Diyarbakır’da Newroz kutlamalarının yapıldığı alanki coşku yağışlı havaya rağmen bir an olsun dinmedi. Program yarılanırken, alana gelişler de durmadı. Birçok kontrol noktasından alana gelişler devam etti.

Sırrı Süreyya Önderi için hazırlanan sinevizyon gösteriminin ardından Abdullah Öcalan’ın mesajı okundu. Bu sırada alanda sessizlik hakim oldu.

ÇETİN ARKAŞ KONUŞTU

İmralı Cezaevi’nde Abdullah Öcalan ile birlikte süre kaldıktan sonra tahliye edilen Çetin Arkaş da yüzbinlere hitap etti.

‘BAYRAMI BEKLER GİBİ BEKLEDİM’

Arkaş, Newroz’larda verilen direnişleri hatırlatarak, “Hayatim boyunca bu denli kitlesel bir Newrozu ilk defa yaşıyorum. O nedenle çok heyecanlıyım. Bayramı bekleyen çocuklar gibi günlerdir bu heyecanla Newrozu bekledim.

Bizzat katıldığım en kalabalık Newrozu 35 yıl önce İstanbul Abdi İpekci Spor salonunda yaşamıştım. On bin kişilik kalabalığı görünce arkadaşlarla birbirimize sarılarak ‘ne kadar çoğuz’ diyerek mutlu olmuştuk. O arkadaşlarımın çoğu bugün fiziki olarak aramızda değiller. O nedenle ne kadar kalabalık olsak da o kadar eksiğiz. Biliyoruz ki onların ve onlar gibi nice bu halkın değerli evlatları sayesinde bugün milyonlarız, her yerdeyiz. Bundan olacak bir yanım sizlerle buluşmanın heyecanındayken bir yanım da sizlerle buluşması gerekenin yokluğunun hüznünde.

HEPİMİZİN ONLARA BORCU VAR

Onların da fiziken bu Newrozu yaşamlarını ve görmelerini isterdim. Yitirdiklerimizi ve yarattıklarımız hissedin ve asla unutmayın. Yitirdiğimiz her bir can bu halkin en güzel, en seçkin evlatlarıydı, sizlerin evlatlarıydı, bu kıymetli analarımızın evlatlarıdır. Şimdi o canları halaylarınızda hissedin, sloganlarınızda hissedin ve mücadelenin tam ortasında hissedin. Hepimizin onlara verilmiş sözü var, borcu var.

MUTLAKA BAŞARACAĞIZ

Bu mücadele boyunca nice anne evlatlarını yitirdiler, kimisi hala mezarsız çocuklarının kemiklerini bekliyor. Bizler büyük bedellerle bugünlere geldik. Değerli analarımızdan birini de vakin zamanda yitirdik. O kıymetli anamız hasta yatağında bizlerle vedalaşırken tüm evlatlarıyla vedalaşır gibiydi. Son sözü; ‘Emeğimiz boşa gitmesin, evlatlarım başarın’ olmuştu. Bu anamızın şahsında yitirdiğimiz ve yaşayan tüm değerli analarımıza söz veriyoruz; Başaracağız, mutlaka başaracağız.

Değerli halkımız,

Bu Newrozu apayrı koşullarda karşılıyoruz. Bir yılı aşkın bir süreye yayılan ve şayet başarırsak herkesin kazanacağı Barış ve Demokratik Toplum Süreci içinde Newroz'u karşılıyoruz.

Bu yeni yüzyılda Ortadoğu’da Kürtlerin inkarına dayanan yüzyıllık statükonun parçalandığına şahitlik ediyoruz. Sormak isteriz, Kürdün inkarıyla sürdürülen son yüzyıl kime ne kazandırı? İnkar, asimilasyon ve isyan etrafında kurulan bu döngü artık kırılmalıdır. Ortadoğu da sayısı 60 milyona varan bir halk daha ne kadar görmezden gelinecek? Peki, bu halkı daha fazla görmezden gelmek neye mal olacak? Bunları yaşayarak deneyimlemedik mi? Newroz halkı olan Kürtler, dayatılan yüzyıllık inkara boyun eğmedi, varlık mücadelesini kazandı ve bugün de bu Newrozla özgürlük mücadelesini kazanacaktır. Kürtler artık hukuki olarak varlık statüsünün tanınması için mücadele etmektedir. Bu meydan ispatlanan Kürt varlığının artık statü sahibi olmasını, bu coğrafyadaki kardeş halkların tümü kadar Kürtlerin de özgür ve onurlu bir şekilde kendi anayurdunda yaşamayı hakkettiğini haykırmaktadır. Bu meydan meydan Kürt’ün kendini komün ruhuyla yeniden yaratmasını, ‘jin jiyan azadî” ruhuyla yeni yaşamı inşa edeceğini haykırmaktadır.

‘BİRLİĞİN ADI OLMUŞTUR’

Gelin bu Newroz'da, Newrozun direniş ve isyan geleneğine, büyük halklar buluşmasına ekleyelim. Kürdün ismiyle de cismiyle de tüm varlığıyla hakiki bir buluşmayı sağlayalım. Yine Rojhilat, Rojava, Basur ve iste Bakur demokratik entegrasyon ruhuyla ulusal birliğini yakalamalıdır. Kimse de bunu bir tehdit olarak algılamamalı, bunun adını da bir halkın buluşması olarak tanımalıdır. Bu Newroz Kürt ulusal birliğinin de adi olmuştur artık.

ADIM ATIN

Biliyoruz barış cesaret ister, belki aceleye gelmez ama eğer bunun için fırsatlar da doğmuşsa hızlı adımlar atmayı da farz kılar. Şayet devlet bu sürecin kazanması için gerekli adımları atmazsa bu çözüm fırsatının bir daha yakalanmasının zor olacağı bilinmelidir. İşte bu nedenle daha cesur olun, barış için gerekli adımları atın.

Kürt’ü kabul eden, onun tarihsel ve coğrafi varlığını da Önderliğini de kabul etmek durumundadır. Artık İmralı esareti daha fazla sürdürülemez. Önder Apo'nun hukuki statüsü netleştirilmeli, özgürce çalışıp, iletişimde bulunabileceği koşullar yaratılmalıdır. Barış olacaksa, Önder Apo'nun sadece posterleri değil, bizzat kendisi Amed meydanında olacak. Kürtler Önderliksiz bir çözümü asla kabul etmeyeceği gibi, farklı arayışların da bu coğrafyanın tamamına negatif yansıyacağını da görmek gerekiyor.

Bizlere Kürtlük ve mücadele dersi vermeye kalkanlara da bir çift söz söyleyerek bitirmek isteriz. Önder Apo ve yoldaşları onurlu ve özgür yaşamdan asla taviz vermediler. Öldüler, asit kuyularında yakıldılar, hapislerde çürütülmeye, sürgünlerde ettirilmeye çalışıldı ama asla yılmadılar.. Özgür Kürtlük bilinci bu sayede korunmuştur ve artık geri dönülmez bir noktadadır. Analarımıza, şehitlerimize verdiğimiz söz gibi bu mücadele zaferle taçlanana kadar da ayni kararlıkla devam edecektir.

Diyarbakır’da Newroz ateşi coşkuyla yakıldı
Diyarbakır’da Newroz ateşi coşkuyla yakıldı
İçeriği Görüntüle

Artık barış ve demokratik birlik zamanı! Bu fırsatı kaçırmayalım. Bizleri ve coğrafyamızı huzurlu ve müreffeh geleceğe taşıyarak, fırsatı elimizi uzattığımızda tutabileceğimiz kadar bizlere yakındır.

Gerçek bir barışı tüm halklarla beraber başardığımız, Önderliğimizi ve hapisteki tüm yoldaşlarımız özgürleştirdiğimiz günler gerçek bayram günleri olacaktır. Bu günler hiçte uzak değildir, yeter ki bunu başaracağımıza inanarak daha fazla çalışalım, mücadele edelim.”

Kaynak: HABER MERKEZİ