ÖZEL HABER/Güneş OCAĞA-Mehmet Rumet SOYLU
Her yıl Diyarbakır ve bölge illerinden Türkiye’nin batısı ile Karadeniz bölgelerine mevsimlik işçi olarak giden Kürt işçilerin uğradığı saldırılar gündeme gelirken, bölgede gelişen fıstık üretimi yeni bir istihdam alanı oluşturuyor. Diyarbakır’da her geçen yıl büyüyen fıstık üretimine dikkat çeken Fıstık Üreticileri Birliği Başkanı Celalettin Birtane, kentte hayata geçirilecek ve genişletilecek fıstık üretimi projelerinin binlerce kişiye istihdam sağlayabileceğini söyledi. Fıstık üretiminin yalnızca ekonomik bir getirisi olmadığını, aynı zamanda bölge halkının kendi kentinde çalışma imkanına kavuşmasını sağlayacağını belirten Birtane, üretimin büyümesiyle Diyarbakır ve çevre illerden Türkiye’nin batısı ile Karadeniz bölgelerine mevsimlik işçi olarak gitme zorunluluğunun da ortadan kalkacağını ifade etti.

“DİYARBAKIR’DA 200 BİN AĞAÇTAN VERİM ALIYORUZ”
Farkındalık yaratacak eğitim çalışmaları gerçekleştirdiklerini belirten Birtane, “Diyarbakır Fıstık Birliği olarak yaklaşık 3-4 yıldır Diyarbakır’da fıstık tarımının yaygınlaştırılması yönünde eğitimler ve toplantılar düzenleyerek bir farkındalık yaratmaya çalışıyoruz. Çünkü şunu biliyoruz ki bugün Diyarbakır’da endüstriyel tarıma, yani pamuk, mısır ve buğday üretimine elverişli olmayan yaklaşık 1 milyon dönüme yakın arazi var. Bu arazilerin en az 30 milyon fıstık ağacının dikilebileceği alanlar olduğunu düşünüyoruz.
Şu ana kadar yaptığımız çalışmalarla ancak 1 milyon ağacın üzerine çıkabildik. Bu 1 milyon ağacın yaklaşık 800 bininin yaş ortalaması ise henüz 5 civarında. Yani bu ağaçların önemli bir bölümü daha genç ve henüz üretim dönemine girmiş değil.
Fıstık ağacı yaklaşık 8 yıl sonra ürün vermeye başlıyor. Ancak bugün Çermik’te, Çınar’da, Bismil’de, Dicle’de ve Silvan’da yaklaşık 200 bin ağacımız artık ürün veren yaşa gelmiş durumda. Dolayısıyla bugün bunun ekonomik karşılığını sahada görmeye başladık” dedi.
“FISTIK BÜYÜK BİR EKONOMİK KATMA DEĞER”
Fıstığın büyük bir ekonomik katma değer oluşturduğuna dikkat çeken Birtane, “Bizim çok net bir iddiamız var; hiçbir tarım çeşidinin, fıstık tarımı kadar yüksek ekonomik katma değer oluşturduğunu düşünmüyoruz. Bunu somut bir örnekle ifade etmek istiyorum. Bir arkadaşımız 350 dönümlük bir arazide üretim yapıyor. Bu yıl koşullar yağışlı ve soğuk geçmesine, dolayısıyla beklenen verimin tam olarak alınamamasına rağmen, raporlarına göre 150 dönümlük araziden bu yıl elde ettiği net karın 1 milyon 500 bin TL olduğunu ifade ediyor. Aynı üretici, bu arazide pamuk ekmiş olsaydı maksimum karının 200 bin TL’yi geçmeyeceğini söylüyor. Eğer bu yıl yağışlar daha iyi gitmiş olsaydı, söz konusu 1 milyon 500 bin TL’lik net karın en az 3 milyon TL olacağını ifade ediyor. Dolayısıyla fıstık tarımının ekonomik açıdan ne kadar yüksek bir katma değer oluşturduğunu, sahadaki bu somut örnekler üzerinden görebiliyoruz” diye konuştu.

“FISTIK AĞACI DOĞAYA BÜYÜK KATKI SUNUYOR”
Fıstık ağacının ekolojiye ve doğaya da büyük bir katkı sunduğunu dile getiren Birtane, “Bugün mısır, pamuk ve buğday tarımında yoğun miktarda gübre, su ve zirai ilaç kullanılıyor. Bunların tamamı bir şekilde doğaya ve ekolojik sisteme bırakılıyor. Özellikle yoğun sulama, gübreleme ve ilaçlama, doğa üzerinde ciddi bir baskı oluşturuyor. Fıstık tarımında ise durum çok farklı. Fıstık ağacı, bir kez kurulduktan ve üretim dönemine girdikten sonra diğer endüstriyel tarım ürünlerine kıyasla çok daha düşük miktarda gübre, sulama ve ilaçlama ihtiyacı duyuyor. Dolayısıyla doğaya olan maliyeti son derece düşük. Bu nedenle biz tarımı sadece ekonomik bir faaliyet olarak görmüyoruz. Bir ürünü ve o ürünün üretim modelini değerlendirirken iki temel noktaya bakıyoruz. Bunun ekonomiye katkısı nedir ve doğaya katkısı nedir? Fıstık tarımında her iki açıdan da çok önemli bir potansiyel olduğunu görüyoruz. Bir tarafta çok yüksek bir ekonomik getiri var, diğer tarafta ise doğaya ve ekolojik sisteme önemli bir katkı söz konusu” diye kaydetti.
“DİYARBAKIR’DA BİNLERCE KİŞİNİN İSTİHDAM OLACAĞI BİR ALAN”
Fıstık üretim çalışmasından binlerce kişinin istihdam edileceğine vurgu yapan Birtane, şunları söyledi:
“Bugün eğer biz 30-40 milyon ağaç dikimine başlasak, dikimin başladığı andan itibaren sürekli çalışma gerekiyor. Çapasıdır, ot mücadelesidir, budamasıdır, aradaki otların temizlenmesidir ve sonrasında hasadının yapılmasıdır. Bu işin hasadı elle yapılıyor. Dolayısıyla bu, 90 gün boyunca 3 bin işçinin çalışması demektir. Eğer Diyarbakır'da biz bugün 30 milyonun üzerinde ağaç dikimini başarabilirsek, bu, 3 bin insanın 90 gün, yani 3 ay boyunca çalışması demektir.

Dolayısıyla burada çok büyük bir istihdam potansiyeli oluşacak. Bunun yanında aile işletmeciliği boyutu da gelişirse, aileler de kendi arazilerinde, kendi tarlalarında üretimin içerisinde yer alacak. Bu da son derece önemli. Yani bir taraftan işçi çalışacak, diğer taraftan aile kendi arazisinde ve kendi üretiminde emek verecek. Böylece hem istihdam oluşacak hem de kırsal alanda aile işletmeciliği güçlenecek. Bunun sonucunda da Diyarbakır ekonomisine çok büyük bir katma değer sağlanacak. Üstelik burada sadece birkaç yıllık bir üretimden bahsetmiyoruz. Fıstık ağacı yaklaşık 200 yıl boyunca ürün verebilen bir ağaç. Dolayısıyla bugün atacağımız bir adım, sadece bugünün ekonomisini değil, gelecek nesillerin ekonomisini de ilgilendiriyor.”
“TÜM KURUMLAR ORTAK BİR PROGRAM ÇERÇEVESİNDE HAREKET ETMELİ”
Bütün kurumların ortak bir plan doğrultusunda hareket etmesi gerektiğine dikkat çeken Birtane, şunları kaydetti:
“Ancak bunun altını özellikle çizmek istiyorum; bu, bir kişinin ya da tek bir kurumun tek başına altından kalkabileceği bir çalışma değil. Yerel yönetimler çok önemli. Merkezi kurumlar çok önemli. Tarım teşkilatları çok önemli. Milletvekillerimizin desteği çok önemli. Sağ olsunlar, bugüne kadar yerel yönetimlerimizden ve milletvekillerimizden projelerimize önemli destekler gördük. Tarım İl Müdürlüğümüz de çalışmalarımıza tam destek veriyor. Ancak bunun artık çok daha planlı, programlı ve uzun vadeli bir eylem planı içerisinde yürütülmesi gerekiyor. Çünkü biz burada sadece birkaç bin, birkaç yüz bin ağaç dikmekten bahsetmiyoruz.
Diyarbakır’ın tarımını değiştirebilecek, kırsal ekonomisini güçlendirebilecek, binlerce insana istihdam sağlayabilecek ve gelecek nesillere kalıcı bir ekonomik değer bırakabilecek bir dönüşümden bahsediyoruz. Bu nedenle fıstık tarımının Diyarbakır’da yaygınlaştırılması konusunda bütün kurumların ortak bir plan ve program çerçevesinde hareket etmesi gerektiğine inanıyoruz.

Biz Diyarbakır Fıstık Birliği olarak bu çalışmanın öncülüğünü yapmaya, eğitimler vermeye, üreticilerimizi bilinçlendirmeye ve bu konuda farkındalık oluşturmaya devam edeceğiz. Çünkü inanıyoruz ki Diyarbakır’ın bugün atacağı doğru bir adım, yarının çok daha güçlü tarım ekonomisinin temelini oluşturacaktır.”
“KOŞULLAR ELE VERİRSE AMERİKA’AYI DA GEÇERİZ”
Koşullar el verirse fıstık üretiminde Amerika’yı dahil geçebileceklerini belirten Birtane, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Dünya Araştırmaları Ajansı’nın 2019 yılı raporunda, dünya fıstık üretiminin yaklaşık yüzde 90’ının Amerika, Türkiye ve İran’da gerçekleştirildiği ifade ediliyor. Bu üretimin yaklaşık yüzde 60’ını Amerika tek başına gerçekleştiriyor. Türkiye yüzde 20, İran ise yüzde 20 civarında bir paya sahip. Türkiye’ye baktığımızda ise üretimin yaklaşık yüzde 95’inin Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde gerçekleştirildiğini görüyoruz.
Başta Adıyaman, Gaziantep, Şanlıurfa, Diyarbakır, Mardin, Batman ve Şırnak olmak üzere bu iller, Türkiye’nin fıstık üretiminin merkezini oluşturuyor. Ancak bu kadar önemli bir üretim potansiyeline sahip olmamıza rağmen, bölgemizde fıstık tarımı hala istenilen düzeyde değil. Oysa bu bölgenin fıstığının aroması ve kalitesi, hem İran’da hem de Amerika’da üretilen fıstıklardan çok daha iyi. Bizim çok önemli bir avantajımız var. Toprağımız, iklimimiz ve coğrafi koşullarımız fıstık üretimi için son derece elverişli. Ürettiğimiz ürünün kalite ve aroma açısından dünya piyasasında çok önemli bir karşılığı olabilir.”
“EKİM AYINDA ÖNEMLİ BİR TOPLANTI OLACAK”
Ekim ayında önemli bir toplantıyı gerçekleştireceklerini ifade eden Birtane, “Acil Eylem Planı çerçevesinde Sayın Valimizle bu konuda bir görüşmemiz oldu. Kendisi konuya çok sıcak baktı ve destek verdi. Ayrıca Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanımızla da görüşmelerimiz oldu. Onlar da bu konuda bize çok destek oldular. İl Tarım Müdürümüz de aynı şekilde çalışmalarımızda bize çok yardımcı oldu. Dolayısıyla biz önümüzdeki sonbaharda, Ekim ayında ‘Fıstık Acil Eylem Planı’ adı altında bir toplantı gerçekleştireceğiz. Bu toplantıyla birlikte üç yıllık bir eylem planı çıkarmayı düşünüyoruz” dedi.
“İNSANLAR KENDİ TOPRAKLARINDA, KENDİ BÖLGELERİNDE ÇALIŞACAK”
Diyarbakır’da fıstık üretiminin yaygınlaşmasıyla batıya mevsimlik işçi göçünün de önüne geçeceğini vurgulayan Birtane, “Fıstık üretim çalışması aynı zamanda, batıya giderek tarım işçiliği yapan ve hepimizin malumu olan emekçi kardeşlerimize yönelik ırkçı saldırıların da önünü kesecektir. Çünkü bu işten anlayan, bu alanda deneyimli emekçiler kendi bölgelerinde çalışma imkanı bulacaklar. Kendi topraklarında, kendi bölgelerinde çalışacaklar. Böylece bugün zaman zaman karşılaştığımız o üzücü ve kabul edilemez saldırı görüntüleri de artık ortaya çıkmayacaktır.
“İNSANLAR DAHA SAĞLIKLI KOŞULLARDA ÇALIŞACAK”
Fıstık tarımı bölgemizde geliştiği zaman, bu bölgedeki işçilerin batıya gitmelerine kesinlikle gerek kalmayacak. Hem çalışan emekçiler burada daha sağlıklı koşullarda çalışacak hem de daha iyi bir gelir elde edecekler. Aynı zamanda bu gerginlikler de ortaya çıkmayacak ve toplum içerisindeki kutuplaşma azalmış olacak. Çünkü bu bölgeden insanlar başka bölgelere çalışmaya gittiklerinde maalesef zaman zaman haksız saldırılara uğruyor, çok çirkin saldırılara ve hakaretlere maruz kalıyorlar. Bu vesileyle emekçinin emeğinin sömürülmesinin de önüne geçmiş oluruz.
“BÖLGEDEKİ İNSANLAR BATIYA GİTMEYECEK”
Bölgedeki insan fındık hasadı için başka bölgelere gitmek zorunda kalmayacak. Kendi bölgesindeki fıstık üretiminde, daha sağlıklı koşullarda, herhangi bir saldırı ve hakaretle karşılaşmadan emeğinin karşılığını alacak. Karadeniz Bölgesi’nde fındık üretiminde çalışan emekçiler de artık kendi bölgelerinde çalışacak. Şehir dışından gelen ve kıt kanaat bir para karşılığında çalışmak zorunda kalan işçilerin aksine, kendi bölgelerinde kendilerine en uygun yevmiyeyi talep edebilecekler. Dolayısıyla herkes kazanacak” dedi.
“DEVLETİN FISTIK ÜRETİCİSİNE DOĞRUDAN BİR DESTEĞİ YOK”
Devletin fıstık üreticilerine yönelik doğrudan bir desteğinin olmadığının da altını çizen Birtane, “Bugün devletin fıstık işletmeciliği yapmak isteyenlere yönelik doğrudan bir desteği bulunmuyor. Daha önce bu konuda destek veriliyordu. Tapulu arazisi olan vatandaşlar Orman İl Müdürlüğüne başvuruyor, bir proje hazırlıyordu. Hazırlanan proje kapsamında yüzde 50 hibe alma imkanı vardı. Geçtiğimiz hafta Diyarbakır’da bölgedeki üç kamu bankasının genel müdürleriyle toplantılar gerçekleştirildi. Ben de Ziraat Bankası Genel Müdür Yardımcısı ile bir görüşme yaptım. Kendisine, Diyarbakır’da ve bölgede fıstık tarımının gelişmesi ve yaygınlaşması için destek verilmesini talep ettim” diye konuştu.
“ÜRETİCİYE GERİ ÖDEMESİZ YA DA DÜŞÜK FAİZLİ KREDİ DESTEĞİ SAĞLANSIN”
Üreticiye kredi desteğinin verilmesi gerektiğini dile getiren Birtane, “Çünkü burada çok önemli bir sorun var. Fıstık ağacı yaklaşık 7-8 yıl boyunca üreticinin cebinden para çıkmasını gerektiriyor. İnsanlar yıllarca yatırım yapıyor ama karşılığını almak için beklemek zorunda kalıyor. Bu süre, üretici açısından gerçekten çok zor. Bizim önerimiz şu; ilk 3 yıl kişi ağacını diksin, bakımını yapsın ve ağacını geliştirsin. Geriye kalan yaklaşık 4 yıl boyunca, ürün gelirine ulaşıncaya kadar üreticiye geri ödemesiz veya çok düşük faizli kredi imkanı sağlansın. Bu noktada bir kredi imkanı yaratma şansımız olabilir. Bu konudaki çalışmalarımız devam ediyor.
Çünkü fıstık tarımı Güneydoğu’da geliştikçe ve yaygınlaştıkça, bizim buradan Karadeniz’e gidip orada fındık hasadında çalışmamıza gerek kalmayacak. Herkes kendi bölgesinde çalışacak. Karadeniz’deki insan kendi bölgesinde çalışacak, Güneydoğu’daki emekçi de kendi bölgesinde çalışacak. Dolayısıyla her iki bölgenin emekçisinin de emeği sömürülmemiş olacak. Herkes kendi toprağında, kendi bölgesinde ve daha sağlıklı koşullarda çalışarak emeğinin karşılığını alabilecek” diye konuştu.
“HERKES FISTIK ÜRETİMİ İÇİN ÇABA SARF ETSİN”
Herkesin fıstık üretimi için çaba sarf etmesi gerektiğini dile getiren Birane, son olarak şunları ifade etti:
“Son olarak şunu söylemek istiyorum; Diyarbakır’daki bütün yerel yönetimler, merkezi yönetim, sivil toplum örgütleri ve sanayi yapıları, Diyarbakır’da fıstık tarımının geliştirilmesi yönünde çaba sarf etmelidir. Çünkü kırsal zenginleşirse, kırsal ekonomik refaha kavuşursa ancak o zaman şehir merkezleri de refaha kavuşur ve zenginleşebilir. Bunların hepsi birbiriyle bağlantılıdır. Diyarbakır’daki bütün köylerde ve kırsal bölgelerde yaşayan insanlarımıza da çağrım şudur; her ailenin mutlaka en az 500 fıstık ağacı olması gerektiğine inanıyorum. En az 500 ağaç. Bu, ailenin geleceği açısından son derece önemli.
“BİR AİLE, 200 YIL BOYUNCA ÜRÜN VEREBİLECEK BİR AĞACA SAHİP OLACAK”
Çünkü bugün dikilen bir fıstık ağacı, yalnızca bugünün değil, gelecek nesillerin de ekonomik güvencesidir. Bir aile, 200 yıl boyunca ürün verebilecek bir ağaca sahip olduğunda, ekonomik anlamda geleceğine dair çok önemli bir güvence oluşturmuş olur. Böylece ailenin ekonomik kaygıları azalır. Ekonomik nedenlerden kaynaklanan gerilimlerin önüne geçilir. İnsanların yaşamına, psikolojisine ve aile düzenine de olumlu bir katkı sağlanır.
“FISTIK TARIMI YAPAN YURTTAŞLAR ÇOK AZİMLİ OLMALILAR”
Fıstık tarımı yapan insanların en başta çok azimli olması gerekiyor. Sabırlı olması gerekiyor. Çünkü bu iş, uzun vadeli düşünmeyi gerektiriyor. Hepimizin bu konuda mücadele vermesini ve ağacı sevmesini istiyorum. Çünkü fıstık tarımıyla uğraşan insanların morali ve psikolojisi üzerinde de çok olumlu bir etkisi olduğuna inanıyorum. Doğayla ve özellikle fıstık gibi uzun ömürlü bir ağaçla baş başa olmak gerçekten bambaşka bir şeydir. İnsanın toprağıyla, ağacıyla, doğasıyla bağ kurması; sadece ekonomik bir kazanç sağlamaz. Aynı zamanda insana huzur, sabır, umut ve geleceğe dair güven verir. Bizim istediğimiz; Diyarbakır’da hem ekonomik olarak güçlü, hem doğayla barışık, hem de kendi toprağında emeğinin karşılığını alabilen bir toplum ve güçlü bir kırsal ekonomi oluşturmak.”




