partisinin yeni dönem planlamalarının hazırlıklarını yaptığı bilgisini veren Ayşegül Doğan, "Önümüzdeki dönemin tüm planlaması, hazırlıkları, Merkezi Örgütlenme Komisyonumuz başta olmak üzere diğer tüm komisyonlarımızın çalışmaları da bu iddiaya uygun ve yaraşır bir şekilde hazırlanıyor. Kimliği inancı, dili, kültürü, cinsel yönelimi, yaşam biçimi ya da herhangi bir başka farklılığı nedeniyle ayrımcılığa maruz kalan, haksızlığa uğrayan her kim olursa olsun, hangi toplumsal kesim olursa olsun onlarla yan yana gelmeye ve onlarla mücadeleyi büyütmeye devam edeceğiz. Emeği sömürülen, yoksulluğa ve eşitsizliğe maruz kalan ve buna itiraz eden, bunun için mücadele eden herkesle yine yan yana olmaya ve bu mücadeleyi büyütmeye devam edeceğiz. Doğayı savunan, yaşamı savunan, yaşam hakkı için ağır bedeller ödeyenlerle mücadelemizi birlikte büyüteceğiz" diye belirtti.

'YASA SİLSİLESİNİN İLK ADIMI'

Ayşegül Doğan, Barış ve Demokratik Toplum Süreci'nde gelinen aşamaya dair ise sürece tüm eksiklerine rağmen odaklandıklarını belirtti. Meclis'te kabul edilen çerçeve yasa kanununun kendileri açısından ilk adım olduğu söyleyen Ayşegül Doğan, "Bu bir yasa silsilesinin ilk adımı bizim için. Kürt meselesinde şiddetin devreden çıkarılmasına yönelik atılan adımlar beraberinde önemli siyasi ve hukuki imkanlar yarattığı kadar da tarihsel sorumlulukları da ortaya çıkarıyor. DEM Parti İmralı Heyeti'nin son olarak adada Sayın Öcalan ile yaptığı görüşme bu kanundan sonraki ilk görüşmeydi. O görüşme sonrası görüşmenin hem içeriğine ilişkin hem de Sayın Öcalan'ın mesajlarına ilişkin kamuoyuyla heyetimiz zaten gerekli açıklamayı yazılı bir biçimde paylaştı. Akabinde bu görüşmenin silahsızlanmaya dair ilgili taraflar arasında yani devlet yetkilileri, Sayın Öcalan ve Hareket Yönetimi arasındaki temaslar sürüyor. Tarafların zaman zaman konuya dair yaptıkları açıklamalardan da bu temasların ve silahsızlanmayla ilgili çalışmaların sürdüğünü görmek mümkün" dedi.

ÖNEMLİ GELİŞMELERİN YAŞANMASINI BEKLİYORUZ'

Yakın zaman içerisinde Barış ve Demokratik Toplum Süreci'ne dair önemli gelişmelerin olacağını ifade eden Ayşegül Doğan, "Önümüzdeki günlerde silahsızlanmaya dair önemli gelişmelerin olmasını bekliyoruz. Çünkü silahsızlanmaya ilişkin saha çalışmaları karşılıklı bir şekilde yürütülüyor. Yani bunun için kurulu mekanizma çalışıyor. Kamuoyuyla paylaşılabilecek somut gelişmeler olduğunda silahsızlanmaya ilişkin bunlar kamuoyuyla paylaşılacaktır. Pratik olarak alanda yürütülen çalışmaların karşılık bulması ve etkin bir şekilde devam edebilmesi için Sayın Öcalan'ın söz konusu kurulda silahsızlanma ve siyasallaşma koordinatörü olarak çalışmalara resmen başlaması son derece önemlidir. Bu adım bir etki yaratacaktır. O yüzden bunun önemli olduğunu düşünüyoruz. Bunu MYK toplantımızda bir kez daha değerlendirdik" şeklinde konuştu.

'SAYIN ÖCALAN KURULDA YER ALMALIDIR'

Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'ın süreçteki misyonunun önemine dikkat çeken Ayşegül Doğan, devanla şunları söyledi:

"Pratik olarak alanda yürütülen çalışmaların karşılık bulması ve etkin bir şekilde devam edebilmesi için Sayın Öcalan'ın söz konusu kurulda yer alması gerekir. Silahsızlanma ve siyasallaşma koordinatörü olarak çalışmalara resmen başlaması son derece olumlu bir etki yaratacaktır. O yüzden bunun önemli olduğunu düşünüyoruz. Silahsızlanma ve siyasallaşma çalışmalarına böylelikle katkı sunacak birtakım çalışma gruplarına da ihtiyaç olacak. Onların da belirlenebilmesi için, oluşturulabilmesi için ve hızla bu çalışmaların sonuca doğru ilerleyebilmesi için önemli olacak bu gelişmeler. Dolayısıyla Sayın Öcalan’ın rolünü tek boyutlu değil, çeşitli boyutlarıyla birlikte konuşmak gerekiyor. Bir yandan silahsızlanma bir yandan da siyasallaşma. Çünkü bu süreç, çatışmadan demokratik siyasete kalıcı bir biçimde geçiş süreci. Tüm mekanizmaların da buna uygun bir şekilde çalışması gerekiyor.

ALT KOMİSYONLARA DAİR BİLGİLENDİRME YAPILMADI

Yasa sonrası kurulan Takip ve Değerlendirme Kurulu neticesinde bugün bu tartışmaları yürütebiliyoruz. Yasanın da öngördüğü Takip ve Değerlendirme Kurulu ilk toplantısını 24 Ağustos'ta yapmıştı. Biz de akabinde yaptığımız bir basın toplantısında Merkez Yürütme Kurulumuz sonrasındaki tartışmalarla beraber şunu ifade ettik; Bu kurulun hızlı bir biçimde oluşturulmuş olması, toplanmış olması, çalışmalarına başlamış olması, sahada çalışmaların yürütüyor olması, bunların öneminin özellikle altını çizdik. Bir kurul kuruldu ve alt komisyonlar oluşturuldu, ancak henüz kurulan bu dört alt komisyonun kimlerden oluşacağına ve nasıl çalışacağına dair kamuoyuna herhangi bir açıklama yapılmadı. Konuya ilişkin herhangi bir bilgilendirme de yapılmadı.

DEM Parti olarak bu kurulların etkin bir biçimde eş güdümlü, birbiriyle koordineli bir şekilde çalışmasının çok önemli olduğunu daha önce de ifade etmiştik. Bunu yineliyoruz.

MECLİS'TE BU DÖNEM ÖNEMLİ BİR DÖNEM OLACAK

1 Ekim'de başlayacak olan yeni dönemin, barış ve demokrasi için çok önemli bir dönem olacağının altını çiziyoruz. Çatışmanın kalıcı olarak sona erdirilmesi, demokratik siyasetin güçlenmesi ve siyasallaşmanın önündeki engellerin kaldırılması için Meclis’in çok önemli sorumlulukları var. Tüm siyasi partilerin ve tabii ki Meclis Başkanlığı'nın da özel olarak yapabileceği çok kritik işler var. Bu konuda Meclis Başkanı Sayın Kurtulmuş zaman zaman kamuoyunu bilgilendiriyor. Yapılması gerekenlere ilişkin açıklamalar yapıyor.

KAPSIYICILIK ESAS ALINMALI

Yeni yasama dönemine ilişkin biz de hazırlıklarımızı tamamlamaya çalışıyoruz. Yoğun bir dönem olacak. Çerçeve yasaya göre, Meclis Başkanı'nın da ifade ettiği üzere bir izleme kurulunun oluşması gerekiyor. Bu izleme kurulunun çalışmalarının da Meclis açıldıktan hemen sonra kuruluş çalışmalarının tamamlanması gerekiyor. Bunu da zamana yaymamak gerekiyor ki bu kurullar birbiriyle koordineli bir biçimde çalışabilsinler. Yine izleme komisyonu ile ilgili söylemek istediğimiz çok önemli bir not var; O da adil bir temsiliyetle üyeliklerinin oluşturulması. Kapsayıcı bir şekilde olması gerekir. Tıpkı Milli Dayanışma Kardeşlik Demokrasi Komisyonunda; katılımcılık, kapsayıcılık esas alınmalı. Adil bir temsiliyetin oluşturulması gerektiğini düşünüyoruz. Atılacak her adımın bir sonraki adımı tamamlayacak ve sürecin bütünlüklü bir biçimde ilerlemesini sağlayacak şekilde planlanması gerektiğini düşünüyoruz.

HUKUKUN ÜSTÜNLÜĞÜ İŞLETİLMELİ

Bir de demokratikleşme başlığımız var. Kamuoyunun yakından ve ilgiyle takip ettiği bir başlık. Milli Dayanışma Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu'nun ortak raporundan bu yana gündeme alınan beklenen ve uygulanması talep edilen bizim tarafımızdan da takip edilen ve uygulanmasının çok önemli olduğunu düşündüğümüz bir başlık. Barış aynı zamanda insanların haklarının tanındığı, mağduriyetlerin giderildiği ve geleceğe güvenle bakabildikleri bir siyasal ve toplumsal düzeni ifade eder. Burada yargı meselesi de çok önemli bir başlık olarak karşımızda duruyor. Tartışmalı hale gelmiş bir yargıdan, adil işleyen tarafsız ve bağımsız bir yargıdan artık bahsetmemiz gerekiyor. Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının eksiksiz bir biçimde uygulandığı, ivedilikle uygulandığı bir dönem olmalı bu dönem. Hukukun üstünlüğünün herkes için istisnasız bir biçimde işletilmesi gerekiyor.

BARIŞI VE DEMOKRASİYİ ÖRGÜTLEMEYE DEVAM EDECEĞİZ

Farklı formatlarda, farklı biçimlerde, farklı şehirlerde, Türkiye'nin dört bir yanında barışı ve demokrasiyi örgütlemeye en güçlü bir şekilde, aynı zamanda da yeniden yapılanmaya ilişkin örgütleme çalışmalarımızı sürdürmeye devam edeceğiz. Yine bu süreçte birtakım tartışmalar, özellikle Sayın Öcalan'a ilişkin tartışmalar var. Sayın Öcalan'ın rolü, etkin liderlik hakikati hepimizin malumu artık. Türkiye'de yıllardır tartışılagelen bir konu ama son yıllarda kendi liderlik gücü, etkisi, kapsamı zaten herkesçe görülüyor. Dolayısıyla bu süreçte Sayın Öcalan'ın fikirlerini kamuoyuyla doğrudan paylaşabilmesinin, hep söylenegeldiği üzere gazetecilerle, farklı toplumsal kesimlerle, hak savunucularıyla, siyasetçilerle, akademisyenlerle, her kimle görüşmek istiyorsa, sürecin etkin bir biçimde işleyebilmesi için iletişim olanaklarının sağlanabilmesi MYK'nin gündemindeydi.

YENİ BİR DİLE İHTİYAÇ VAR

Yine son dönemde kullanılan dil yalnızca Sayın Öcalan’a dönük değil. Genel olarak kullanılan dilin değişmesi gerektiğine ilişkin çok tespit yaptık. Fakat tespit yapmak yetmiyor. DEM Parti de dahil olmak üzere hepimizin yeni bir dile ihtiyacı var. O yüzden tekrar ediyoruz; Barış gibi tarihsel öneme sahip bir mesele karalama, spekülasyon ve manipülasyonla değil hakikate dayalı sorumlu bir dille yapılmalı, böyle ele alınmalıdır. Gayri ciddi yaklaşımlarla değil ciddiyetle yaklaşarak barışı ve demokratik toplumu; hep birlikte eşit ve demokratik yaşam hakkını sağlayabiliriz."

Kaynak: MA