Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, İlke TV’de yayınlanan Konuşma Zamanı programında Dilek Odabaş’ın sorularını yanıtlayarak gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Bu yıl kutlanan Newroz'un çok öğretici olduğunu ve kutlamalara olan ilginin yapılan eleştirilere cevap olduğunu belirten Bakırhan, "Son yıllarda Sayın Öcalan'a dönük taleplerin, sloganların bu kadar gür, güçlü bir şekilde atıldığı bir Newroz oldu. Konuşmalarla uyumlu sloganlar, talepler dile getirildi. Mesaj netti; 'Biz bu sürecin arkasındayız, süreci destekliyoruz. Bu süreci yürüten, oluşmasında büyük katkısı olan, çağrısıyla bu süreci başlatan sayın Öcalan'ın desteğimizi Newroz alanların yeniliyoruz.' Hem partimize sahip çıktılar hem sürece sahip çıktılar" dedi.

Leyla Zana’dan Newroz sonrası İmralı çıkışı
Leyla Zana’dan Newroz sonrası İmralı çıkışı
İçeriği Görüntüle

'PROVOKASYON TALİMATLA YAPILDI'

Kocaeli ve Van'da Newroz kutlamalarına gölge düşürme uygulamaları yaşandığına dikkat çeken Bakırhan, Kocaeli ve Van'a "süreç uğramamış" diye konuştu. Konya'nın Kulu ilçesindeki Newroz kutlamasının görkemli olduğunu ifade eden Bakırhan, batıda ve İç Anadolu'da kitlesel katılımlı Newroz kutlamalarının önemine vurgu yaptı. Wan'daki Newroz kutlaması girişinde yanındaki heyetle beraber yaşadığı provokasyonu hatırlatan Bakırhan, "Oradaki o kolluk kendi düşüncesiyle böyle bir yaklaşım içerisine girdiğini düşünmüyorum. Bir yerlerden talimat alınmış" diye kaydetti.

Doğru öncülük ile halkın talepleri görüldüğü zaman halkın da katılımının yüksek olduğuna dikkat çeken Bakırhan, "Bafil Talabani'nin, Neçirvan Barzani'nin Sayın Öcalan'ın İlham Ehmed'in mesajlarının aynı anda Newroz meydanında peşisıra okunması ve hepsinin halk tarafından alkışlanması, destek görmesi çok önemliydi. Son dönemde İran'daki son emperyalist müdahale, Suriye'deki durum, Irak'ta işte Kürtlere dönük saldırılar, Türkiye'deki yürüyen süreç. Kürtler arasında partiler üstü aslında bir yaklaşım ortaya çıkardı. Tabii ki burada sürecin de buna katkısı büyük" ifadelerinde bulundu.

‘ÖCALAN İRAN’I UYARDI’

İmralı Adası’nda Abdullah Öcalan ile 1 yılı aşkın süre önce yaptıkları görüşmede İran’ın konuşulduğunu söyleyen Bakırhan şunları söyledi: “İran o zaman gündemde yoktu. O zaman burada bir avukat arkadaş da vardı. Dedi ki ‘İran'a benim mesajımı iletir misiniz?’ Dedi ki, ‘Bu operasyonlar İran'a gidiyor.’ Bak bir yılı geçti. ‘Bu operasyonlardan kendisini kurtaramaz, kurtarabileceği bir yol var. İran, sadece Kürtler değil, oradaki haklar ve inançlarla, diyalogla, müzakereyle kendi sorunlarını çözsün’ dedi” diye aktararak Abdullah Öcalan’ın mesajının “yüzde 100 olarak İran’a ulaştığını” söyledi.

'İRAN-ABD SAVAŞI ÜÇÜNCÜ DÜNYA SAVAŞIDIR'

Savaş durumlarında Kürtlerin tehdit olarak görünmesine ilişkin soruya Bakırhan, "Kürtler tehdit değil. Neden bu tür durumlarda sürekli Kürtler konuşuluyor? Bence bu soruyu sormak gerekiyor. Suriye'de hakları yok, dolayısıyla hakkını kazanmak için örgütlü bir mücadele yürütüyor. Irak'ta bir statü var, kabul etmek gerekiyor ama orada da bir güven sorunu var. İran'da her gün Kürtler idam ediliyor, Kürtler katlediliyor. Dolayısıyla şunu söylemek lazım, niye Kürt ilk akla geliyor? Çünkü hakkı yenildiği için en örgütlü, dinamik, mücadele eden kesim olduğu için. Peki Kürtler bu kadar konuşulmasına rağmen, Kürtler nasıl bir tutum sergiliyor? Kürtler Suriye'de de sadece kendi güvenliklerini korudular. IŞİD'i, çürümüş Esad rejimini Kürtler icat etmedi. Kürtler Şam'la da hiçbir zaman kavgaya girişmedi. Şam saldırdığı zaman kendi güvenliğini almak için mücadele etti. Irak'ta da Kürtler Irak'ta bir savaş sürerken Bağdat'ta saldırmadı. Kürtleri kendi yaşadıkları bölgelerde kendi önlemlerini aldı, kendi güvenliklerini aldı. İran'da da öyledir. Üçüncü Dünya Savaşı'nın bir küçük prototipi orada hayattadır ya da hayata geçirilmeye çalışılıyor. Bakın, Kürtler Tahran'a saldırmıyor sadece o Kürdistan bölgesinde kendi güçlerini, kentlerini, köylerinde insanların yaşadığı yerlerde duruyor. Kendisine saldırırsa bir savunma oluşturuyor, bir karşılık veriyor. Ne kadar kıymetli bir şeydir. ABD'nin hesabına orada koşmuyor. İsrail'in hesabına göre orada mücadele etmiyor ya da onun hesabına gelecek bir pozisyon içerisinde değil, rejime mesaj veriyor. 'Zulme, vahşete, 100 yıllık inkâra rağmen ben fırsatçılık yapmıyorum ama diyalogla, müzakereyle, sorunu çözmekten yanayım' mesajı veriyor ve çok değerlidir" diye vurguladı.

'KÜRTLER KİMSENİN PARALI ASKERİ DEĞİLDİR'

İran'da Kürt partilerinin oluşturduğu ittifaka değinen ve Türkiye tarafından ittifaka yönelik "takip ediyoruz, müsade etmeyeceğiz" açıklamalarına değinen Bakırhan, "Türkiye aslında büyüklüğünü şöyle gösterebilirdi, İran'daki, Irak'taki, Rojava'da, Kürtler merak etmeyin, 'Biz sizin demokratik taleplerinizin yanındayız' diyebilirdi. Bunu demek çok zor değil ama işte kafadaki o Kürt inkarı bunu demeyi engelliyor. Bunu demenin zamanı geçmedi İran'da bir araya gelen Kürtleri tehdit olarak göreceğine onları terörist ilan edeceğine şunu desene. İran’da olduğu gibi Kürtlerin bir araya gelmesi ortak bir cephe oluşturması çok kıymetlidir, değerlidir. Ama Kürt'ün hareketi geçeceği zamana Kürtler karar verir. Eğer rejim Kürt bölgelerine, Kürt kentlerine saldırırsa Kürt kendisini savunur. Uluslararası emperyalist güçlerin ne yaptıkları önemlidir. Ama ne yaptıklarının bir parçası biz değiliz ve olmamalıyız. Kürtler kimsenin paralı askeri değildir” dedi.

'BU ÇÖZÜM İRADESİ DEĞİL'

AK Parti Genel Başkanvekili Efkan Ala’nın "Hangi düzenlemenin nasıl yapılacağı hukukçuların işi. Önemli olan düzenlemenin sürece pozitif katkı sunması. Örgütün sahada silah bırakmayı tamamlaması halinde süreç yasaları çıkarılır" açıklamasına değinen Bakırhan, "Bir süreç yönetim dili değil. Aslında bir sorumluluktan sıyrılmadır. Bu çözüme bir katkı sunmaz. Bu bir çözüm iradesi değil. Açık söylüyorum iktidar süreci daha önce buzdolabına kaldırmıştı. Bu açıklamalar sürecin bekleme odasına alacak bir yaklaşım gibi duruyor. Bu yaklaşımdan uzak durmak gerekiyor" diye belirtti.

'BAHÇELİYİ BU NOKTAYA GETİREN DURUM NE?'

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin “Anadolu huzura, Öcalan umuda, Ahmet’ler makama, Demirtaş yuvasına dönene kadar kararımız nettir” açıklamasını hatırlatan Bakırhan, bu hafta ise Bahçeli'in bu haftaki grup toplantısında sürecin arkasında olduğunu ama aceleye gerek olmadığını dile getirdiğini söyleyerek "Oradan buraya Bahçeli'yi getiren biraz daha bekleyelim noktasına getiren durum nedir?" diye sordu.

Partisinin bir yeniden yapılanma sürecinde olduğunu söyleyen Bakırhan, isim konusunda bir karara varılmadığını ifade etti. Bakırhan, "Yani bu klasik bir parti değil. Cezaevinde çıkanın, sürgünden gelenin, geleceklerin resmi yönetici olmak istemeyip ama niteliğiyle birikimiyle katkı sunanın zeminidir. Bir de biz sadece Kürtlerin partisi değiliz. Biz de bir Kürt, beş tane sosyalist bileşen partimiz var. Bunun yanında en az bunun yarısı kadar da birleşenleri, birey birleşenlerimiz var” diye konuştu.

‘YASALARI ÇIKARMAYA ENGEL NE?

Sürece ilişkin özel yasalar için çalışmaların başlatılması gerektiğini söyleyen Bakırhan, parti olarak kendi hazırlıkları olduğunu söyleyerek detay vermedi. Van ve Merdin Belediye eşbaşkanlarının bir an önce görevlerine dönmesi gerektiğini vurgulayan Bakırhan, “Meclisten toplumu inciten torba yasalar geçiyor. Bütün toplumu ilgilendiren demokratikleşme adımlarını atmaya engel nedir?” diye sordu.

Kaynak: MA